Puan vermedi·226 syf.··
2023 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2023 10:05
Halikarnas Balıkçısı Lise edebiyat derslerinde Cevat Şakir Kabaağaçlı hakkında bize öğretilenler bir sebeple Bodrum'a sürülmesi sonucu Bodrum'a aşık olması, sürgün bittiği halde Bodrum'u kendi benliğinden bir parça sayarak o şehrin eski adlarından biri olan Halikarnas'ı kendine mahlas yapması ve bu Akdeniz şehrinde geçirdiği hayatın edebiyatına olan etkisi şeklinde özetlenebilir. Bu özetin dışına çıkarak yazarın yaşadığı bu sürgün ve kişisel dönüm noktasının inceliklerini öğrenmek istediğim için bir otobiyografik roman olan Mavi Sürgün'ü okumaya başladım. Romana yazarın İstiklal Mahkemesinden ona bir suç duyurusu olduğunu öğrenmesiyle başlıyoruz ancak yazarımız bir süre ne suç işlediğini bile bilmemekle beraber ona verilecek cezanın da ne olacağına dair bi fikri yok. Asker kaçaklarıyla ilgili bir yazısından dolayı kendisine cezai işlem başlatıldığını sonrasında öğrense de yazarımız uzun aylar boyunca belirsizliğin pençesinde yaşamak zorunda kalıyor. İdama çarptırılıp çarptırılmayacağını bilmediğindeki bekleyişi ona verilecek cezanın kendisinden daya büyük bir ızdıraba dönüşürken kalebentlik cezasına çarptırılması sonucu sürgün edildiği Bodrum hakkında hiçbir bilgi edinememesinden ve orada özgür bir şekilde yaşayıp yaşayamayacağından bile emin olmaması sonucunda yaşadığı kaygı da cabası. Bodrum'a sürgünü bile ayrı dert olan yazar, jandarmaların onu Bodrum'a götürme konusundaki hiç aceleci olmayan tavırları yüzünden ceza hükmü verildikten ancak 6 ay sonra şehre varabiliyor. Gemiyle seyahat izni olmadığından (denize atlayıp kaçacağından korkuluyor) bir sürü farklı şehrin jandarma merkezinde aylarca konaklayarak cezanın kendisinden kötü şartlarda yaşıyor. Halikarnas Balıkçısı'nın bu sürgün hikayesini okurken dikkatimi çeken bazı ilginç detaylar oldu, bunlardan benim için en ilginci de o zamanın insanındaki Bodrum şehri algısı. Lisede yazarın hayatını okurken popüler sürgün yerlerinden olan Hicaz gibi bir yere sürülmesindense Bodrum'a sürgün edilmesinin nasıl bir lütuf olduğuna güler dururduk, şimdi okuduğumdaysa yazarın aylar boyunca Bodrum'un kafasındaki imajı yüzünden kaygılanması beni çok şaşırttı. Bizim kafamızdaki Bodrum algısı en lüks tatil yerlerinden biri olup güzel plajları ve iklimiyle herkesin gitmek isteyeceği bir yerken o zamanlarda yazarımız Bodrum Kalesi'ne hapsedileceğinden korkup şehri isminden dolayı kasvetli, bilinmez ve boğucu bir yer olarak tahayyül ediyor; tabii bu algısı şehre daha ilk göz kondurduğu an tuzla buz oluyor. Diğer bir benim için ilginç olan detay ise sürgün ve kalebentliğin bir farkı olduğunu yeni öğrenmem, sürgün edilenler günde bir kez kaçmadığını belli etmek için polis karakoluna yoklama verirken kalebentlik, kaleyle çevrili bir şehrin içinde "serbestçe" kale surları içinde hapis hayatı yaşamakmış. Böyle bir ceza şekli olması garibime gitti. Halikarnas Balıkçısı, bu kitabı okuduktan sonra benim kafamda kitabın başında anlattığı sabırlık çiçeği kadar etrafına karşı dayanıklı ve yeşerilmesi mümkün olmayan ortamlarda bile yaşamasını bilen bir insan olarak yer etti. Otobiyografik roman olmasından dolayı sıkıcı olmasından hiç korkmayın çünkü anlatışı yaşadığı travmatik olaylara karşın mizahlı bir adam Cevat Şakir. Tek tavsiyem anlattığı bitkileri aratabilmek için internetinizin açık olması. Mavi Sürgün
Halikarnas Balıkçısı
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,114 okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.