Türk Edebiyatı Klasikleri - 58

Zavallı Çocuk

Namık Kemal
Editör:
Hacer Er
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 16:51
“Niçin telaş ediyorsun? Dünyada kim kimden ayrılmamış?” Diyor kitabında Namık Kemal Zavallı Çocuk İlk kez 1874’te Güllü Agop’un Osmanlı Tiyatrosu’nda sahnelenen Zavallı Çocuk, birbirini seven iki gencin trajik hikâyesiyle ve taşıdığı duygusal yoğunlukla sonradan yazılacak pek çok eser için de ilham kaynağı olmuştur. Halil Bey kardeşinin çocuğu olan Atâ'yı evine almış ve onun Tıbbiye'ye devamını sağlamaktadır. Atâ on dokuz, Halil Bey'in kızı Şefika ise on dört yaşına gelmiştir. Bu iki genç arasında doğan masum aşka Şefika'yı görüp beğenen bir paşanın onunla evlenmek istemesi gölge düşürür. Ve ortaya çıkan hüzünlü olayların anlatımı ile kitap ilerlemektedir… Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. Derlemesi için Salih Bora’ya teşekkürler.
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
Zavallı Çocuk
Puan vermedi·56 syf.·
2026 31. kitabı
“Meğer insanın ömrü çocukluğundan ibaret imiş. Meğer ondan sonrası hep kabir azabı, cehennem ateşi imiş.”(s.25) Zavallı Çocuk tiyatro oyununda aileyi ve sevgiyi merkeze yerleştiriyor Namık Kemal , genç bir kızın kaderini bu çemberin içinde anlatıyor. Oyun kısa sürüyor ama gelenek ile birey arasındaki çatışmanın izlerini güçlü biçimde veriyor. Dil sade akıyor duygular ise sahneler olaylar ilerledikçe yoğunlaşıyor. Okur, sahneler ilerledikçe yaklaşan dramın ağırlığını giderek daha fazla hissediyor. Şefika henüz çocuk yaştayken evlerinde halayık olan __Ata’yı sevmeye başlıyor. ailesi de içinde bulundukları maddi durumun zorluğunu aşmak için yaşça büyük bir paşaya vermek istiyorlar. Namık Kemal zoraki evlilikleri sorguluyor ve aile otoritesinin gençlerin hayatı üzerindeki baskısını trajediye sürüklenen hayatlarla gösteriyor. Aile kutsal kabul ediliyor fakat yanlış temeller üzerine kurulduğunda felaket doğuruyor. Namık Kemal’de bu çatışmayı sahneye taşıyor, bireyin feryadı toplumun aynasına dönüşüyor, okurken hem duygulandırıyor hem düşündürüyor. Oyun bugün de güncelliğini koruyor. Çünkü mesele yalnızca bir dönemin meselesi değil, bireyin kendi hayatı üzerindeki söz hakkını kaybetmesi meselesi oluyor. Herkese keyifli okumalar.
Düşünce
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 12. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:50
Çok dokunaklı bir kitaptı Eser , birbirini çok seven iki amca çocuğu olan Şefika ve Ata ' nın kavuşamama hikayesini anlatır. Ölürken birbirine kavuşan iki sevda
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 10:11
Zavallı Çocuk Namık Kemal tarafından yazılmış Tanzimat Dönemi’nin önemli tiyatro eserlerinden biridir. Eserde, görücü usulü evlilik ve aile baskısı eleştirilir. Genç bir kız olan Şefika sevdiği kişiyle evlenmek ister ancak ailesi onu zengin biriyle evlendirmeye zorlar. Bu baskı ve zoraki evlilik hem Şefika’nın hem de sevdiği gencin mutsuzluğuna ve trajik bir sona sürüklenmesine neden olur. Eser bireysel mutluluğun toplum baskısı karşısında nasıl yok sayıldığını etkileyici bir şekilde anlatır. Namık Kemal duygusal ve dramatik bir dil kullanarak dönemin yanlış evlilik anlayışını eleştirir. Zavallı Çocuk hem toplumsal mesajı hem de sade anlatımıyla dikkat çeker..
