Yılkı Atı

Abbas Sayar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·92 syf.··
2024 45. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 00:24
Konu at ve bozkır olunca önüme konan her kitabı alıp okumak isterim. Yılkı Atı isimli kitabın başlangıcı da aynı bu şekilde oldu. Kitabın ana karakteri, akranları arasında zamanında en güçlü, en güzel, en alımlı olan Doru Kısrağın yaşlandıkça, güçten kuvvetten, elden ayaktan düşünce yılkıya bırakılırken başına gelen olayların anlatıldığı bir öyküdür. Üssünoğlu İbrahim ağa gözü gibi baktığı, herkesten sakındığı, namına nam katan atını, yaşlanınca işe yaramıyor bahanesine sığınarak yılkıya bırakma hikâyesini okuyoruz. Hey gidi insanoğlu, iyi günde herkes yanında peki ya kötü günde? Kitapta ayrıca hayvanlara eziyet çektiren, menfaati bitince vefasızlığı ortaya çıkan insanlardan yakınılır. Yazar bu kitabında anlatımını yılkıya salınan Doru Kısrağın gözünden anlatırken üzüntüye, acıya, açlığa, korkuya, doğa şartlarına verilen mücadeleyi yaptığı şairane betimleler ile biz okuyucuya sunuyor. Hatırlatma: Bu kitap, 1971 TRT Roman Başarı Ödülü’nün sahibidir. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Cem Yayınları · 19798bin okunma
Belki bir gün biz de yılkılık olacağız…
9/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2023 182. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2023 01:31
Atları hep çok sevdim ata benzettiğim de oldu kendimi. Ama yılkılık olmayı hiç düşünmemişim. Yılkının anlamını da gerçek anlamda idrak etmemişim. Bu kitap tam olarak öyle bir anlattı ki “Yılkılık” nedir, nasıldır ve ne içindir? Öyle bir betimledi ki okumadım hissettim. Kendimi hep ata benzeten ben bu kitapta da Kısrak’a benzettim. Ondan vazgeçilip terkedilmesine rağmen tekrar tekrar geri dönüşünü, kahrolmasına rağmen gidemeyişini ve tam da benim gibi kendisine rağmen gidişini… Kısrak’ın hikayesinde yine erkeğin sadece erkek olmaktan başka vasfı olmayan hiç adam olamadan bu dünyadan geçeni de gördük. Yılkılık olmadığı halde bırakan İrbam da vardı , kıymetini bilen bir yaşlı ve güzel bir adam tarafından; sevgiyle, merhametle, kıyamayarak emekle iyileştiren de vardı, onun vücudundan faydalanıp bırakan erkek müsvettesi de vardı… Daha aşka doyamadan ölen de Çılkır… seni o halde gören Kısrak’ın acısını da yaşadım…Seni kısa da olsa çok sevdim… işi bitince yük sayan İrbam’la insanları sorguladım… Birkaç saatte okunacak bu kitap; akıcı ve İç Anadolu şivesiyle yazılmış, dilini yer yer Akdeniz, Ege şivesiyle harmanlayan yazar, bize Yılkı’ya insanca bir pencere açmıştı. Aslında bizim de bir gün hayatında şimdi çokça yer ettiğimiz insanlarımızın bir gün “Yılkı”’ sı olacağımızı düşündürdü. Kısa ama fazlaca dokunan bir kitap oldu. Bu kısa okuma sürecinde bana tavsiyesi ve eşlik edişiyle sevgili okur Mustafa A.’ya da teşekkür ediyorum. Sevgiyle ve kitapla kalın…
Düşünce
Yılkı AtıAbbas Sayar · Cem Yayınları · 19798bin okunma
9/10
·92 syf.··
2022 4. kitabı
Bir solukta okuyuverdim; mis gibi eser. Böyle ünlü eserleri okumakta geciktiğime kızıyorum da hangi birine kızayım. Teker teker ilerliyoruz işte. Cengiz Aytmatov'un Elveda Gülsarı'sı geldi aklıma. Tek benzerlikse "at"ın ön planda olması. Güzel, gerçeğimsi bir hikaye. (Gerçeğimsi?) Halk söyleyişine yer vermesi açısından da gayet güzel. (Evet, bunları söylemek de bana düşer a! Hehe!) Abbas Sayar'ı çok merak ediyordum. Üslubu ile tanıştığım için mutluyum. Dili oldukça sade, anlatımı fazlasıyla akıcı. Okudukça görüyorum ki her yazar, her eser birbirinin parçası. Okumak bir dünya kurmak demek. Okuduğumuz her kitapla dünyamızın bir kısmı yerine oturuyor. Tamamlanıyor bir şeyler. Beğendim!
