Zavallı Çocuk

Namık Kemal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Namık Kemal - Zavallı Çocuk
10/10
·57 syf.··
2025 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 03:24
Tanzimat Dönemi’nin ilk tiyatro örneklerinden biri olarak kabul edilir. Eserin başkahramanı Şefika, sevdiği kişi yerine ailesinin uygun gördüğü biriyle evlendirilmek istenen genç bir kızdır. Bu durum onun psikolojik çöküşüne ve trajik sonuna neden olur. Namık Kemal, bu eseriyle dönemin ataerkil yapısını ve bireyin özgürlük mücadelesini gözler önüne serer.
1000Kitap
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
NAMIK KEMAL & ZAVALLI ÇOCUK
Puan vermedi·56 syf.··
2022 11. kitabı
•Namık Kemal'in üç perdeden oluşan tiyatro eseri Konusu ; •Gençlerin rıza dışı evlenmelerini,ailelerinin çocukların hayatlarına müdahale etmelerinin acı neticelerini ele alan bir eser. •Şefika ve Ata Bey aynı evde kardeş gibi büyümüşler, fakat birbirlerine deli gibi aşıktırlar. Ata Bey öksüz bir gençtir ve başarılı bir tıbbiye talebesidir. Şefika'nın babası Tahir bey onu kendi evine almış kendi çocuklarından ayırmamış birlikte büyütmüştür. •Şefika'yı istemediği bir evliliğe zorlayan annesidir. Şefika annesine karşı gelip Ata'yı sevdiğini söylese de annesini razı edememiştir. Ve bu evliliği kabul etmiştir. •Nikah olduktan sonra Şefika verem olur ve yataklara düşer. Bunlar olurken Ata'nın hiçbir şeyden haberi yoktur. İlim için mekteptedir. Daha sonradan öğrenir öğrenmesine ama çok geçtir, Şefika'nın az bir ömrü kaldığını görünce dayanamaz onsuz yaşayamam der ve kendini zehirler aynı yatakta birlikte can verirler. •Namık Kemal'in bu tiyatro eserini çok sevdim. Dili ağır değil diyaloglar akıcı eski Türkçemizden kelimelere yer verilmiş. (Açıklamalarıyla birlikte) Karakter sayısı az okurken aklım karışmadı. •Aşkın ne denli kuvvetli olduğunu o zamanki dönemlerde aşkın hiçe sayılıp sadece mal mülk ve rahat yaşamanın önemsemediğini vurgulamış yazarımız. Çok da güzel yazmış. Aşktan, sevgiden önemli ne var ki? Keyifli okumalar diliyorum... kitapla kalın..
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
8/10
·56 syf.··
2025 41. kitabı
Tiyatro Oyunu okumayı çok seviyorum bu kitabın bir tiyatrosu olursa gitmek o kadar isterim ki, bu arada hayatımda sadece 1 kez küçükken gitmiştim tiyatroya onuda hiç hatırlamıyorum Kitabın sonu Romeo ve Julieti andırdı 14 yaşında kı Şefika ve 19 yaşındakı tıp öğrencisi kuzeni Ata arasında kı aşkı ve Şefikanın paşa'ya verilmek istemesi üzerine kızın dertden hastalanması küçük bir kızın ailesini sefaletden kurtarma uğruna feda olması çok güzel işlenmiş
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
8/10
·56 syf.··
2025 9. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2025 22:39
Namık Kemal'in Zavallı Çocuk'unu okurken çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Eser, beklediğimden çok daha dokunaklı ve gerçekçiydi. Hani o eski filmlerde gördüğümüz, ailesinin zoruyla istemediği biriyle evlenmek zorunda kalan kızların hikâyesine benziyor. ​Şefika'nın gönlünün Ata'da olmasına rağmen, annesinin baskısıyla yaşlı bir adamla evlenmeye zorlanması içimi acıttı. Bu eser sadece trajik bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda toplumsal bir eleştiri. Gerçekten okunması ve üzerine düşünülmesi gereken bir oyun.
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
7/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
Halk hikâyesi tadında, bir solukta bitecek bir tiyatro oyunu. Trajik bir aşkı konu alan eser, aile baskısıyla evlendirilen gençlerin çaresizliğini ve bu uğurda yaşanan acı tecrübeleri çarpıcı bir dille anlatıyor. Zavallı ÇocukNamık Kemal
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
10/10
·56 syf.·
2021 155. kitabı
Şefika ve Ata’nın sonsuz aşkı.. Hayat böyle işte bu kadar çok severken, sevgini feda edecek bir neden çıkıyor ve buna boyun eğmek zorunda kalıyorsun.. Şefika’da öyle yaptı sonunu bile bile sevgisini feda etti ama aşkın gücü o kadar eşsiz ki ölüm bile önüne geçemedi… İyi okumalar diliyorum
İnceleme
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
10/10
·56 syf.··
2022 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2022 14:08
Yazarın sürgündeyken yazdığı, hem de Vatan yahut Silistre'den dolayı sürgüne gönderilmiş, yine tiyatro türünde etkileyici ve basit bir eseri. Basit derken olumsuz bir anlamda değil, sadelik anlamında diyorum. Çünkü gayet hoş ve trajik bir aşk hikayesi son derece sade bir biçimde aktarılıyor. Geleneksel aile yapısını, zorla ve uygun olmayan evlilikleri, onaylanmayan sevdaları, bir örnekle anlatıyor. Bir solukta biten, üzücü de olsa sevdiğim bir eser oldu.
