·255 syf.····Okunma: 03 Ocak 2024 13:03 Murathan Mungan'a ait Şairin Romanı kitabını okumamın üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ en beğendiğim kitaplar listesinde yerini korur. Murathan Mungan'ın son kitabı olan bu kitabı da bu beğeninin etrafını sardığı beklentiler ile aldım ve okumaya başladım.
Öncelikle günümüzün toplumsal düzeninde ortaya çıkan, aşırı uç noktadaki insanlarla dahi empati yapma yanılgısının olayları yanlış değerlendirmemize sebep olduğunu, sonuna kadar haksız olduğu bariz insan davranışlarında, örgüt yapılanmalarında bile mevzubahis varlıklara hak vermek durumunda bırakıldığımızı düşünüyorum. Murathan Mungan da bu kitabında bu popülist düşünceden hakkını almış gibi görünüyor.
Kitabın ilk yarısında Kierkegaard'ın tabiriyle bir "iman eri" ile aynı motivasyona sahip olan karakterin iç dünyasını yalın, güzel ve mantığa oturtulabilir bir şekilde sunduğunu düşünüyorum. Bu sunuş ona hak vermemizi isteyen değil onun yaşantılamasını en saf haliyle önümüze sermek isteyen bir sunuş olarak karşımıza çıkıyor. İkinci yarısında ise işler değişiyor. Yazarın çok yüzeysel kalmış karakterler üzerinden ne yazık ki karakterler gibi yüzeysel bir Kürt propagandası yaptığını düşünüyorum. Bu sunuş saf yaşantılama arzusundan ziyade haklı çıkarma kaygısı taşıyan bir sunuş haline geliyor. Yazar kısım kısım bizim dağa çıkan teröristlerle empati kurmamızı ve içten içe hak vermemizi istiyor. Kitabı okumuş ve haksız olduğumu düşünenler için kitaptan bir alıntı paylaşmak istiyorum:
"Neye üzülüyorum biliyor musun, dağa çıkanların çoğu eğer yakalanıp tutuklanmadılarsa üç-beş yıl içinde çatışmalardan birinde vurulup ölüyorlarmış. Düşünsene, bunu bile bile çıkıyorlar dağa. Devlet bu kararlılıktaki direnci, inancı, adanmışlığı görmüyor. Terör örgütü yaftası dili kolaylaştırıyor belki, ama işleri kolaylaştırıyor mu?" (Sf. 207)
Hadi ilk cümleyle dağa çıkanlara üzülelim, ikinci cümlede teröristlerin kararlılığını yüceltelim, son cümleyle de kendimizi suçlayalım.
Yazarın ağırlık verdiği anlatım tarzının amacının terör örgütlerini temiz göstermekten ziyade o dönemlerde (90'lı yıllar) terör örgütleriyle mücadele eden devlet organlarını da kirli göstererek hepsinin, okuyucunun gözünde aynı paralel düzleme denk düşmesini sağlamak olduğu hissediliyor.
Her şeye rağmen Sezar'ın hakkını vereceksek eğer, bir gecede bitirdiğim ve kurgusunu ve olay örgüsünü -bilhassa ilk yarısında- sağlam bulduğum bir kitaptı. Bitirmeden önce herkesin kendi mantık çerçevesinde ele alacağı bir kitap olduğunu belirtmek istiyorum. Herkese iyi okumalar.