Yılkı AtıAbbas Sayar · Cem Yayınları · 19798bin okunma
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2024 69. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2024 22:11
Hesaptan düşülmüş, defterden silinmiş Doru Kısrak'ın yılkıya bırakılma öyküsüdür. Kışın dağda, belde başının çaresine bakacak, çıplak tabiatla savaşacak, ömrü olur da bahara yılkıdan sağ dönerse, o zaman ona bir iş düşünülecektir. Halk dilinin zengin kelime ve deyimleriyle işlenerek, şiirsel bir anlatımla ölümsüzleştirilmiştir.
Hayata Dair
Yılkı AtıAbbas Sayar · Cem Yayınları · 19798bin okunma
Puan vermedi·92 syf.··
2024 39. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2024 18:10
Zorlu şartlarda köy hayatındaki yaşam, insanlar ve hayvanlar üzerinden anlatılıyor kimi zaman köylü ağzından kimi zaman bir at üzerinden. İnsanlar mı daha kötü yoksa hayvanlar mı? diye sormuyor değiliz okudukça. Ama İnsanların hayvanlardan daha kötü olduğunu gördüğümüz bir dünyadayız şu son zamanlarda Kısa bir roman ve ilk sayfalarda kendi başına gelenlerin suçlularını ağır ithamlarla yargıladığını gördüğümüz İbrahim Efendi romanın sonlarında kendisinin de o insanlar gibi suçlu olduğunu anlıyorum mu acaba ? “ Allah ahı yerde bırakır mı?” Sahibi tarafından kış geldiğinde doğaya terk edilen bir atın yaşam mücadelesi. Zorlu kış günlerinde hayatta kalabilmek için birlikte hareket eden hayvanların yaşam Savaşı… birlikten dirlik doğar. İnsanın kendi gözündeki merteği görmemesine de dokundurmalar bulunmaktadır. Ee Üssünoğlu İbram etme bulma dünyası bu dünya… Jack London Vahşetin Çağrısı acılığında bir eser. Yalın ama duygulu ki hergün insan ve hayvan katliamı duyan - gören bu yüreğe ağır geldi. Bu sadelikte bir esere de ağlanır mı? Ağlatıyor işte. Yoruldu yürekler artık hergün hergün….. Rabbim ahhh’ları yerde koma!
Yılkı AtıAbbas Sayar · Cem Yayınları · 19798bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 19:48
Abbas Sayar’ın Yılkı Atı adlı eseriyle yolum tamamen tesadüf eseri kesişti. Kuzenim, uzun bir aradan sonra yeniden okuma alışkanlığı kazanabilmek için kısa ve etkili bir kitap arayışındayken bu eseri almış; ben de bu vesileyle Yılkı Atı ile tanışmış oldum. Kitabı okumadan önce “yılkı” kavramına yabancıydım. Yılkı; artık işe yaramadığı düşünülen, bakımı masraflı görülen atların doğaya, çoğu zaman ölüme terk edilmesi anlamına geliyor. Abbas Sayar, romanında bu terk edilişi yalnızca bir atın kaderi olarak değil, insanın vicdanıyla yüzleşmesi olarak ele alıyor. Eser, bir zamanlar Üssüğün İbrahim’e pek çok yarış kazandırmış, gençliğinde köy halkının imrenerek baktığı Doru’nun hikâyesi etrafında şekilleniyor. Gücüyle ve hızıyla değer gören bu at, yaşlanıp yük olmaya başladığında yokluğun ve çaresizliğin gerekçesiyle yılkıya bırakılıyor. Roman, Doru’nun kışın en sert günlerinde, doğanın acımasızlığıyla baş başa kaldığı bu süreçte yaşadıklarını anlatırken; soğuk, açlık ve birliktelik içinde verilen bir hayatta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor. Bu kış, insanoğlunun nankörlüğünün açıkça görüldüğü bir zamana dönüşüyor. Kitabı elimde olmasına rağmen aynı zamanda sesli olarak da dinledim ve iyi ki böyle yapmışım diyorum. Eserin büyük ölçüde Anadolu ağzıyla kaleme alınmış olması, anlatıya ayrı bir sahicilik katıyor. Seslendirmeyi yapan İsmet Numanoğlu’nun bu dili son derece doğal bir şekilde kullanması, metni daha da etkileyici hâle getiriyor. Yer yer gülümseten, yer yer insanın içini burkan bu anlatım, okuma sürecini oldukça keyifli bir deneyime dönüştürüyor. Yılkı Atı, atların yaşamı üzerinden insanın değer anlayışını sorgulatan; kısa olmasına rağmen etkisi uzun süre devam eden bir eser. Kapağını kapattıktan sonra bile insanın zihninde kalmayı başarıyor. Bu yönüyle,
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Güzel günler tez unutulur!
