Yılkı Atı

Abbas Sayar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir şeyin eksikliğini sürekli hissediyorsan artık ihtiyacında yoktur
10/10
·94 syf.·
2020 67. kitabı
Bir at gibi düşünebilmek, bir hayvanın iç dünyasından insanlara bakabilmek konulu çok başarılı anlatılmış bir roman okudum ben. En son bu romana benzer Jack London’ın Beyaz Diş romanı’nda da aynı hisleri hissetmiştim. Roman gerçek hayatla çok uyumlu ve Orta Anadolu kültüründe Yılkıcılık diye adlandırılan bir köy geleneğini çarpıcı bir anlatım dili ile anlatıyor. Roman boyunca anlatılan mekanlar,yılkı atları bir çok çağrışım yaptı bende.Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filminde Yılkı atları ile ilgili sahneleri hatırladım. Bir ilkçağ uygarlığı olan Friglerle ilgili bilgileri hatırladım ve onunla bağlantılı olarak Eskişehir yolu üzerinde Gordion’da Kral Midas’ın tümülüsünü Arabistan serüvenim öncesinde ziyaretimi hatırladım. Romanın ilk cümlesinden itibaren hikayenin içine girebilmek her kitapta rastlayabildiğimiz bir şey değil.. Hâla da Çilkır’ı karlı tepelerde onu kovalayan hırslı kurtla beraberim.Çilkır’ın (yılkı atı)arka ayaklarından tozuyan ve onun peşinde koşan kurdun gözüne kaçan kar taneleri benim de gözüme doluyor..Mücadeleyi kazanamadı ve karların üzerine yıkılmış Çilkır’ın son nefeslerini alırken orada gibiydim.Çilkır’ın kanı kurdun dilinde ve yalanırken çıkardığı sesi duydum sanki..Bu işte bahsettiğim hikayeye dahil olabilmek..Kendi hayatımıza belki bu kadar girememişiz ve seyirci kaldığımız zamanları düşününce ne kadar ironik geliyor bu arada, bunu bugün yaşamayan bir yazar ve bir roman sağlıyor.. Anadolu tarihinde fabl türünü edebiyatta başlatanlar Frigler’dir. Hayvanların dünyasından insanlara yani kendimize bakmamızı sağlayan bir anlatım biçimi..Doğası acımasız ve sert iklim coğrafyalarında yaşayan insanlar da o oranda merhametsiz oluyorlar.Haklı bir ah var ise ortada, bunu yaşatan canlı, karşılığını görmeden bu dünyadan göçmüyor
Yılkı AtıAbbas Sayar · E Yayınları · 19718bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
Beğendi
·
2020 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2020 00:48
Abbas Sayar'ın ilk romanı Yılkı Atı, 1970'te yayınlanmıştır. Toplumcu gerçekçi köy romanı olarak değerlendirebileceğimiz eser, kahramanları ile farklılık yaratır. Bu eserde ana kahramanlar atlardır. Eser, atların doğayla savaşını konu alır. Bu savaş insanların da vermek zorunda oldukları bir savaştır. Zaten yokluk, yoksulluk, zorlu İklim şartları köylüleri atlarını yılkılığa ayırmaya zorlar. Anadolu'da bazı yörelerde yaşlanmış ve artık çok fazla işe yaramayan atlar kış aylarında dağlara bırakılır. Sahiplerinin genellikle besleyemedikleri ve bakımlarını sağlayamadıkları için doğaya bıraktıkları bu atlara yılkı atı denir. Kış aylarında doğaya bırakılan atlar hayatta kalmayı başarırlarsa sahipleri tarafından tekrar alınıp geri getirilirler. Abbas Sayar’ın bu romanının başkahramanı Doru da yılkı olarak hayat mücadelesi verir. Eserde genel olarak üzerinde durulan konular yoksulluk, tabiat, köylülerin birbiriyle ilişkileri, iklimin köylüler üzerindeki zorlu koşulları, tabiatla mücadeledir.
