Kitabı okumadan önce konusu gerçekten fazlaca ilgimi çekmişti. Romanda ana karakterimiz Nora Seed, pişmanlıklarla dolu bir yaşantı sürerken ve hayatını bitirme girişiminde bulunmuşken kendini Gece Yarısı Kütüphanesi'nde bulur ve kütüphanedeki kitapların her biri eğer bir şeyleri farklı yapsaydı nasıl hayatlar yaşayacağını deneyimlemesine olanak sağlar.
Alternatif kararlarımın yaratmış olabileceği hayatlar benim de çokça üzerine düşündüğüm bir konu olduğu için (ve fazla beğeni aldığını gördüğüm bir kitap olduğu için) okumak için heyecanlıydım ama tam bir hayal kırıklığı olduğunu düşünüyorum. İyi bir konu seçimi olması ve insanı sıkmayan bir yapıda olması dışında yapabileceğim pozitif başka bir yorum olmadığı için daha çok eleştirilerimden bahsetmek istiyorum:
1. Tahmin Edilebilirlik
Sanmıyorum ki bu kitaba başlayan biri hikayenin nasıl biteceğini ilk satırdan göremesin. Hem hikayenin gidişatı hem de vardığı sonuç aşırı klişe ve öngörülebilirdi, iyi bir edebiyat dili kullanılmamasıyla birleşince gizem unsuru da olmayınca hikayeyi okumanın bir anlamı kalmadı.
2. Kötü Dil Kullanımı
Diyaloglar o kadar fabrikasyondu ve doğal değildi ki suçu çeviriye atmak isteyerek kafamda diyalogları İngilizce'ye çevirip çeviride nasıl hatalar olmuş olabileceğini düşünmeye başlamıştım ama sonra fark ettim ki büyük ihtimalle ana dilinde de aynı böyle banal duyuluyor. Bana bu sanki yazar günlük hayatta hiçbir sohbete girmeden doğup büyümüş gibi bir hissiyat verdi. Ayrıca karakterlerin verdikleri tepkiler ve tavırları utanç verici derecede karikatürizeydi.
3. Tembel Yazım
Konuşmalar çoğu zaman ana karakter alternatif bir yaşantısına geçtiğinde oradaki bilgi boşluğunun kapatılması için kullanılmıştı ve hiçkimsenin bir soru sorulduğunda şöyle cevaplar verdiğini sanmıyorum: "Aaa canım