9/10
·112 syf.··
2022 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2022 23:51
“Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyor?” (Fyodor Dostoyevski)   İnsanoğlu, iyilik ve kötülük tohumlarını aynı anda içinde taşıyan bir varlık. Çocukluğundan itibaren yetiştiği sosyal iklime, soluduğu havaya, içtiği suya, birlikte olduğu insanlara, karşılaştığı tutum ve davranışlara göre bu özellikleri bir ağaç gibi boy atıp gelişiyor. Bu yönleri kimi zaman tatlı kimi zaman acı meyveler veriyor. Ve her insan içinde taşıdığı iyilik ve kötülük tohumlarını biyolojik ve sosyal genler vasıtasıyla nesilden nesile aktarıyor. • • • Nitekim bu yönüyle insanoğlu, birçok iyi vasfının yanında çıkarına düşkün, yararcı, bencil ve vefasız olma özellikleriyle sayısız hikâye, roman ve filme konu olmuş. İşte Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı” da o kitaplardan biri. Sayar, “Yılkı Atı”nda insanların bu özelliklerini yılkıya, yani doğaya bırakılan Dorukısrak adında bir atın hikâyesi üzerinden anlatıyor bizlere. Bir Orta Anadolu köyünde geçen hikâyede atın sahibi Üssüğün İbrahim, bir zamanlar kendisine yarışlar kazandıran, tay veren, yıllarca yanında ayırmadığı bu atı, yaşlandığı ve işine yaramadığını düşündüğü bir dönemde hiç gözünün yaşına bakmadan doğaya bırakıyor. • • • En çok ilgiye, bakıma ve şefkate ihtiyaç duyduğu bir dönemde, hem de kışın ortasında sıcak yuvasından kapı dışarı edilen Dorukısrak, müthiş bir yaşam mücadelesi veriyor. Bir zamanların el üstünde tutulan, herkesin sahip olmak isteyip de etrafında pervane olduğu Dorukısrak’ın başına gelenleri gören köylüler, Üssüğün İbrahim’i eleştiriyor ve kınıyorlar. Ama o, bu eleştiri ve kınamalara aldırış etmeden sıcak yatağında yaşamına devam ediyor. Gerçekten de Sayar, Dorukısrak’ın yaşadıklarını öylesine gerçekçi bir şekilde resmediyor ki insan, “ah merhamet, ah vicdan, ah vefa nerdesin?” demekten kendini alamıyor. •
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 21:26
Nail Abbas Sayar ve “Yılkı Atı” adlı romanı... Roman hakkında düşüncelerimi yazmadan önce yazarın hayatını kısaca anlatmak isterim. Bence bir sanatçının eserlerini iyi anlayıp yorum yapabilme yolundan biri de sanatçı hakkında bilgi sahibi olmaktır. 1923 yılında Yozgat'ta dünyaya gelen Nail Abbas Sayar, liseyi de bu şehirde bitirir. Yokluk yüzünden üniversite eğitimi alamaz. Yazım hayatına şiir yazmakla başlayan Abbas Sayar‘ın altı adet şiir kitabı yayımlanır. 1992 yılında bütün şiirleri “Boşluğa Takılan Ses” adıyla kitaplaştırılır. Yapıtlarında genellikle orta Anadolu’da yaşayan köy halkını, köy yaşantısını işler. Köylülerin yaşam koşulları, acıları ,yoksullukları eserlerinin konusu olmuştur. 1950 yılında ilk romanı Yılkı Atı’ını yazarak en gözde eserler arasında yer almasını sağlar. Adını bu romanla duyuran Abbas Sayar yine aynı romanla 1971 yılı TRT Roman Başarı Ödülünü alır. Kırk dört yıllık gazetecilik hayatında yüzlerce makale yazan Abbas Sayar resimle de ilgilenir. Ankara, Antalya İzmir ve Ayvalık’ta resim sergileri açar. Çok yönlü bir sanatçı olan Abbas Sayar, toplumsal olaylara duyarlı ve empati yönü oldukça güçlü bir sanatçı olduğu izlenimini uyandırdı bende. 1999 tarihinde aramızdan ayrılan Abbas Sayar’ın mezarı Yozgat’ta bulunmaktadır. Romanın konusu ve anlatımı oldukça ilgi çekici. Bu çekiciliğini bence anlatımı ile yakalıyor. Yöresel dili, köylülerin konuşma ağzı ile yazılmış olmasıyla birlikte, şiirsel anlatımı romana baştan sona kan vermiş, can vermiş. Romanı okumaya başlar başlamaz ayrı bir tadı ayrı bir havası olduğunu hemen seziyor insan. Roman alegorik bir anlatıya sahip. Yılkı atlarının hayatını anlatan bir belgesel film izler gibi okuduğum bir romandı. Romanda geçen konuşmaları, doğa tasvirlerini, yılkı atlarının o zor doğa koşullarındaki yaşam