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
8/10
·56 syf.··
2025 60. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 11:21
Ne kadar acı ama ne kadar da gerçek.. Aradan kaç yıl geçerse geçsin hala aynı konudan muzdarip değil mi toplumumuz ? 18 ini doldurmamış bir kız çocuğunun, sevdiği gençle izdivacını onaylamayan ve onu zorla zengin bir adama vermeye çalışan bir anne. Sebep ne ? Babasının borçlarını kapatmak için. Bu kitap bir çok diziye, filme ve başka romanlara da esin kaynağı olmuş. Bir oturuşta okumalık incecik, toplumsal gerçeklik içeren bir oyun
1000Kitap
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
BİR KÜÇÜK PİYES
Puan vermedi·56 syf.·
2011 10. kitabı
" Dünkü paylaşımlardan onun ölüm yıldönümü ( 2 Aralık 1888) olduğunu öğrendim. Öyle de denk geldi ki, dün gece onun bu küçük piyesini almış okumuştum. Bu küçücük piyes ve yazarı hakkında gecenin 02.00 sinde bir şeyler yazarken son noktayı koymuştum ki elektrikler kesildi paylaşamadım. Namık Kemal hakkında bir fikri bilgisi olmayan zaten bu ülkede yaşamamalı. Bu küçük piyese gelince; sonu acılı biten bir aşk hikayesi: Yirmi dakikada okunuyor. Bu piyesi okurken, onun sürgün yıllarında bu piyesin yazıldığı Magosa'da kaldığı mekanı ziyaret ettiğim günler aklıma geldi. Bu piyes ilk oynandığında da o sürgündeydi. O olumsuz koşullarda kaldığı yerde bir çok hastalığa yakalandı ve ömrü kısa oldu..." Via: Kartal Yolcu
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma
10/10
·56 syf.··
2022 5. kitabı
Namık Kemal, Türk edebiyatının önemli isimlerinden, gazeteci ve vatan şairidir. Vatan yahut Silistre eserinden sonra Magosa’ya sürgüne gönderildiğinde kaleme aldığı eseri Zavallı Çocuk; o zamanın aile yapısını, kızların kendilerinden yaşça büyük, sevmedikleri adamlarla evlendirilmesini konu alan küçük tiyatro eseridir. Ahmet Hamdi bu eser için, “Bu eserin edebiyatımızda ve bütün hayatımızda devam edip giden neticeleriyle karşılaştığımız hissî edebiyata yol açtığını bir daha tekrarlayalım.” demiş. 3 perdeden oluşan, 40 sayfalık bir eser. Kısa, öz ve vermek istediği mesajı direkt seyirci ile buluşturan bir tiyatro oyunu. Dönemin şartlarında tiyatronun rolünün farkında olan Namık Kemal, sade bir anlatım ile daha fazla kitlelere ulaşmayı hedeflediği için oyunu yalın bir dille sunuyor. Okurken kendimi tiyatro sahnesinde Şefika rolünde hayal ettim, sevdalısı Ata… Ata öksüz bir çocuk ve Şefika’nın babası Halil beyin uzaktan akrabası. Alıp yetiştiriyor Ata’yı ve hekim olmasına az bir zaman kalıyor. Bu süreçte Şefika ve Ata birbirlerine aşklarını ilan ediyorlar. Okulu bitirip koca adam olup senin için döneceğim diyor Ata. Şefika yollarını gözlerken annesi Tahire, 38 yaşında bir Paşa’ya kızını vermeye çalışıyor -Şefike 14 yaşında-. Şefika büyük bir çıkmazın içinde, istemediğini söylüyor. Tahire de ‘Baban borçlarından hapse mi girsin? Sokaklarda mı sürünelim? Senin başlık paran ile beybaban borçları kapatacak.’ deyip Şefika’yı hassas karnından vuruyor ve Şefika el mahkum kabul ediyor. Ediyor etmesine de aşkından ayrı kaldığı için yataklara düşüyor, verem oluyor. Ata, olanlardan bihaber… Devamını tahmin edebiliyorsunuz aslında, klasik Yeşilçam konusu gibi o döneme göre Namık Kemal’in tiyatro ile seyirciye bu mesajı iletmeye çalışması, çabalaması çok kıymetli. Bu oyun ilk kez 1874
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,438 okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.