Atları hep çok sevdim ata benzettiğim de oldu kendimi. Ama yılkılık olmayı hiç düşünmemişim. Yılkının anlamını da gerçek anlamda idrak etmemişim.
Bu kitap tam olarak öyle bir anlattı ki “Yılkılık” nedir, nasıldır ve ne içindir? Öyle bir betimledi ki okumadım hissettim. Kendimi hep ata benzeten ben bu kitapta da Kısrak’a benzettim. Ondan vazgeçilip terkedilmesine rağmen tekrar tekrar geri dönüşünü, kahrolmasına rağmen gidemeyişini ve tam da benim gibi kendisine rağmen gidişini…
Kısrak’ın hikayesinde yine erkeğin sadece erkek olmaktan başka vasfı olmayan hiç adam olamadan bu dünyadan geçeni de gördük.
Yılkılık olmadığı halde bırakan İrbam da vardı , kıymetini bilen bir yaşlı ve güzel bir adam tarafından; sevgiyle, merhametle, kıyamayarak emekle iyileştiren de vardı, onun vücudundan faydalanıp bırakan erkek müsvettesi de vardı… Daha aşka doyamadan ölen de Çılkır…
seni o halde gören Kısrak’ın acısını da yaşadım…Seni kısa da olsa çok sevdim…
işi bitince yük sayan İrbam’la insanları sorguladım…
Birkaç saatte okunacak bu kitap; akıcı ve İç Anadolu şivesiyle yazılmış, dilini yer yer Akdeniz, Ege şivesiyle harmanlayan yazar, bize Yılkı’ya insanca bir pencere açmıştı. Aslında bizim de bir gün hayatında şimdi çokça yer ettiğimiz insanlarımızın bir gün “Yılkı”’ sı olacağımızı düşündürdü. Kısa ama fazlaca dokunan bir kitap oldu. Bu kısa okuma sürecinde bana tavsiyesi ve eşlik edişiyle sevgili okur Mustafa A.’ya da teşekkür ediyorum.
Sevgiyle ve kitapla kalın…
Yılkının anlamını ben de bilmiyordum kitabı okuyana kadar. İşe yaramaz hale gelince doğaya bırakılan at demekmiş meğer. Konu olarak basit görünse de incelemede bahsettiğin üzere insan 90 sayfalık novellada kendine ait birçok şey buluyor. Ben işlenen konudan ziyade yazarın betimlemelerini çok beğendim. Ve insanın yaptığı iyilikleri bile gösteriş için yaptığını anlatan kısım çok güzeldi. Kitap övüldüğü kadar varmış gerçekten. Güzel bir okumaydı benim için de. Ben teşekkür ederim Madam Melankoli ;)