Alıntı
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
Zavallı Çocuk - Namık Kemal
9/10
·41 syf.··
2023 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2023 14:01
ZAVALLI ÇOCUK -ÖZET Kitap 41 sayfadan oluşuyor. Ata küçük yaşta yetim kalır nokta akrabası Halil bey onu himayesine alır. Halil Bey'in Şefika adında bir kızı vardır. Ata ile birlikte büyürler. Zamanla birbirlerine aşık olurlar ama aşık olduklarının bile farkında değildirler. Ata 19 yaşında Şefika 14 yaşındadır. Halil bey kızını kırklı yaşlarda bir paça ile evlendirmek istemektedir. Halil bey aslında kızını paşaya vermek istememekte , kızının duygu durumunda bir tuhaflık olduğunu fark etmektedir. Ancak Halil bey'in eşi tahire hanım baskı yaparak Halil bey'i ikna etmeye çalışmaktadır. Halil bey eşine Paşa'nın yaşının büyük olduğunu, Şefika kızlarının ata'ya daha uygun olacağını söylemesine rağmen tahire hanım bunu reddetmekte, kızını paşaya layık görmektedir. Bu sırada ise; bir gün Ata ile Şefika birbirlerine sevdalı olduklarını birbirlerine anlatırlar. Birbirlerine söz verirler. Annesi bir gün kızının yanına gelir ve onu paşa ile evlendireceklerini söyler. Kız bunu istememektedir ama babasının yanında bir şey diyemez. Babası gidince annesine söyler ama annesi, babasının borcu olduğunu" eğer sen evlenirsen paşa babanın borçlarını kapatacak der" diye kıza durumu anlatır. kız istemez ama evliliği kabul eden nokta ama ata'ya bu olayın duyurulmamasını ister. Annesi tamam der. Paşa ile Şefika'yı nişanlarlar. Ata ise bu sırada eğitimine devam etmekte, sevdiceğine kavuşmak için bir ayın dolmasını beklemektedir. Düğün hazırlıkları yapılırken kız tüberküloza yakalanır. Yatağa düşer nokta bir ay dolar Ata gelir kızın hasta olduğunu ve olayları öğrenir. Onun hasta olmasının sebebinin kendi olduğunu düşünür. Kızın başında zehir içer oracıkta ölür nokta Şefika'nın kollarına düşer. Kız da Ata'ya sarıları ve son nefesini verir hatta
İnceleme
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
Puan vermedi·56 syf.·
2024 11. kitabı
Bu eseri Namık Kemal,Victor Hugo 'nun "Hernani" adlı piyesinden etkilenerek yazmıştır.Ayrıca Abdülhak Hâmid Tarhan, “İçli Kız” isimli eserini, Recaizade Mahmut Ekrem de “Vuslat” isimli eserini Namık Kemal’in “Zavallı Çocuk” piyesinden etkilenerek yazar. Esere gelecek olursak oyunun başkahramanı Şefika 14 yaşlarında bir genç kız.Ata ise 19 yaşında tıp tahsili gören bir delikanlıdır.Ata, küçük yaşta öksüz kalmıştır ve akrabalarından Halil Bey isimli biri onu himayesi altına almış.Halil Bey, Şefika'nın babasıdır.Kızına iyi bir babadır. Tahire Hanım ise Şefika'nın annesidir.Bu eserde kötü karakter olarak karşımıza çıkıyor.Çünkü kızının duygularını yok sayıyor ve onu çıkarı için zengin bir adama vermek istiyor.Halil Bey, ilk başta Şefika'nın ağzını yokluyor aslında o da anlamıştı Ata ile Şefika arasında duygusal bir bağ olduğunu.Bu durumu eşine dile getirince eşi buna karşı çıkmıştı ve bu sözleri söylemişti : "Allah allah! O yaşta çocuk sevdayı ne bilecek? " Bakın hele şu Tahire Hanım 'a o yaşta ki bir çocuğun sevdalanmasını ummaz lâkin kendisinden yaşça büyük olan bir Paşa ile evlenmesine göz yumar... Şefika ise fedakârlık yapacak kadar ailesine düşkün biri.Ailesinin maddi sıkıntıları yüzünden Paşa ile evlenmeyi kabul eder ama üzüntüsünden hasta olur yataklara düşer.Şefika'nın hasta olduğunu duyan Ata ise eczaneden aldığı zehri sevdiğinin yanında içerek intihar eder.Bu eserde Namık Kemal, ailelerin baskısı yüzünden sevmedikleri kimselerle evlenmek zorunda kalan genç kızların acıklı olaylarını ele almış .Onların kendi rızalarıyla evlenmeleri gerektiğini de savunur. HEKİM Bir valideye ciğerparen gidecek demek kimin elinden gelir? Zati bizim en büyük bir işimiz de hastanın akrabasına tesellidir. Ne ise her gidici zannettiğimiz gitmez Cenabıhak ne mucizeler
