·236 syf.····Okunma: 12 Kasım 2023 01:28 Öznesi ölüm olan kitap; Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş.
Günün birinde, ismi bilinmeyen bir ülkede ölüm ortadan kalkıyor ve ertesi gün hiç kimse ölmüyor.
İntihar ediyorsun ölmüyorsun,
trafik kazasında bedenin parçalanıyor ölmüyorsun,
hastalıktan acı çekiyorsun fakat bir türlü ölmüyorsun.
Böyle bir durumda ortaya çıkabilecek toplumsal kaosu Saramago bu kitabıyla çok detaylı aktarmış okuyucusuna. Bu kaosa hükümetin yaklaşımını her zaman yaptığı gibi ironi yaparak eleştirmiş.
Kitapta daha çok “ölüm olmasa nasıl olur” u okuyoruz.
Ölüm ortadan kalkınca ilk olarak kilise darbe alıyor. Çünkü ölüm yoksa ahiret için çalışmanın anlamı da yok. Bu doğrultuda kaybı büyük olan din görevlilerinin paniği kitapta yer alıyor. Yazarımızın ateist olmasının izlerine bu bölümlerde rastlıyoruz.
Hastalık var ama ölüm yok. Hastanelerde yer kalmadığı için sağlık sektörü çöküyor. İnsanlar hastalarına bakmaktan bıktığı için ölmesi için çözüm yolu arıyor.
Saramago toplumsal kaosu o kadar detaylı kurgulamış ki benim aklıma gelmeyen (levazımatçılar, ilaç firmaları, bankacılar, sigortacılar gibi) pek çok meslek grubunun çöküşünü okuturken, düşündürüyor. Bazen “iyi ki ölüm var” dedirtiyor.
Büyükbaba ile torunun öyküsü, kitabın en güzel öğüdüydü.
Üzerinde fazlaca kafa yorulacak bir kitap. Özellikle ölümün insanlık hakkındaki haklı fikirleri düşündürücüydü. Saramago her zaman yaptığı gibi gerçek ile gerçeküstünü harmanlayarak, fantastik bir kurgu ile ahlaki çöküşü kaleme almış.
Burada biraz ne yazsa okurum dediğim, Jose Saramago’nun tarzından bahsetmek istiyorum.
Saramago’yu diğer yazarlardan ayıran en büyük özellik; noktalama işaretlerini fazla kullanmaması. Bunun için şöyle bir şey söylüyor; “Noktalama bence yol tabelaları gibi seyahat etmekte olduğunuz yoldan sizi alıkoyuyor ve dikkatinizi dağıtıyor.” Yazım tarzına alıştıktan sonra ne kadar haklı olduğunu görüyoruz.
Kurgu olarak da, hayatın var olan akış zinciri içerisinde bir parçayı çekip alıyor ve ‘böyle olsa nasıl olurdu’ diyerek yazmaya başlıyor. Hayatın çok içinden ama çok da farklı bir kurgu oluşturuyor. Bu yüzden kitaplarının kurgusu hemen insanı içine alıyor.
Kitaplarında “her gün sokakta gördüğüm, sıradan insanları” yazıyorum diyor ve kendi deyimiyle edebi kahramanlara dönüştürüyor. Özellikle kadın karakterleri çok güçlü yazıyor. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabında da bunu görüyoruz, kitabı okuyanlar demek istediğimi anlamıştır.
Hayatının her alanında, insanlığa ve insan haklarına karşı duyarlı olmuş. Kitaplarının dini ve politik alt yapısı var. Toplumcu, duyarlı bir yazar, kapitalizmi çok fazla eleştiriyor.
Nobel konuşmasında “Başka bir gezegene, oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip bu şizofrenik insanlık, milyonlarca insanın açlıktan ölmesini umursamayabiliyor. Mars’a gitmek, yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor.” demiştir.
Öte yandan 2002 yılında Ramallah’ı ziyaret ettiği sırada “Filistin’de işlenen suçlarla, Auschwitz’de olanlar aynı yere konabilir. Dünün mazlumları bugünün zalimleri oldular.” demişti.
Karakteri ve zekası kitaplarına yansımış, olağanüstü bir insan; Jose Saramago.