·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Ekim 2023 14:48 Katalın, Budapeşte’de bir sokak. Evleri yan yana, kol kola duran, bahçeleri ve çocukları kardeş üç aile. Çocuklar el ele tutuşup bir daire oluşturuyor, neşeli ve sıcak bir çocuk şarkısı var dillerinde.
Katalın sokağının dışındaki dünya
değişiyor o sırada, şiddetle yoğruluyor.
Göğsünü nefretle şişirmiş, nefesini tutmuş bekliyor. O dünya kokmuş nefesini salacak birgün, ve bu kasırga Katalın Sokağı’nı, üç evi, dostları ve çocukları paramparça edecek. Ölmeden önce kaç defa, ne biçimlerde ölünebildiğini öğrenecek o çocuklar, ve bu bir oyun olmayacak. Çok sonraları, her şey parçalanmadan önceki zamanları, sadece pencereden dışarı baktıkları alelade bir anı niye uzatmadıklarını düşünüp duracak bu çocuklar. Ama oyun bitmiş, karanlık basmış, sokak boşalmış olacak.
Kitabı okumaya başladığımda bir türlü hikayeye kaptıramadım kendimi. Anlatıcı kim, kimin hikayesi bu okuduğum, hikaye başladı mı başlamadı mı anlayamadım.
Sabredince fark ettim ki, ta kitabın başında ipucunu vermiş Szabo. “..yaşanan onca şey arasında sadece anlar, birkaç mekân, birkaç da epizod önemliydi. Geri kalanlar ise, hayatın dolgu malzemesiydi, aynen uzun bir yola götürülen sandığa, içindeki önemli şeyin kırılmasını engellemek için tıkıştırılan talaş gibi.”
Tıpkı bu alıntıdaki gibi, anlar’ı, mekanlar’ı ve epizodlar’ı bir araya getirmiş, savaş kırılıp dökülecek bir şey bırakmadığı için talaştan tasarruf ederek yazmış bu kitabı Szabo. Geri kalanların yükü ağır.
Geri kalanlar hayatımıza tanıklık edenleri yitirince geçmişimizi, geçmişimizi yitirince kendimizi yitirmişiz gibi hissettirecek bize. Hayata kaldığı yerden devam etmenin hoyrat gerçeği, imkansızlığı yüzümüze çarpacak. Çocukluğumuzun sokağı, sokaktaki ağaç, bahçedeki gülüş yerinde durmadığı için, hayatımız karışık bir çekmece gibi, ya sıkışmış açılmıyor, ya aradığımızı bulamıyor olacağız. Kulağımızda eski ve tanıdık bir ezgi, sözlerini unuttuğumuz.
Yine tarihin sahnesinde çırpınıp dönen, perdeyi kapatamayan insanlar; nefret ettiğimiz, kızdığımız, sarılmak için kollarımızı açtığımız, yanı başımızda yürüyecek, yüzlerini tanıdıkların içine, seslerini iç cebimize dolduracağımız karakterler; yine nefis bir Szabo kitabı.