Selahattin Demirtaşın 2. Romanı olan bu esere, okumaya başladığım ilk günler inceleme yazmayı düşünmüyordum fakat kitap beklentimi karşıladığı ve güncel olduğu için yazma gereğinde bulundum . Yazarın bu romanı sıkılmadan bir çırpıda okunabilecek kadar keyifli ve derin imgelerle dolu cümleler barındırıyor. Kitabın ilk yarısında anlatılan beklentisiz aşk hikayesi saflık ve umut aşılatken, ikinci yarısındaki hikaye yer yer hüzülendirirken aynı zamanda bir bulmaca çözüyormuşçasına içine hapsediyor sizi.
Yazarın kullandığı dil, imgeler, duygu durum ve geçişleri edebiyattaki ustalığını kanıtlıyor. Kendisinin defalarca üzerinde çalışıp baskıya vermeden önce okudukça vazgeçtiği , edebiyatı bırakmayı düşündüğü ve nihayetinde uzun bir aradan sonra tekrar cesaret bulup bizimle paylaştığı bu eseri okudukça , Yazarın alçak gönüllülüğünü takdir ediyorsunuz.
Kitabın birçok yerinde yazar vermek istediği ana fikri açık açık okuyucunun gözüne sokmakla eseri biraz basitleştirmiş. Eserde barındırdığı, beslediği ideolojileri birçok kez öyle bastıra bastıra ifade etmiş ki bir süre sonra sıkılıyorsunuz. Fakat çok sürmeden tekrar içerik kilitliyor algınızı :) . Bununla birlikte olay örgüsü ,kurgu aceleye getirilmemiş fakat diyaloglar biraz zayıf kalmış .
Bu eserle birlikte 21.yy yazarlarının tekrar derin imgeler yaratabileceğine dair güzel düşünceler ve umutlu bekleyişlerle doldu zihnim. Bu yüzden mutlaka okumanızı tavsiye ederim .
"Gözyaşlarıyla yıkamaya gittim
hasret dolu busenin dağladığı yeri dudaklarmdan...
Gittim, yarım kalmak için bu şarkıda,
gittim, söylenmeyen şeylerle şerefimi kurtarmaya"
Furuğ FerruhzadSelahattin Demirtaş