Puan vermedi·222 syf.····Okunma: 08 Kasım 2023 20:17 Her şey o kadar karışık ki ne yazsam birbirine karışıp düğüm olacakmış gibi hissediyorum. Öncelikle genel olarak aşk romanı denmesi "bana göre"doğru değil. Çünkü Yusuf'un Muazzez'e hissettiği şey aşk mıydı? Düşünün bir evde sürekli birisiyle vakit geçiyorsunuz ve aranızda kan bağı yok. Kimseyle konuşmayıp,insanların kötülüğünden nefret ediyorsunuz ama size karşı masum olan sadece bir kişiyi biliyorsunuz. Belki de küçüklüğünden beri yanında olduğunuz için onu henüz kimsenin bozmadığını bilip,elinizde büyütüp,huyunu suyunu bildiğiniz için, içiniz rahat bir şekilde ona merhametle dolu bir duygu besliyorsunuz. Bir evde bulunan iki karşı cins ister istemez zamana tabii olarak aralarında bir şey olacağı yüksek ihtimal.Yusuf ve Muazzez birbirini anlayan,birini tanıyan,onca sesliliğin içinde sessizlikle anlaşan iki insandı.
Aslında Muazzez ve Yusuf'un ailesi aynıydı.Yalnız taraflar değişikti. Belki de ikisi de ortak aile sorunları yüzünden bu kadar yakındı,birbirlerini anlıyorlardı,bilemem.
Yalnız bunun aşk mı yoksa artık varlığına alıştığınız herhangi birinin yokluğunun sizi üzeceği bir gerçek mi olduğu meçhuldü.
"Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi,fakat onun yokluğu müthişti." (syf.200)
"Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu." (syf.200)
Sizce arada ki şey gerçekten aşk olsaydı bu cümleler olur muydu?İnsan sevdiğini bulunca aradığını bulmuş olmaz mıydı? Alıntıda muktedir olamayacağını "Sanıyordu" diyor.Yani sadece bir düşünce bir kesinlik yok.Ama kitabın sonuna bakarsak ve diğer ciltler yazılabilseydi belki de aramaya gücü olacaktı.
Veya kitabın sonunda Yusuf anladığı olaylara rağmen ilk Şahinde'ye mi giderdi yoksa aşık olduğunu sandığı Muazzez'e mi giderdi? Bana kalırsa adı gerçekten aşk olsaydı gidip ona bizzat hesap sorardı.Ona ait olan birine dokunulmasına rağmen ,neden hiç Muazzez'e suç bulmadı.Onu neden kendi içinde akladı? Belki de bir abi ,baba hissiyle korumak istedi kendinde de suç bularak. Ama bir aşık her ne olursa olsun karısının onu yapmaması gerektiğini bilirdi .
Bilmiyorum bu düşünceler belki kitap üstüne düşündükçe uzun gider.
Diğer taraftan kitabın 2 cildi daha olamaması düşüncesi beni çok üzdü.Tamamlayamadan bu dünyadan koparıldı yazar.
Oysa çok eksik ,anlatılmayan şeyler vardı.
Kübra nın hikayesini o kadar çok bilmek isterdim ki. Yusufla birbirine bir şeyleri vardı ama Yusuf bunu anlamıyordu ya da anlamlandırmak istemiyordu. Mesela gerçekten Muazzez'e karşı duyduğu şey aşk olsaydı Kübrayla her karşılaştığında tuhaf olur muydu? Yusuf ve Kübra meselesinin açıklığa kavuşmasını çok isterdim.
Yusuf,zavallı Yusuf...Kitaba anne babasının ölümünün şahitliği ile başlayıp yine bir ölümle biten Yusuf..
Şehre gelince afallayan, onca kötü insanın içinde yalnızlık çeken,para için susmak zorunda olan Yusuf..Çok üzgünüm.
En son olarak şunu da eklemek istiyorum.Muazzez'e ise suç bulamayız "bana göre". Çünkü o da küçük yaşlardan beri onu kollayan, yanından nerdeyse hiç ayrılmayan eskiden ağabey dediği kişiye aşık olduğunu sandı.Halbuki o da bir alışkanlığın sonucu olduğunu düşünmedi.Eğer aşık olsaydı ayrılıklar içinde "Yusuf'u unutur gibi oluyor" denilir miydi? Kendini onun yokluğunda -halbuki ailesi için çalışırken- başka şeylerle yokluğunu avutmaya çalışır mıydı? Arada ki anne etkenini ve hissettiği şeyin gerçekte aşk olmadığını düşünürsek düştüğü durumun yine olabilecek durum olduğunu görürüz. Kendi içinde de düştüğü duruma çok kızıyordu,engel olamayıp,vicdan azabı çekiyordu ama ne fayda...
Düşüncelerime katılmadığınız,eklemek istediğiniz yerler varsa bende dinlemek ve konuşmak isterim.Elbette daha detaylı ,daha işin ehli okurlar güzel bir inceleme , somut olarak yapmıştır.Ben okunduktan sonra düşüncelerimi belirtmek istedim. Keyifli okumalar.