Öncelikle kitabı okurken aynı anda birçok duyguyu yaşadım en baskın duygu ise hüzün oldu. Bir baba ve oğlunun yıllarca birbirinden uzak kalmasının ardından birbirlerine soru bile soramayacak kadar yabancılaşması.Hiç beklemediği bir anda belki de ihtiyaç duymadığını sandığı baba eksikliğini aniden bir kapı tokmağı sesiyle karşısında bulan Yusuf ve babasının hikayesi.Yirmi beş yılın ardından gelen babasının Kars'taki aşıklar bayramına yetişme isteği üzerine her ne kadar affetmeyeceğini düşünse bile hasta hali ile babasını tek başına göndermek istemeyerek onunla beraber yola çıkması ile başlıyor. Uzun cümleler kurulması gerekirken uzun sessizlik eşliğinde geçen yolculuk. Kemal Varol' un da söylediği gibi "Ha üç gün ha otuz üç yıl ; ne kadar vakit geçerse geçsin, bu eski püskü zaman bir oğul ile baba arasındaki eksik cümleleri tamamlamaya yetmiyor …”Uzun geçen yolculuğun ardından babasını âşıklar bayramına yetiştiren Yusuf. Kendi hayatı içinde yok olan babasını aslında insanlar tarafından çok sevildiğini fark ediyor. Çok uzatmadan yazmak gerekirse çevremdeki herkese şiddetle okumalarını tavsiye edeceğim bir kitap. Yusuf' un hikayesi tanıdık gelir bazılarına. Ve tuhafdır ki babalar hep başkalarının hayatında var oluyor. Aşıklar Bayramı