Yeni bir N. G. Kabal serisiyle karşınızdayım.
Serinin ilk kitabının çok sevilmediğini göz önüne alarak düşük bi beklentiyle başladım ve iyiki öyle yapmışım.Çünkü beni delirten çok şey vardı.
Öncelikle bir karakter hariç diğer karakterlere bir türlü ısınamadım.Maya karakterinin Doruk Ilgaz’a olan takıntısı beni delirtti.Yani tamam yalnız ve zor bi hayatı olmuş bir yere kadar anlayabiliyorum ama Doruk aşağıya Doruk yukarı bir süre sonra bunaldım.Ayaz karakteri hakkında kararsızım.Armi karakterinin derdi ne hiç bilmiyorum.Armoni karakterine ısınmıştım ama son sayfalarda öğrendiğim şey beni oldukça şaşırttı.Dila’dan nefret ettim.Ama napalım her kitaba bi kötü karakter lazım.Ve gelelim Fetih Yargıcı nam-ı diğer Kumral’a.Bu karaktere bayıldım.Tam bi Klaus Mikaelson havası var onda.Direk aklıma onu getiriyor.Sırf onun için tekrar okuyabilirim kitabı :)
Genel olarak ele alırsam kitabın ilk yarısı bunaltıcı olup sonra güzelleşmeye başladı, sonra Maya’nın bi tercihi yüzünden kitap gene sinir edici moduna geçti.Hatta bi araya başka kitap alıp çapraz okumamı yapsam diye düşündüm.Ama iyi ki yapmamışım.Çünkü son 15 sayfa..Bi twist bekliyordum ama bu kadarını hiç beklemiyordum.Öyle bir yerde bitti ki direk ikinci kitaba geçmek istiyorum.Bence seriyi okumalısınız.İlk kitap ne kadar beklenti karşılamıyor olsa da bence okunmaya değer.
Buradan sonrası spoiler içerir, kitabı okumadıysanız burayı atlamanızı öneririm.
~~~~~~~~~~~~~~
Yukarda da söylediğim gibi Maya’nın Doruk sevgisi beni çok bunalttı -ki bu sevgi değil bu bildiğiniz saplantı.Kaç defa onu yarı yolda bıraktı, yalan söyledi, bir sürü şeyle suçladı.Ama yine de Doruk.Yahu adama “Onu seviyorsun” diyorsun seni bi sessizlik karşılıyor.Sonra da “Seni daha çok seviyorum” cevabı alıyorsun.Bu neyin kafası ya.Daha ne duruyorsun orada?Bi sal artık.Ayrıca anlam veremediğim bi şekilde her şey için kendini suçluyor.Sürekli kendine acıyor.Hiçbir şekilde kendi düşüncesiyle hareket etmiyor ya da bunu denemiyor.Sürekli birileri tarafından yönlendirilmesine izin veriyor.
”Seçeneğiniz olmadığı zamanlarda genelde asla seçmeyeceğiniz şeyleri yaşamakla hüküm giyersiniz.Benim hayatımın tümü bunlardan ibaretti.” Bir sürü böyle benzer cümleler okudum.Bunu yapma işte ya.Her şeye kabullenmesi aşırı sinir bozucu.
Fetih’e gelecek olursak, kitapta en sevdiğim yer onun olduğu yerlerdi.Dedim ki tamam işte istediğim şeyler geliyor.Ama sonra Maya ne yaptı?Doruk gel dedi hemen onun kollarına koştu.Yemin ederim Doruk atla dese bu kız ne kadar yüksekten diye sorar.Az biraz da vicdan yaptı Fetih’e sözümü tutmadım diye ama sonra da bana engel olmadı gitmeme neden izin verdi dedi?Gerçekten mi Maya?Senin aklın düşüncen yok mu?İlla birileri seni sürüklemeli mi yani?Ve gerçekten köpeğin adını Yargıç mı koydun?Şaka mı bu?
Peki sonuç ne oldu?Maya bunun bedelini ağır ödedi.Hak etti tabiki de demeyeceğim, kim böyle bir şeyi hak eder ki.Ama ne olacağını sanıyordu ki?Bu adamın şakası yok.Öylece unutacak mı sandı yani.
Ayaz karakterini çözemedim o öpücük olayı ise baya saçmaydı.İlerleyen sayfalarda onun hakkında daha fazla bilgi olur umarım çünkü Maya bir şey bilmediği için biz de bir şey öğrenemiyoruz.
Armoni’nin kardeşi olması beni çok şaşırttı.Aslında anlamalıydım o asansörde Maya’ya nasıl biriydi diye sorduğunda.Ama o an olaylara odaklanmıştım.Ne düşüneceğimi bilmiyorum hala.Bu konuda kafam hala çok karışık.Ve babasının da hayatta olduğunu öğrendik.Maya bunu öğrenince ne yapacak çok merak ediyorum.
Evet birinci kitabın sonu ikinci kitaba olan beklentimi yükseltti ve umarım beklentimi karşılar.Umarım Maya bu saçma huylarını bırakır.Ve evren hakkında daha fazla şey öğrenirim.Yorumu buraya kadar okuduysanız sabrınızı taktir ediyorum.İkinci kitapta görüşmek üzere