"Ah, ne aşağılık, ne alçak bir köleyim ben," diyerek başlıyor eser William Shakespeare'in en sevdiğim eseri olan Hamlet'iyle...
Kölelik...
"Bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması."
Tarihi insanlık tarihi kadar eski olan ve yakın zamanda "KALDIRILAN" oluşum.
Yılanlar ölür mü derilerini değiştirmeleriyle?
Yoksa farklı bir kimliğe bürünüp devam mı ederler kaldıkları yerden?
Savaşta esir düşenler,
Ağır suç işleyenler,
Korsanlar tarafından kaçırılanlar,
Borcunu ödeyemeyenler...
İlk bakıldığında "köle" deyince sadece işte çalıştırılanlar akla geliyor değil mi? Hizmetçi gibi kullanılanlar... Ama işin iç yüzü o kadar başka ki... Cinsellik için satın alınanlar, üzerinde her türlü fantezi ve işkence yapılanlar, iş bitince başkasına satılıp onda da aynı muameleyi görenler, hayvanat bahçelerinde sırf ten rengi farklı diye sergilenenler... On İki Yıllık Esaret filmini izlemiş miydiniz? Konuya farklı bir bakış açısıyla bakan filmlerden: hdfilmcehennemi.de/hd-12-yillik-es...
Ve kalktı, her şey bitti öyle mi?
Şimdi kuşlar kadar özgürüz hepimiz?
Boynumuzda, bileklerimizde zincirler yok.
Kimseye "efendim" demek durumunda değiliz!
Hem yeni isimlerimiz de çok güzel:
"Beyaz Yakalılar"
"Mavi Yakalılar"
Güldür Güldür'de bu konuya değinen çok başarılı bir skeç vardı. İzleyip de içinde bulunduğumuz konumu sorgulamamak elde değil... m.youtube.com/watch?v=-PxuVxh...
Geçmişten günümüze köleliği ele alıyor eser. Önemli yazar, şair ve düşünürlerin konuya dair sözlerine yer verilmesini de başarılı buldum diyebilirim.
Miguel de Cervantes'in hayatının beş yılını köle olarak geçirdiğini biliyor muydunuz mesela?
Köleliği kaldırmakla övünen Avrupalı ve Amerikalı devletlerin köleliğin öncülerinden olduklarını ve yakın zamana kadar devam ettiklerini?
Önemli üniversitelerin köleliği savunduğunu?
Kısa, amaca yönelik okunmaya değer bir eser diyebilirim.
Çalışmaktan vaktiniz olursa okuyabilirsiniz renkli yakalı kardeşlerim!