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · E Yayınları · 19718bin okunma
7/10
·94 syf.··
2023 12. kitabı
Kitabı okurken kafam sürekli Jack London’ın bu tarz olan(Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş…) kitaplarına gitti. Türkçe hali gibiydi kitap. Yılkı atının yalnız kalışı, bir grupla tanışıp kaynaşması, beraber kış şartlarında hayatta kalmaya çalışmaları, ettikleri kavgalar gibi şeyler benzerdi. Ama hikâyenin vermek istediği mesaj tabii ki farklıydı. Hatta son sayfalardaki “Eden bulur” alıntısıyla güzel bir şekilde özetlenebilir. Bunun dışında insanların ne kadar gaddar olabileceğini de güzel bir şekilde işlemiş Abbas Sayar. Bunların dışında kitapta bilmediğim kelimelerin varlığı bazı cümleleri anlamamda zorlasa da genel olarak akıcı bir kitaptı. London severlerin ekstra zevk alacağı bir kitap olabilir. Abbas Sayar İyi okumalar:)
Alıntı
Yılkı AtıAbbas Sayar · E Yayınları · 19718bin okunma
Dorukısrak
Puan vermedi·94 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitap kıymetli yazar Abbas Sayar tarafından yazılan ve çok keyif verici bir eser. Olaylar doru etrafında geçse de insanımızın olaylar karşısında aldıkları tavırlara da değinmekte. Açgözlü olmanın ve dahası için hırslanmanın eldekinden de ettiğini çok güzel işlemiş yazar. Vefa duygusunun, iyilik yapıp unutmanın da çıkarımları mevcut. Anlayanına sivrisinek saz diyerek noktalıyorum.
1000k
Yılkı AtıAbbas Sayar · E Yayınları · 19718bin okunma
8/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2020 11:36
Bazı kitaplar, bir olayla tüm yaşamı, tüm toplumun özetini anlatır aslında bize. İşte bu kitap öyle bir kitap. Bir atın hikayesi içinde, toplum olarak aslında hayata hangi gözle baktığımız, değer yargılarımiz apaçık ortaya dökülmüş... "Fayda" odaklı bir hayatın, çevresiyle ilişkilerinde hatta kendi inançları ile yaşadığı çelişkilerle, insana nasıl bir dünya kurduğunu görebilirsiniz, oturup üzerinde biraz düşündüğünüzde...
İlişkiler
Yılkı AtıAbbas Sayar · E Yayınları · 19718bin okunma
7/10
·94 syf.··
2025 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 03:41
Hayvan sevenler birde bu kitabı okuyun asıl sevmenin ne olduğu görebilirsiniz :) şahsen okurken karakterin oozitifligini çok net gördüm kısa bir kitap duygularınız hala yaşıyomu diye okuyun
Duygu ve Düşünce
Yılkı AtıAbbas Sayar · E Yayınları · 19718bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
Abbas Sayar / Yılkı Atı. Abbas Sayar ( 1923- 1999), Yozgat'ta doğdu. Gazetecilik yaptı, şiir ve roman yazdı. Yaptığı resimlerle Ankara, Antalya, İzmir ve Ayvalık'ta sergiler açtı. Bir süre politika ile uğraştı. Yılkı atı, Anadolu'da fakir köylülerin, kışın besleyemeyeceği atlarını, dağlara sürerek bir anlamda, kış aylarında masraflarından kurtulduğu, bahar aylarında yeniden eve getirdikleri, hayvanlarına verilen isimdir. Kitap; on bölümden oluşan kısa bir romandır. Yazarın az da olsa, yerel şivelerden faydalandığı, akıcı bir üslupla Orta Anadolu insanımızın hikayesidir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Yılkı AtıAbbas Sayar · E Yayınları · 19718bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 19:48
Abbas Sayar’ın Yılkı Atı adlı eseriyle yolum tamamen tesadüf eseri kesişti. Kuzenim, uzun bir aradan sonra yeniden okuma alışkanlığı kazanabilmek için kısa ve etkili bir kitap arayışındayken bu eseri almış; ben de bu vesileyle Yılkı Atı ile tanışmış oldum. Kitabı okumadan önce “yılkı” kavramına yabancıydım. Yılkı; artık işe yaramadığı düşünülen, bakımı masraflı görülen atların doğaya, çoğu zaman ölüme terk edilmesi anlamına geliyor. Abbas Sayar, romanında bu terk edilişi yalnızca bir atın kaderi olarak değil, insanın vicdanıyla yüzleşmesi olarak ele alıyor. Eser, bir zamanlar Üssüğün İbrahim’e pek çok yarış kazandırmış, gençliğinde köy halkının imrenerek baktığı Doru’nun hikâyesi etrafında şekilleniyor. Gücüyle ve hızıyla değer gören bu at, yaşlanıp yük olmaya başladığında yokluğun ve çaresizliğin gerekçesiyle yılkıya bırakılıyor. Roman, Doru’nun kışın en sert günlerinde, doğanın acımasızlığıyla baş başa kaldığı bu süreçte yaşadıklarını anlatırken; soğuk, açlık ve birliktelik içinde verilen bir hayatta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor. Bu kış, insanoğlunun nankörlüğünün açıkça görüldüğü bir zamana dönüşüyor. Kitabı elimde olmasına rağmen aynı zamanda sesli olarak da dinledim ve iyi ki böyle yapmışım diyorum. Eserin büyük ölçüde Anadolu ağzıyla kaleme alınmış olması, anlatıya ayrı bir sahicilik katıyor. Seslendirmeyi yapan İsmet Numanoğlu’nun bu dili son derece doğal bir şekilde kullanması, metni daha da etkileyici hâle getiriyor. Yer yer gülümseten, yer yer insanın içini burkan bu anlatım, okuma sürecini oldukça keyifli bir deneyime dönüştürüyor. Yılkı Atı, atların yaşamı üzerinden insanın değer anlayışını sorgulatan; kısa olmasına rağmen etkisi uzun süre devam eden bir eser. Kapağını kapattıktan sonra bile insanın zihninde kalmayı başarıyor. Bu yönüyle,
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Güzel günler tez unutulur!
