Yabancılaşma ve Metinlerarasılık (Intertextuality)
"Zihnimde bir düş olan sevgili oğlum, işte böylece zavallı babanın yaşayamadıklarını yaşadın ve dokunamadıklarına dokundun. Bir babanın kendi oğlundan bekleyeceği şekilde kahraman değildin. Son derece silik ve mütevaziydin. Bununla birlikte, arada bir senin kulağına, karakterinle bağdaşmayacak sözler fısıldamadan edemedim. Çünkü düşler görmektense, boşluğun kendisine tapan insanlar karşısında küçük düşmeni istemedim. Sonunda, senin için düşlediğim macerayı yaşadın ve böylece senin için yazdığım atlası okumuş oldun.”
Sayfa 236 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
··
100 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Bu alıntıdaki bir ifadeyi açıklamakta fayda var: “Boşluğun kendisine tapanlar” ifadesinin dinsel metinlere dayalı bir kökeni vardır: İhsan Oktay Anar gibi entelektüel donanımı ve bilgisi yüksek birisi böylesi bir ifade kullanıyorsa bir yerlerde kökü vardır mutlaka: Eski Ahit’te Şeytan’ın yüce bir amacı olduğundan bahseder. Şeytan, ayette yazıldığı haliyle göklere ulaşıp yıldızların da üzerine çıkıp Yaradan’ın üzerinde kendini konumlandırır. Tevrat’ta bu istikamet kuzey/yukarı yönlüdür. Romanda ise bu ayetten hareketle “karanlığa ve boşluğa tapan” yani göğü (yıldızlarında üstünü) ve iktidarların/gücün en büyüğüne erişmeyi amaçladığı görünmektedir. Kibirden hırstan gözü dönmüş halde gözü hep en yukarıda Yaradan’ın mevkiindedir. Ebrehe’nin (Yani İblis’in) bu amacı doğrultusundaki en büyük hırsı, evrendeki bilginin tamamına sahip olmaktır. O, bilir ki eğer tüm mevcut ve mevcut-dışı tüm bilgiye sahip olursam gücü/iktidarı tamamen ele geçirip arzuladığı mevkiye (yıldızların üstüne, Yaradan’ın makamına) erişebileceğini düşünür. Başında olduğu Teşkilat-ı İstihbarat-ı Hümayun’un koltuğunu oldukça iyi doldurur çünkü her atılan adımdan, herkesin aldığı nefese kadar her şeyden haberi vardır. Atılan her adımı görür bilir. Her şeyi görme, her şeyi duyma sıfatlarını icra eder. En büyük gücün bilgi olduğunu bilir ve zaten en büyük hırsı da her şeyi bilmektir. Bu sayede tam kontrolü sağlayabilecektir. Bu, bir ‘’Veri Mülkiyetine Dayalı Bilginin Diktatörlüğü’’ dür. Ebrehe (İblis), bilgiyi ele geçirerek insanlığa zulm etmektedir. Bu kadar yığınla bilgiyi elinde tutan Ebrehe’nin insan hakkında gayet iyi bildiği başka bir bilgi daha vardır: İnsanın en büyük zaafı olan, ‘’Ölüm Korkusu’’. . . O, insanın zaafını yönetmeyi de çok iyi bilmektedir. Devamı için inceleme yazımın tamamına buradan ulaşabilirsiniz: #219179666