Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2023 50. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2023 00:00
Nietzsche'nin Tragedya'nın Doğuşu adlı eserinde Apollon-Dionysos dengesinin görüldüğü sanatsal-kültürel sosyal işleyiş sağlayan Tragedya'yı bizzat ortadan kaldıran Sokrates figürü mantıkçı-diyalektikçi özne olarak ortaya çıkmıştır. Sokrates erdem, hakikat ve ölçülük hakkında kurduğu felsefe geleneğinde temelde ''Daimon'' anlayışını kendisine göre kanalize ederek daimon'un ezotorik, bilinmez ve gizemci yönüne ışık tutarak insanın içgüdüsel bilgelik içinde olduğunu ve bilinç sahibi olmanın yaratıcılık olduğunu savunmuştur. Nietzsche Sokratesvari daimoncu görüşün son derecede zararlı ve güçsüzleştirici olduğunu vurgulamıştır, daimon'un sadece bilinçlilik, akıl, ölçü, düzen, güzel-iyi gösterilmesinin Sokrates'te etkin bir özne olarak bulunması, insanın kendisine yabancılaşmasına nden olmaktadır. Tragedya söz konusu, daimon'un iki yönü olan Apollon-Dionysos çatışmasında olan insanın yönlerini, arayışlarını ve çatışmasını belirlemiştir, tragedya kibir ve vicdan etkenlerinin insanın varoluş mücadelesi ve kültürel sorunların durumunu göstermektedir. Bu bağlamda, Sokrates'e yakın olan Euripides tragedya'nın olması gereken yönüne ilişkin önemini ortadan kaldırmıştır. Euripides meşhur Tragedya Ölümünü meydana getirmiştir. Euripides Tragedya'da metin-biçimsel değişiklik yapması, koronun etkisinin azaltması ve didaktik unsurları belli etmesi Tragedya'yı bilgi-bilinçlilik yönüne doğru gelişmesine sebep olmasından dolayı, Tragedya'da Apollonik-Dionysos birlik ve sentez parçalanmıştır. Bunun yanında, Tragedyalarda olayların çözümsüz haline gelmesini ortadan kaldıran Deus ex machina'nın (ἀπὸ μῆχῆς θεος) Euripides'te kullanılması, Tragedyalarda suç ve ceza ilişkisinin çözümünde etkisiz kalmasına neden olmaktadır; kibirli kahramanların cezası ironik bir biçimde belirlenmektedir. Bu yönüyle, Euripides'in oyunlarında görülen natüralist-ideal seyirci durumunun oluşması, seyirci-oyun-dekor ilişkisinde seyircinin izleyici-ideal tip halini almasına neden olmuştur. Nietzsche'ye göre, tragedya ne ideal ne de ideal olmayan bir fikir verebilir. Bilindiği haliyle, Tragedya'yı Schopenhauercı anlamda ele alan Nietzsche, Euripides'in aksine Sophokles'in oyunlarını başarılı bulur, çünkü Tragedya bireyselleşme ilkesinin parçalanmasıyla istencin olumsuzlanması gösterir, oysa Euripides istenci olumsuzlayan yöne sahip Tragedya'yı bilinçli, erdemli ve ölçülü olmak nasıl kazanılır ödevi ile donatmıştır. Tragedya bilindiği haliyle, seyircinin oyun bittikten sonra zaten doğrudan, müdahale olmaksızın etik sorunları, varoluş mücadelesini, düşünceyi ve yabancılaşmayı bizzat görebildiği çok yönlü anlam ve bilgi sağlayan bir sanattır. Bu sanat, tam anlamıyla koronun yönlendirdiği ve belirttiği, oyuncuların farklı tiplerde, maskelerde duygu ve durumlarına şekillendiği gösterimdir. Yükselişin değil çöküşün baştan itibaren oluşturduğu, insana yazgısını hatırlatan ve son derecede gayri insanı olayların işlenmesi bakımından insan hayatının kaderinin bireyselleşmelerin parçalanmasının gösterilmesidir. Bir bakıma, istencin korkunç ve bilinçsiz yönünün ortaya çıkmasıdır. Bu bakımdan Euripides Tragedya'nın korkutucu gösterimini, vicdanın türlü olayların görülmesiyle etkin olmasını ve insanını tragedya'da bütün oluşturmasını görmüştür. Bu bakımdan tragedya'yı sadeleştirmesi, olayların sertliğini azaltması ve koronun son derecede duygular üzerinden etkili olan rolünü azaltmıştır. Bunun sonucunda Euripides aslında Tragedya'nın Ölümünü pekinleştirmiştir. Friedrich Nietzsche
Felsefe-Düşünce
Tragedyanın DoğuşuFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,169 okunma
··
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.