Ağrıdağı Efsanesi
9/10
·124 syf.··
2023 97. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2023 20:24
Ağrıdağı Efsanesi , Yaşar Kemal 'in 1970'te kaleme aldığı destansı bir eser. Yaşar Kemal daha önce Cumhuriyet gazetesi için Ağrı Dağı ve civarında röportajlar yapmış, derin gözlemler ve incelemelerde bulunmuştur. Yazarın at, dağ, ova, göl ve ortamlara insanî duygular yüklemesi, dağların öfkesi, gölün sakinliği, atın duygulanması gibi ifadeleri "büyülü gerçekçilik" olarak değil de yazarın bizzat "ne hissediyorsa onu yazması" olarak değerlendirmekte fayda var. Kitapta bulunan çoğu olay yazarın yakın arkadaşı Abidin Dino tarafından resmedilmiştir. Her 3-4 sayfada bir sizi karşılayan bu çizimler okuma zevkinizi belirgin arttırıyor. Kitapta geçen zindanların bulunduğu saray akla İshak Paşa Sarayı'nı getiriyor. Devir muhtemelen 1800'lerin başı. Mekan şimdilerde ki Doğubayazıt'ta kırsal kesim... Kitapta doğa tasvirlerinin yanında dört husus çok göze çarpıyor: Bunlardan ilki yöredeki halkın gelenek-göreneklerine bağlılıkları. Öyle ki sizin kapınıza yağız bir kır at geldiyse ve onu üç sefer uzağa bırakmanıza rağmen tekrar geliyorsa o size Allah tarafından bir hediye, bir yadigârdır. Aynı şekilde size sığınan bir insanı ordular bile gelse teslim etmezsiniz. Güçlünün ve zenginin sözünün geçtiği günümüzde unutulmaya yüz tutmuş hasletler bunlar. İkincisi Mahmut Han aracılığı ile oluşturulan korku imparatorluğu ve kendi öz oğlunun bile babasının korkusundan kalbi duracak seviyeye gelmesi. Bu eksende kitapta Mahmut Han tarif edilirken "O Osmanlılaştı o yüzden zalimleşti." diyerek Osmanlı'nın o dönemde kılıç gücüyle aldığı Kürt çoğunluktaki topraklarda çok fazla halka karışamadığı, halktan uzak kaldığını gösteriyor. Üçüncüsü ve kitabın çoğunluğunun bu eksende geçtiği olgu ise duygu yoğunluğu: Gülbahar ve Ahmet arasında ki aşk, Memo'nun Gülbahar'a beslediği masumane duygular ve Mahmut Han'ın bir gariban dağlıya karşı galebe çalamamasının verdiği hırs, nefret ve karşısındaki acziyet... Dördüncüsü ve aslında kitabın merkezine alınması gereken konulardan sonuncusu kalabalıkların gücü... Bireysel olarak güçsüz olsalar da birleşince yıkılmaz bir kuvvete dönüşen bu güçten yazar, sayfa 106'da söyle bahseder : "Ve bu kalabalığa güç yetmez! Onlarla ordular bile başa çıkamaz. Bunlar bir araya gelmeye görsünler önüne geçilmez. Bir çare, bunları bir araya getirmemek için bir çare..." Demirci Hüso için ayrı bir parantez: Zulme ve zalime karşı Anadolu topraklarında herkesin sevdigi din kardeşleri(!) sessiz kalırken, halkın genelinin aksine ateşe tapan ve bu yüzden dışlanan demirci ustası, sesini çıkaran otoriteye karşı tek başına olduğunu bilmesine rağmen erdemli davranarak dik durmayı seçmiştir. Açık açık: "bu yaptığın zulümdür, kıyas öbür tarafa kalmasin" deme cesaretini göstermiştir. Gülbahar'ın aşkı için yaptığı fedakârlıklardan sonra olayların böyle sonuçlanması aşkın çok da mantıkla açıklanamayacağının kanıtı. Yazarın sayfa 98'de belirttiği gibi: "Sevda yuvası yalımdır..." Kitapta çok fazla ismi geçen Doğubayazıtlı Kürt kökenli yazar Ahmedi Hanî'nin bir dizesi ile yorumumu bitireyim: " Ama âşık ile heves sahibi arasında fark var, Heves sahipleri çıkarcıdır, Âşıklar ise fedakâr..." Mahmut Han gibiler her devirde olacaktır. Yanınızda size her koşulda güvenen ve arkanızda Ağrı Dağı gibi dimdik duran Sofiler, Demirci Hüsolar, Kervan Şeyhleri gibi can yoldaşları olması temennisiyle... Keyifli okumalar...
Edebiyat
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
·
1 +1'leme
·
209 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam emeğinize sağlık. Böyle uzun soluklu, derinlemesine yaptığınız incelemeleri özlemişiz. Çok severek okuduğum bir eserdi. Bu ayda bir oylama için önermiştim. Yeraltından Notlar seçildi. Sağlık olsun. Okunması gereken, güzel bir eser. Siz de doğru noktalara temas etmişsiniz. Büyülü gerçekçilik olarak nitelendirmek doğru olmaz elbette o kısımları. 👍👌🙏
John Coffey
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim hocam 🌿