9/10
·112 syf.··
2022 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2022 23:51
“Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyor?” (Fyodor Dostoyevski)   İnsanoğlu, iyilik ve kötülük tohumlarını aynı anda içinde taşıyan bir varlık. Çocukluğundan itibaren yetiştiği sosyal iklime, soluduğu havaya, içtiği suya, birlikte olduğu insanlara, karşılaştığı tutum ve davranışlara göre bu özellikleri bir ağaç gibi boy atıp gelişiyor. Bu yönleri kimi zaman tatlı kimi zaman acı meyveler veriyor. Ve her insan içinde taşıdığı iyilik ve kötülük tohumlarını biyolojik ve sosyal genler vasıtasıyla nesilden nesile aktarıyor. • • • Nitekim bu yönüyle insanoğlu, birçok iyi vasfının yanında çıkarına düşkün, yararcı, bencil ve vefasız olma özellikleriyle sayısız hikâye, roman ve filme konu olmuş. İşte Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı” da o kitaplardan biri. Sayar, “Yılkı Atı”nda insanların bu özelliklerini yılkıya, yani doğaya bırakılan Dorukısrak adında bir atın hikâyesi üzerinden anlatıyor bizlere. Bir Orta Anadolu köyünde geçen hikâyede atın sahibi Üssüğün İbrahim, bir zamanlar kendisine yarışlar kazandıran, tay veren, yıllarca yanında ayırmadığı bu atı, yaşlandığı ve işine yaramadığını düşündüğü bir dönemde hiç gözünün yaşına bakmadan doğaya bırakıyor. • • • En çok ilgiye, bakıma ve şefkate ihtiyaç duyduğu bir dönemde, hem de kışın ortasında sıcak yuvasından kapı dışarı edilen Dorukısrak, müthiş bir yaşam mücadelesi veriyor. Bir zamanların el üstünde tutulan, herkesin sahip olmak isteyip de etrafında pervane olduğu Dorukısrak’ın başına gelenleri gören köylüler, Üssüğün İbrahim’i eleştiriyor ve kınıyorlar. Ama o, bu eleştiri ve kınamalara aldırış etmeden sıcak yatağında yaşamına devam ediyor. Gerçekten de Sayar, Dorukısrak’ın yaşadıklarını öylesine gerçekçi bir şekilde resmediyor ki insan, “ah merhamet, ah vicdan, ah vefa nerdesin?” demekten kendini alamıyor. •
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
8/10
·92 syf.··
2024 45. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 00:24
Konu at ve bozkır olunca önüme konan her kitabı alıp okumak isterim. Yılkı Atı isimli kitabın başlangıcı da aynı bu şekilde oldu. Kitabın ana karakteri, akranları arasında zamanında en güçlü, en güzel, en alımlı olan Doru Kısrağın yaşlandıkça, güçten kuvvetten, elden ayaktan düşünce yılkıya bırakılırken başına gelen olayların anlatıldığı bir öyküdür. Üssünoğlu İbrahim ağa gözü gibi baktığı, herkesten sakındığı, namına nam katan atını, yaşlanınca işe yaramıyor bahanesine sığınarak yılkıya bırakma hikâyesini okuyoruz. Hey gidi insanoğlu, iyi günde herkes yanında peki ya kötü günde? Kitapta ayrıca hayvanlara eziyet çektiren, menfaati bitince vefasızlığı ortaya çıkan insanlardan yakınılır. Yazar bu kitabında anlatımını yılkıya salınan Doru Kısrağın gözünden anlatırken üzüntüye, acıya, açlığa, korkuya, doğa şartlarına verilen mücadeleyi yaptığı şairane betimleler ile biz okuyucuya sunuyor. Hatırlatma: Bu kitap, 1971 TRT Roman Başarı Ödülü’nün sahibidir. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
Yılkı AtıAbbas Sayar · Cem Yayınları · 19798bin okunma

Yazar Hakkında

Abbas SayarYazar · 21 kitap