İnceleme
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
9/10
·112 syf.··
2024 7. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 23:41
"Gençliğinde çok iyi bir at olan Doru Kısrak zamanla güçten düşer ve sahibi artık onu besleyemez. Çünkü bu ata verecek ne otu vardır ne de isteği. Hal böyle olunca Doru Kısrağı yılkıya bırakır. Ve başının çaresine bakmasını umar." Bu yılkı sürecinde Doru Kısrağın maceralarını okuduğumuz bu kitabı ben çok beğendim. Kesinlikle de öneriyorum.
1000Kitap
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Spoiler içerir
3/10
·112 syf.··
2026 5. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 15:55
Bugün bitirdiğim Yılkı Atı kitabı hakkında bahsetmek istediğim çok şey var, başlayalımm. Öncelikle kitabın öznel yorumu, sonra nesnel gerçekler. Kitap asla bana hitap etmedi. Öylece geçip giden bir kitaptı ne üzdü ne de duygulandırdı yani beni. Kitapta çok gereksiz küfürler ve hakaretler vardı. Köylüler vesaire herkes kötü, sürekli arkadan kötü konuşmalar, hakaretler, küfürler ve lanet okumalar bana ‘keşke sadece atların koşmalarını okusaydık’ dedirtti açıkçası. Şimdi yine kısa yazamadım (başaramıyorum) ama size kitapta yaşanan her şeyden bahsedeceğim. Hikayemizin öncesi İbrahim adında bir adamın seneler önce bir tayı, yani atının yavrusu olmasıyla başlıyor. Yavru gittikçe güçleniyor ve yetenekleri gelişiyor. Yavrumuz ve başrolümüz olan bu atın adı Doru. İbrahim bey, Doru’nun yeteneklerini fark edince ona çok iyi bakıyor, yarışlara katılıp tüm atlara fark atarak para kazanıyor, atına kimseye elletmeyecek kadar fazla değer veriyor ve tabiri caizse Doru’nun toynağını sıcak sudan soğuk suya sokmuyor. Tabii yıllar ilerleyip Doru yaşlandığında ve artık eski çevikliği de kalmadığında araba çekmek gibi işler için kullanmayı düşünüyor İbrahim bey onu ama atımız ağır işlere hiç alışkın ve yatkın değil, hiç zorluk görmemiş bir prenses adeta. Tabii Doru’nun da bir yavrusu oluyor, aynı onun gençliği gibi çevik bir tay. Bu arada kitapta atlar konuşmuyor, atları anlatıyor ama üçüncü ağızdan. Neyse devam edelim. İbrahim bey, geçim sıkıntısından dolayı bir sürü hayvanı varken Doru’yu yılkılık yapmaya karar veriyor. Yılkılık, atların dar zamanda, çoğunlukla kış aylarında, doğaya bırakılması ve hayatta kalırlarsa geri alınması veya satılması gibi bir uygulama. Kitapta herkesin yaptığı bir şey bu, yani İbrahim bey de bir sıkıntı göremiyor bunda. Nitekim Doru gibi narin bir atın
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma

Yazar Hakkında

Abbas SayarYazar · 21 kitap
