Kitapta; ismini bilmediğimiz kahramanın gerçekte var olup olmadığı anlaşılmayan güzel bir kadına olan aşkı bağlamında; iç dünyasında yaşadığı sıkıntılar, umutsuzluklar, takıntı ve sanrıların aktarılması anlatılıyor.
Kör Baykuş'u 1936 yılında Bombay'da yayımlayan yazar, İran ve Hint kültürlerini sentezleyerek hikâyeye aktarmış. Hatta başkahramanımızın anne ve babasının tanışma hikâyesinin ve daha sonra başlarına gelen olayların son derece garibime gittiğini de söylemeden edemeyeceğim. Olayın bir ucu Hintlilere dayanıyor ne de olsa :)
Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta ise kahramanın hayalinde -ya da gerçek, burası muamma- sürekli kahkaha atan adamın, aslında eniştesi olduğunu düşünmem oldu. Halasının cenazesi önünde eniştesinin onu ve karısını uygunsuz bir şekilde görmesi ve kahkaha patlatması, başkahramanda öyle bir bir utanç duygusu uyandırdı ki, bilinçaltına işlemesine neden oldu bence.
Karısının ona yaşattıkları da yenilir yutulur şeyler değil tabii. Tüm olanlardan sonra gerçek dünyayla bağlantısını koparıp bilinçaltının da etkisiyle kendine hayali bir dünya, hayali bir kadın yaratmış isimsiz kahramanımız.
Modern İran edebiyatının kurucularından olan Sâdık Hidâyet'in okuduğum ilk kitabıydı. Kitabın inceliğinin aksine her sayfasında, her kelimesinde derin anlamlar içerdiğini söylemeliyim. Okuduğum baskının Behçet Necatigil'in çevirisi olması da ayrıca merak uyandırdı bende. İran edebiyatına ilgi duyan arkadaşlarıma şiddetle tavsiye ederim :)
Kör BaykuşSadık Hidayet