Nail Abbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat’ta doğdu. 1941’de Yozgat Lisesi’ni bitirdikten sonra 1945 yılında evlendi ve İstanbul’a yerleşti. Dört dönem İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türkoloji eğitimi aldı ancak eğitimini yarıda bırakarak Yozgat’a döndü. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Yeniden İstanbul’a giderek matbaa kurdu, 1953’te Yozgat’a dönerek İstanbul’daki matbaasında 15 günde bir çıkarttığı gazeteyi Yozgat’ta yayımlamaya devam etti ve böylece şehrin Bozlak adlı ilk yerel gazetesini çıkarttı. Yozgat’ın Bozok ve İleri gazetelerinde çeşitli yazıları yayımlandı. Kısa bir süre politika ile ilgilendi. Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyeti kurucuları arasında yer aldı ama politikaya olan ilgisini kısa zamanda yitirdi. 11.07.1989 yılında Ayvalık Lisesi Edebiyat Öğretmeni Hanife Ender Sayar'la ikinci evliliğini yaptıktan sonra Ayvalık, Balıkesir’e yerleşti. Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı. 1990’larda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir’de sergiler açtı. 04.08.1999’da yatağında uyurken, gece yarısına doğru fenalaşarak beyin kanaması geçiren Sayar, bir hafta sonra 12 Ağustos 1999 tarihinde-9 Eylül Ünv. Tıp Fakültesi-İzmir ’de hayatını kaybetti. Mezarı Yozgat’tadır. Abbas Sayar’ın bir oğlu vardır. Yozgat’ta askeri gazinonun bulunduğu bir sokağa adı verilmiştir Yazın Yaşamı   Yazmaya şiir ile başladı. Toplam 6 şiir kitabı yayımladı. Bu kitaplar çok dar bir çevrenin dışına çıkmadığından bugün bilinmemektedir. Ancak daha önce yayımladığı tüm şiirleri 1992 yılında derlenip Boşluğa Takılan Ses adıyla kitaplaştırılmıştır. 1999’da ölümünden sonra derlenebilen şiirleri ise Şiirler adıyla yayımlanmıştır. 1950’lerde roman türüne geçti. İlk romanı Yılkı Atı’nı yazdıktan yaklaşık on - on beş yıl sonra 1970’de yayımladı. Yılkıya bırakılan bir atın doğadaki yaşam savaşını anlatan ve arka planda köy halkının yoksulluğu ve çaresizliğini sergileyen roman daha sonra filme uyarlanmıştır. Yılkı Atı’nı yayımladıktan sonra ikişer yıl arayla romanlarını yayımlamayı sürdürdü. 1972’de yayımladığı Çelo, radyo oyununa (Nebahat Abla’yı Yitirdik adıyla)uyarlanmış; 1974’te yayımladığı Can Şenliği ise TV1'de dört bölümlük bir dizi film olarak gösterime sunulmuştur. Yazarın tek öykü kitabı Yorganımı Sıkı Sar 1976’da, Dik Bayır adlı romanı 1977’de yayımlandı. Takip eden yıllarda Tarlabaşı Salkım Saçak (1987, roman), Anılarda Yumak Yumak (1990, anı-roman), Boşluğa Takılan Ses(1991, şiir), Noktalar (1991, vecizeler) adlı kitaplarını yayımladı. Abbas Sayar’ın yapıtları köy edebiyatı kategorisinde değerlendirilir. Yapıtlarında genellikle Orta Anadolu’yu anlatır. Romanlarında Türk köylüsünün nasıl yaşadığını bilmek, öğrenmek ve yaşam koşullarını değiştirmek gerektiğini aydınlara ve politikacılara haykırır. El Eli Yur El de Yüzü adlı romanında ise politika ile uğraştığı dönemdeki anılarından yola çıkarak; 1954-1957 seçimlerinde Zağcıoğlu köyünün genel durumu, köylünün politikacılara bakışı; politikacılarla köy halkının birbirlerinden beklentileri nibir kara mizah örneği olarak gözler önüne serer.   Ödülleri   1971 - TRT Roman Başarı Ödülü, Yılkı Atı 1973 - TDK Roman Ödülü , Çelo 1975 - Madaralı Roman Ödülü , Can Şenliği 1987 - Yozgatlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Şükran Plaketi 1992 - Yibitaş Holding - Erdoğan M. Akdağ - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Kültür Bakanlığı - Kültür Bakanı : D. Fikri Sağlar - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Yozgatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği - 50.Sanat Yılı Plaketi 1992 - Gazeteciler Cemiyeti - Başkan : Osman Hakan Kiracı - Yozgat'ın İlk Gazetecisi Plaketi 1995 – Edebiyatçılar Derneği Onur Plaketi ve Altın Madalya Ödülü 1998 - Türkiye Yazarlar Sendikası - İzmir Kitap Fuarı 98 - Yazarlık Emeğine Saygı Plaketi 1998 - Türkiye Yazarlar Derneği Ödülü