Nail Abbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1941’de Yozgat Lisesi’ni bitirdikten sonra 1945 yılında evlendi ve İstanbul’a yerleşti. Dört dönem İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türkoloji eğitimi aldı ancak eğitimini yarıda bırakarak Yozgat’a döndü. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Yeniden İstanbul’a giderek matbaa kurdu, 1953’te Yozgat’a dönerek İstanbul’daki matbaasında 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi Yozgat’ta yayımlamaya devam etti ve böylece şehrin Bozlak adlı ilk yerel gazetesini çıkarttı. Yozgat’ın Bozok ve İleri gazetelerinde çeşitli yazıları yayımlandı. Kısa bir süre politika ile ilgilendi. Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyeti kurucuları arasında yer aldı ama politikaya olan ilgisini kısa zamanda yitirdi. 11.07.1989 yılında Ayvalık Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hanife Ender Sayar'la ikinci evliliğini yaptıktan sonra Ayvalık, Balıkesir’e yerleşti. Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı. 1990’larda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir’de sergiler açtı. 04.08.1999’da yatağında uyurken, gece yarısına doğru fenalaşarak beyin kanaması geçiren Sayar, bir hafta sonra 12 Ağustos 1999 tarihinde-9 Eylül Ünv. Tıp Fakültesi-İzmir ’de hayatını kaybetti. Mezarı Yozgat’tadır. Abbas Sayar’ın bir oğlu vardır. Yozgat’ta askeri gazinonun bulunduğu bir sokağa adı verilmiştir Yazın Yaşamı   Yazmaya şiir ile başladı. Toplam 6 şiir kitabı yayımladı. Bu kitaplar çok dar bir çevrenin dışına çıkmadığından bugün bilinmemektedir. Ancak daha önce yayımladığı tüm şiirleri 1992 yılında derlenip Boşluğa Takılan Ses adıyla kitaplaştırılmıştır. 1999’da ölümünden sonra derlenebilen şiirleri ise Şiirler adıyla yayımlanmıştır. 1950’lerde roman türüne geçti. İlk romanı Yılkı Atı’nı yazdıktan yaklaşık on - on beş yıl sonra 1970’de yayımladı. Yılkıya bırakılan bir atın doğadaki yaşam savaşını anlatan ve arka planda köy halkının yoksulluğu ve çaresizliğini sergileyen roman daha sonra filme uyarlanmıştır. Yılkı Atı’nı yayımladıktan sonra ikişer yıl arayla romanlarını yayımlamayı sürdürdü. 1972’de yayımladığı Çelo, radyo oyununa (Nebahat Abla’yı Yitirdik adıyla)uyarlanmış; 1974’te yayımladığı Can Şenliği ise TV1'de dört bölümlük bir dizi film olarak gösterime sunulmuştur. Yazarın tek öykü kitabı Yorganımı Sıkı Sar 1976’da, Dik Bayır adlı romanı 1977’de yayımlandı. Takip eden yıllarda Tarlabaşı Salkım Saçak (1987, roman), Anılarda Yumak Yumak (1990, anı-roman), Boşluğa Takılan Ses(1991, şiir), Noktalar (1991, vecizeler) adlı kitaplarını yayımladı. Abbas Sayar’ın yapıtları köy edebiyatı kategorisinde değerlendirilir. Yapıtlarında genellikle Orta Anadolu’yu anlatır. Romanlarında Türk köylüsünün nasıl yaşadığını bilmek, öğrenmek ve yaşam koşullarını değiştirmek gerektiğini aydınlara ve politikacılara haykırır. El Eli Yur El de Yüzü adlı romanında ise politika ile uğraştığı dönemdeki anılarından yola çıkarak; 1954-1957 seçimlerinde Zağcıoğlu köyünün genel durumu, köylünün politikacılara bakışı; politikacılarla köy halkının birbirlerinden beklentileri nibir kara mizah örneği olarak gözler önüne serer.   Ödülleri   1971 - TRT Roman Başarı Ödülü, Yılkı Atı 1973 - TDK Roman Ödülü , Çelo 1975 - Madaralı Roman Ödülü , Can Şenliği 1987 - Yozgatlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Şükran Plaketi 1992 - Yibitaş Holding - Erdoğan M. Akdağ - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Kültür Bakanlığı - Kültür Bakanı : D. Fikri Sağlar - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Yozgatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Gazeteciler Cemiyeti - Başkan : Osman Hakan Kiracı - Yozgat'ın İlk Gazetecisi Plaketi 1995 – Edebiyatçılar Derneği Onur Plaketi ve Altın Madalya Ödülü 1998 - Türkiye Yazarlar Sendikası - İzmir Kitap Fuarı 98 - Yazarlık Emeğine Saygı Plaketi 1998 - Türkiye Yazarlar Derneği Ödülü