Puan vermedi·56 syf.··
2024 5. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2024 05:00
Üzerinde uzun zamandır durduğum bir düşünce vardır ki, her yeni kitaba geçişimde zihnimi kuşatmaya devam eder. Özellikle Batı veya yeni başladığım Türk klasiklerinde kendini gösterir bu durum. Onlarca yıl hatta asır öncesinde insanlar düşündükleri, düşünmek istedikleri veyahutta hissettikleri bir olay karşısında, özellikle bir insan karşısında yataklara düşmeyi; o insan uğruna içlerinde bir savaş vermeyi ve bu savaşın bedelini canlarıyla ödemeyi pek çok kez görmüş geçirmişler. Zihinlerini talan eden her ne varsa bunun uğruna ölebilmek, büyük bir mucize olarak görülür onlar için. En büyük armağan, aşıklarının yanı başında, hayata 'ben tamamım' diyebilmektir acı çekenlerin nezdinde. Bu yüzden klasikleri değerli kılan, özellikle düşüncelere olan sadakati insan ruhuna aşılamaktaki hayret verici maharetidir zannımca. Günümüzde hiçbir anımızın birbirine uymayışı, bu uyumsuzluk içinde kısa sürede debelenen yüreklerin yarına tutunamayışı; tutundukları dalın kimden ne niyetle uzatıldığını bile anlayamayışı... Yabancı değildir bunlar bize. Aradan yüz asır geçse dahi yabancı değildir kalp bu hislere. Ve hiçbir zaman yabancı kalmayacaktır bir sonrakine. Üzülerek belirtmeliyim ki kolaycılığın, en ilkel durumları bile marifet saydığı bu yüzyılda insanoğlu düşünememekten hasta olmaya, yataklara düşüp uzatılan elleri görememeye evrilmiş durumdadır. Duyguların mânâsını, kimyasını bilemeyen onlarca yüz; dile gelseydi eğer 'ben kendime bile inanmıyorum' diyecek fikirlerle dolu binlerce akıl yaşıyor aramızda. Yaşadığını sananların, yaşamaya çalışanlara yaptığı büyük bir zulmü izliyoruz bu çağda. Namık Kemal bu eseriyle bana bunları düşündürttü. İşin aslı ciddi bir meseleyi, ki mesele içinde binbir meseleyi katarak, kısa ve öz anlatabilme işine hep imrenmişimdir. Bunu kısacık bir oyunla anlatmak bir hayli zordur ancak bir yandan da hak vermek gerekir. Yaşadığı sürgün hayatının başlangıç eserlerinden biriyken ve daha ruhuna, aklına hücum eden onca kavga varken, derdini uzun uzun anlatacak gücü olabilir miydi bir insanın? Karakterlerin duygudan duyguya dolup taştığı hâllerini okurken, sürgünde ne kadar anı kendisiyle paylaşacağını şaşıran Namık Kemal'i anlamayı bu yüzden gerekli görüyorum. İçinde bulunduğu yalnızlığı, anlaşılamamanın yükünü, vatanı saydığı topraklardaki belirgin çarpıklıkları ve gözyaşını düşündükçe hüzne kapılan ve bu hüznün içinde hâlâ bir yerlerde değişimi başlatabileceğine inanan yürekli bir yazara saygı duymayıp da ne yapacaktım ki!
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,435 okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.