Küçük Ağa milli mücadele dönemini Akşehir'de yaşayanların gözünden anlatan bir kitap. Bir tarafta hilafet sancağından başka hiçbir şey için savaşmamış padişahı ve emirlerini her şeyin üzerinde görüp onları destekleyenler, diğer tarafta padişahın elinin kolunun bağlı olduğunu bilen buna karşılık halkın kurtuluşunun yine halk tarafından başarilabileceğine inanan kuvvayi milliyeciler. Kitap birinci dünya savaşından sağ kolunu ve yüzünün yarısını kaybetmiş olan Salih'in memleketine geri dönüşüyle başlar. Salih cephede yalnızca savaşmış verilen emirleri yerine getirmiş sorgulamaktan uzak biri kasabaya döndüğünde de çocukluk arkadaşı olan rum Niko ile arkadaşlığına kaldığı yerden devam eder ve etrafındakilerin nefretini kazanır. Ancak bir gün arkadaşı Nikonun devlet üzerindeki pontus davasını öğrenir ve o günden sonra bir karar verir artık Salih için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Kasabaya bir de Istanbuldan hoca gönderilir bu hoca devlet tarafından sevilen kendisi de padişaha son derece bağlı biridir. Vaazlarinda kuvvayi milliyecileri hainlikle suçlar. Kasabanın doktoruyla yeri gelir halkın karışık olan kafasını iyice karıştırırlar. Salih kendisini silah atış talimleriyle geliştirir ve kuvvayi milliyecilere katılır. Gel zaman git zaman Istanbullu hocayı vurma görevi de Salihe verilir ancak Salih istanbullu hocayı vurmak yerine gerçekleri görmeye davet eder ve tahsilli etrafindakileri kolayca etkisi alabilen Hoca Küçük Ağa olup çıkar. Herkes kendisini öldü bilirken eşi Emineyi başkasıyla evlendirirler oğlu Mehmedin hasretiyle yaşar. Salih ile Küçük Ağa o dönemde türeyen çetelerin içine sızar ve Ankara'nın yararına çalışır. En nihayetinde Çerkez Etemi bozguna uğratırlar.
Kitap o dönemin içinde bulunduğu koşulları her taraftan ele alarak okuyucuyu gerek padişah taraftarlarinin gözünden gerek kuvvayi milliyecilerin gözünden gerekse halkın kurtuluşu için çok başka bir yol seçen çetecilerin gözünden gözler önüne ustalıkla seriyor. Aslinda tarafların tek bir amacı var ülkeyi işgalden kurtarmak ama herkesin yolu yöntemi birbirinden farklı. Dönemin siyasi olayları ustaca işlenirken kahraman kadrosunun bir hayli fazla olması okuyucunun kafasını yer yer karıştırabilir. Bir de kitabın başında ve ortasında yer alan baş kahramanımız Salih kitabın sonunda ortadan kayboluyor ve okucunun aklında bir soru işareti kalıyor. Kitabın dili biraz yorucu yazıldığı dönem itibariyle bunu göze alarak okumaya başlamakta fayda var. Son olarak kitaptaki noktalama hataları gözden geçirilmeli diye düşünüyorum.