Gönderi

Vahşetin Yankıları ve Kayıp Masumiyet : Sineklerin Tanrısı
6/10
·261 syf.··
2023 6. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2023 00:00
Merhabalar, William Golding'in "Sineklerin Tanrısı", bir grup çocuğun ıssız bir adada hayatta kalmaya çalışırken insan doğasının derinlerinde yatan vahşetin dramatik bir portresini sunuyor. Eser, savaş sonrası dönemin atmosferini yansıtır ve insanların içindeki karanlık güçleri ve toplumsal düzenin çöküşünü sorgular. Savaş sonrası ruh halinin kitaptaki yansımasının bir kısmının da yazarın kendi hayatından geldiğini söyleyebiliriz. Bu incelemede, kitabın yazarı William Golding, karakterler ve semboller hakkında derinlemesine bir analiz sunarak eserin özgün temalarını ele alacağım. William Golding: Yazarın ve Eserin Arka Planı 1911 yılı doğumlu yazar, fen bilimleri ve İngiliz edebiyatı okuyarak eğitim almış. İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında öğretmen olarak çalışmış. 1954'te çıkardığı bu alegorik öykü öncesinde 1934'teki şiir kitabı "Poems" ve bu öyküden sonraki romanları okuyucu ilgisini daha çapraşık ve anlaşılması güç olduklarından kazanamamışlardır. Sineklerin Tanrısı'nın selef ve halefleri karşısında uğradığı ilgi 1963 Peter Brook ve 1990 Harry Hook taraflarından filme çekilmesini sağlamıştır. 1983'te İsveç Akademisi tarafından Nobel ödülü alan eser, kurgusu üzere hem benim için hem de kendi geçmişi için hep iki zıtlığın arasında kaldı. Bir söylentiye göre, yirmiye yakın yayınevinin basmak istemediği eser basıldıktan sonra ünlü oldu, 1858 Mercan Adası'nın çağdaş uyarlaması sanıldı, yakın geçmişimizde çekilen bazı dizilerin esinlenildiği düşünüldü. Şahsen ev ve ev dışında yanımda kitap bulundurmaya çalışan biri olarak boş anlarımda kitabımı okumaya devam ederim. Bu anlarda insanlardan aldığım yorumları incelediğimde, görüşlerinin kitabın 'Lost' dizisini yansıtmanın ve çocukların kötü olma fikrinden korkmanın etrafında toplandığını gördüm. Gerçekten yetişkinlerden beklenen kötülük çocuklarda da olabilir miydi? Alegorik Bir Öykü: Derin Anlamlar Dikkatinizden şüphem olmayarak tekrar belirtmek isterim ki, eserden roman olarak bahsetmemeye çalışıyorum. Eserin 250.sayfasındaki önsözünde Mina Urgan diyor ki: "Hamlet’i sadece bir öç alma tragedyası ya da Moby Dick’i balina avı öyküsü saymak ne denli yanlışsa, Sineklerin Tanrısı’nı da çocuklar için yazılmış bir serüven romanı saymak o denli yanlıştır." Alegorik bir öykü olarak adlandırılan eser, çok sayıda sembolle doludur. Bu yönüyle 'Hayvan Çiftliği' ve 'Küçük Kara Balık' eserlerini anımsattı. Düşünüldükçe bulunulan sembollerin yazarın hayatında karşılıklarını bulmak mümkündür. Hristiyan kilisesinin yüzyıllar boyunca insanın doğumunda günahkar bir varlık olarak hayat bulduğunu söylemesi ve kitaptaki çocuklardan Simon'ın "Demek istediğim şu...Bizden başka canavar yok belki..." demesi örnekleriyle söyleyebilirim ki, yazar içinde bulunduğu meslekten ve zamandan dolayı etkilenmiştir. Eğitim verilen masum çocukların büyüyüp savaş gibi korkunç şeyler gerçekleştirebildiklerini bizlere de göstermek istemiştir. Buradan bakarsak parmak basılması gereken nokta eğitim midir? Karakterler ve Sembollerin Derin Anlamı Mercan Adası'nın kurgusundan okuyucuların sanrısıyla alay edercesine göç ettirilmiş karakterlerimiz Jack ve Ralph arasında liderlik tiplerini ve çatışmayı görürüz. Ralph demokratik ve uyumlu biridir. Demokrasi ile yönetmek, kararlarında adanın çocuklarına danışmak ister. Sembolü ise deniz kabuğudur. Deniz kabuğunu tutan söz hakkına sahiptir. İktidarını akıl ve kurallar oluşturur. Kurallara göre lider olunur, yetkiler kullanılır ve kurallara göre iktidardan ayrılır. Ralph de hukuksal