Hikaye 3 Amerikalı adamın çıktıları seyahatte sadece kadınların yaşadığı bir ülke olan "Kadınlar Ülkesi "ni öğrenmeleri ve oraya ulaşabilmek için çıktıkları macera ile başlıyor. Terry, Jeff, ve Van bu ülkede bir süre tutsak kaldıktan sonra onların dillerini öğreniyorlar, birlikte kültürel etkileşimde bulunmaya başlıyorlar. Uzun süre önce gerçekleşen bir savaşta tüm erkekler ölünce bu kadınlar kendi kendilerine üremeye başlıyorlar; bu ülkede ne cinsellik var, ne hırs, ne de vahşet. Sadece bilge kadınlar, büyük bir iş bölümü, ve bu kadınların en büyük arzuları olan "annelik" var.
Aslında bu kitaba başlarken büyük umutlarım vardı çünkü hem kült bir kitap olması hem de eskiden yazılmış feminist bir eser olması ilgimi çekmişti ancak o beklentiye varamadığını üzülerek söylemem lazım. Başlarda olay örgüsü sürükleyici olduğu için öyle gider sanıyorsunuz ama kitabın çoğu kadınların yaşantısını ve kendilerini öven diyaloglarla geçiyor, yani fazlaca tekrara düşüyor ve ilgi çekiciliğini yitiriyor. Bu kadınların tek amacının annelik olması da bana biraz garip geldi, annelik dışında daha kutsal bir amaçları yok. Çok kadınları özgürleştiren bir bakış açısı gibi gelmedi.
Ayrıca hiçbir karakter gelişimi yaşanmıyor, bu üç karakteri ılımlı, az ılımlı ve yobaz olarak tanımlayabiliriz ve hiçbirinde hikayenin başından sonuna bir değişim gözlenmiyor. Erkekler olmayınca cinselliğin kökünün kuruması ve rekabetin olmaması da bana bir acayip geldi. Kitapta bu tüm kadınların kardeş olmasıyla açıklanıyor ama bence bu iki şey de erkeklere bağlı olan özellikler değil. "Kadın kadına olunca kardeş kardeş yazıyoruz"dan öteye geçemedik bu yüzden çünkü kendi aralarında sorunlar yaşayıp çözen bir topluluk yok ortada.
Sonuç olarak 200 sayfa kadar kısa bir roman olsa bile biraz zor bitirebildim açıkçası çünkü
"Geçmişe hiç saygınız yok mu? Ata annelerinizin düşündüklerine ya da inandıklarına?"
"Elbette hayır," dedi. "Neden olsun ki? Onlar çoktan gitti. Ayrıca bizim bildiğimizden daha az şey biliyorlardı. Eğer geçmişimizin ötesine geçememişsek ona layık değilizdir; ve bizleri geçmesi gereken çocuklarımıza da layık olamayız."
Bir kadın olarak aşırı derecede sıkılarak bitsin diye okudum. Olay yok bence aynı cümleler evirip çevrilip söylenmiş. Kadınların yaşadığı ülke anlatılırken bile metinde bazı yerler hiç hoşuma gitmedi. Annelik çocuk doğurma falan filan. Konudan sürekli koptum, belki bir olay örgüsü olsa merakla okurdum. Aşşırı sıkıldım kitabın ne anlatmak istediğini de anlamadım. Kadınlar Ülkesi
Görüyorsunuz ya,hiç savaşları olmamıştı onların.Hiç kralları,papazları ya da aristokratları da olmamıştı.Kardeşti onlar,gelişiyorlarsa da birlikte gelişiyorlardı,rekabetten değil,birlikten.