Anton Çehov gibi kendisi de bir doktor olan Bulgakov'un enfes anlatımıyla, vakaların içine sonsuz bir gerilimle süzülerek, tıbbın gerektirdiği ve getirdiği bilgiye ve soğukkanlılığa bir kere daha hayranlık duymamıza vesile olmuş, birbiriyle bütünlük sağlayan hikayelerle de nefis bir kitaba dönüşmüş eser. Ampütasyonla başlayıp, trakeotomi, ters doğum, difteri ve geçmişin belası frengi gibi hastalıkların semptomlarından cerrahi operasyonların ayrıntılarına ve bunlara eşlik eden çocuk ve genç, fakir köylülere kurulan empatiye, cehalete duyulan öfkeye inip çıkan duygudurumları ve ameliyat masasında kah kazanılıp kah kaybedilen savaşların verdiği yorgunluklar, biriken gerilimi boşaltırken, ötedeki doktorun bunları aşmak için kullandığı morfinin bağımlısı olması ve başka bir yerde, insanlar sebepsizce savaşırken, "kasıtlı cinayet"in nerede, nasıl zuhur ettiğini yine meraklı gözlerle takip ederek kitabı sonlandırıyoruz.
Raymond Carver 'in iki kitabında yer verdiği (Katedral'de Küçük iyi Bir Şey ile son halini alan) hasta/doktor hikayesinden kelli bu kitabı ayıla bayıla okumuş olduğunu hayal edebiliyorum. Hastam geldiği için de yazıyı burada noktalıyorum.