otoritesini kitap sonuna kadar bu çerçeve içerisinde savunmuştur. Jack ise karizmatik otoriteyi temsil eder. Tarihteki örnekleriyle bu otoritede liderin olağanüstü özelliklerine inanılır. Doğuştan gelen özellikleriyle büyük bir kahramandır ve zor durumlardan o kurtarabilir. İnanç kaynaklı bu otorite türünde, güç zehirlenmesi gerçekleşebilir veyahut baskıcı ve şiddet yanlı davranışlar ortaya çıkabilir. Ralph'in oy ile belirlenmiş otoritesini kabul etmeyen Jack düzeni bozup liderliği almaya çalışmıştır. Bunu başardığında elde ettiği iktidar ile 'avcılar' grubuyla adada kaosa sebep olur. Demokrasi karşısında faşizm ve diktatörlük gösterisi sunulur bizlere. Arthur Schopenhauer der ki; "En büyük uygarlıklar vahşete, demirin pasa yakınlığı kadar yakındır." Domuzcuk ise gerçekçi görüşle akıl ve sağduyunun yanında olarak davranmıştır. Asıl adını hiç öğrenemeyiz. Sahip olduğu dış görünüş, aksan ve astımı ile 'İngilizler' arasında alt tabakadan görülerek görüşleri dikkate alınmamıştır. Lakin önünde sonunda onu fikirleri üzerine işler görülmüştür. Adadaki örgütlenme, toplantılar düzenleme, kişilerin listelenmesi gibi fikirlerin kaynağı olmuştur. Ralph'in de bunu itiraf ettiği metinler görebiliyoruz. Yüzde yüz iyi olan karakterimiz Simon ise canavara inanmayan tek çocuktur. Sineklerin Tanrısı ile de konuşmuştur. İçi ışık dolu olduğundan karanlıktan korkmadan geceleri ormana gider, kendinden küçük çocuklara meyveleri daldan koparır, barınak yapımında sadece o yardım eder, yemeğini olmayanlarla paylaşır. Sara nöbeti benzeri hastalığı sebebiyle diğer çocuklar kafadan çatlak sanarlar. Sezgileriyle gerçeği görebilse de kayıp masumlar hazinliği yaşamıştır. Yüzde yüz kötümüz olan Roger ise vahşetin yankılarını duyurur bizlere. Avladığı domuzun makatına mızrak sokarak bunu açık etmiştir. Bunun öncesinde ise sahilde bir küçük çocuğa taş atmak istemesine rağmen sağına soluna taşlar atarak hala eski dünyanın ve yetişkinlerin kurallarının korkusuyla kendini dışa vuramamıştır. Son olarak Domuzcuk'a olanlardaki büyük payıyla ve Ralph avı fikriyle acımasızlığını göstermiştir. Ateş ve Gözlük, özgürlüğün anahtarıdır. Gözlük vesilesiyle yanan ateşin dumanı ile açıktan geçen gemilere işaret verilerek kurtarılmak beklenir. Burada gözlüğün Domuzcuk'a ait olması aklın özgürlükteki payını vurgular. Canavarı din olarak sembolize edenler mevcuttur. Adada bir canavarın varlığı sebebiyle korku ve endişe baş gösterir. Jack ve avcıları iktidarı ele geçirir, canavar onlara dokunmasın diye avlanılan domuzların başlarını ayin ile ona sunarlar. Jack ve ekibinin kilise korosundan gelmesi ve canavar olarak nitelendirilenin aslında ölü bir paraşütçü olması ise olayın din ve dinin arkasındaki yalanları işaret ettiği denilebilir. Sonuç ve Yorumlar Bu kitabı çocuk kitabı sanmakla, Mercan Adası uyarlaması sanmakla veya bir diziye benzetmekle hata edildiğini söylemeliyim. Okumadan böyle kalıplara sokmak ve yorumlarda bulunmak popülariteden sıkılmış insanların ilgilerini kitaptan uzaklaştırabilir. Dilinin çocuklara özgü bir konuşma tarzıyla yazılmış olmasından kaynaklı anlaşılırlığı ve akıcılığı ilk sayfalarda zorlar. Bu zorluğu aşmak bu kitaba alışmakla kısa sürer. Bazen madenlerin en değerlileri toprağın alt tabakalarından çıkar. Metinlerin altlarında gömülü olan alegorilere, otoritelere, psikolojik analizlere ve sosyolojik tepkilere ulaşmak okuyucular için zor gelebilir. Bunu yaptığınızda bile sorularımızın cevaplarını bulamayabiliriz. Maksadımız neydi peki? Yol mu güzeldi yoksa varmak umrunda mıydı? Bana göreyse Lao Tzu deyişiyle "Yol, sonuç değil, bir seyahat biçimidir." Saygılar, sevgiler, selamlar!
İnceleme
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.