·158 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Eylül 2023 01:54 Karnı aç olanın bir derdi vardır, karnı tok olanın bin.
Bu aforizma ile noktalanabilir aslında inceleme. Ama bir kaç kelam daha edelim madem başladık. Kitabı okurken gözümün önüne sık sık Charlie Chaplin geldi. Hani o sefil halini bilirsiniz. Sokaklarda ne yesem diye dolaşışını, bulduğu bir yarım sigarayı keyifle yakıp iki fırt çektiğini, hatta yine söndürüp gömleğinin cebine sonra içmek için istiflediğini...
Kahramanımız onca insan arasında, açlıktan odun kemirirken, köpeğe vereceğim yalanıyla kasaptan rica ettiği bir kemiği kemirirken, ağzımda birşey olsun diye taş alıp emerken, mideme birşey girsin diye tükürdüğünü yutarken, hem de dediğim gibi, onca insan arasında, çölde, denizin ortasına, dağın tepesinde değil, aramızda, yanı başımızda yaşanışı bu olayların, çarpıyor insanı...
Bir halden anlayan, bir çorba ısmarlayan, açsan sofraya buyur diyen bir insan da çıkmaz mı insanın karşısına?
Bu geceyi nerede nasıl geçirsem, kimden bir ekmek parası rica etsem diye düşunmek zorunda kalmak, tabi borç olarak, çünkü insanız hala, gururluyuz, dillenmek zorumuza gider, veya çalmak, halimizi belli etmek, birisine anlatmak hatta şikayet etmek. Ne münasebet! Açlıktan ölelim daha iyi. Ama park banklarında donarak geçirilen gecelerden sonra sabaha kavuşunca 'yine ölmedim, lanet olsun' diye düşünmek zorunda olmak! Karnı tok, sırtı pek, ama yaşamdan, monotonluktan, heyecansızlıktan şikayet eden bizler, derdi tasası hiç bitmeyen bizler nasıl anlasın? Sonra aşk. Haddine midir böyle sefil bir adamın aşık olması, sevmesi ve sevilmesi? Ama insan değil midir sonuçta, bunlar da ihtiyaç değil midir? Yazar olmak, ekmeğini sanatla çıkarmaya çalışmak ayrı bir konu başlığı. Fabrikalarda fabrika düdüğü ile kart basarak işe başlamak ve yine fabrika düdüğü ile kart basarak üç beş saatlik kendine boş bir zaman için fabrika alanından ayrılan insanlar ne bilsin açlığı, açlık korkusunu? Çünkü onlar aç kalmamak için özgürlüklerinden vazgeçmişlerdir, kendilerini ve sorumluluklarını üstlendikleri insanları tehlikeye atmak istemezler. Açlığın ne olduğunu unutmuş olsalar da, güvenli bir kapıya demir atmak genlerine aşılanmıştır nesiller boyu, hem de kendi ebeveynleri tarafından...
Sözlenecek söz bitmez, ama gönül bıkar, kulak duymaz olur.
Kitapla kalın...