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Şefika 14 yaşında genç bir kız çocuğudur ve 19 yaşındaki Ata'ya sevdalanmıştır. Ata da ona sevdalıdır ancak Şefika'nın babasının borçlarını ödeme karşılığında Şefika başka bir adamla evlendirilmek istenir. Şefika bu haberden sonra verem hastalığına yakalanır ve Ata ile birlikte ölüme giderler... Tiyatro metni olarak yazılan Zavallı Çocuk ilk kez 1874'te Güllü Agop'un Osmanlı Tiyatrosu'nda sergilenmiş. Benim de Namık Kemal'den okuduğum ilk kitap :)
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
Zavallı Çocuk
8/10
·56 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 01:17
Bu eseri okuduğumda, zihnime kazınan tek bir soru oldu: Bir insanın mutluluğu, bir ailenin borç senedine bağlı olabilir mi? Namık Kemal, Zavallı Çocuk ile bize sadece eski bir aşk hikayesi anlatmıyor; aslında hepimizin içindeki o "görülmeyen yaraya" parmak basıyor. Şefika ve Ata... Onlar sadece birbirini seven iki genç değil; onlar, toplumun o devasa, paslı çarkları arasında ezilip giden masumiyetin simgeleri. ​Neden "Zavallı"? ​Kitabın adındaki o "Zavallı" kelimesi, sadece Şefika için söylenmemiş sanki. Kendi hırslarının esiri olan anne-babalar için de söylenmiş. Bir yanda on dört yaşında, kalbi henüz hayatı tanımaya başlarken "mantık" denilen o soğuk duvarın altına itilen bir genç kız; diğer yanda ise sevdiğinin yok oluşunu izlerken kendi sonunu hazırlayan bir genç adam. ​Benim İçin Bu Eserin Özeti Şudur: ​Gönül Borcu mu, Para Borcu mu? Şefika, babasının hapse girmemesi için kendi hayatını kurban ediyor. Bu bir fedakarlık mı, yoksa bir trajedi mi? Bence bu, sevginin suistimal edilmesidir. ​Sessiz Çığlıklar: Şefika’nın verem oluşu tesadüf değil. İçine attığı her söz, söyleyemediği her "hayır", onun ciğerlerini parça parça etti. Ruhun taşıyamadığı yükü beden kusar ya; Şefika’nınki de tam olarak buydu. ​Aşkın En Saf ve En Ağır Hali: Ata’nın, Şefika’nın ölümüyle bu dünyadan elini eteğini çekmesi, "ya beraber ya hiç" diyen o eski, sarsılmaz sadakatin bir göstergesi. ​Son Sözüm ​Eserin sonunda boğazımda bir düğüm kaldı. Namık Kemal bize şunu fısıldıyor: Gençlerin hayallerini yıkarak inşa ettiğiniz hiçbir gelecek, sizi huzura kavuşturmaz. Bugün bile etrafımıza baktığımızda, aile baskısıyla veya el alem ne der korkusuyla kendi hayatından vazgeçen yüzlerce Şefika ve Ata görmüyor muyuz? İşte bu yüzden bu hikaye sadece 19. yüzyılın değil, insan ruhunun zamansız bir
Alıntı
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2024 154. kitabı
1873 yılında Gazi Mağusa'da sürgündesin ve bir piyes yazayım diyorsun. Aklına da zavallı çocuğun örgüsü düşüyor... E bakınca fazla görmemek de lazım tabii.. Zavallı çocuk Namık Kemal tarafından yazılmış bir piyes olup, Gedikpaşa Tiyatrosunda sahnelendiğinde büyük ses getirmiştir. Gelelim konusunaaa... Şefika Habım ve Ata bey ana karakterlerimiz. Çocukluklarından beri bir arada büyümüşlerdir. Şefika Ataya aşık olmuştur ama çocuk kalbi bu duyguyu anlamlandıramaz. Hatta beni en çok etkileyen kısmı kendine bir gün, ben annemi de çok seviyorum ama annem yanımda değilken onu sürekli düşünmüyorum. Bu kadar özlemiyorum diye sorup, bu aşkı anlamaya çalıştığı kısımdır Ata da akıllı, tıbbiye öğrencisidir. Ve o da Şefika ya tutulmuştur. Velhasıl bu iki genç birbirlerine açılıp duygularını söyledikten sonra, evlenmek isteyeceklerdir. Fakat gelin görün ki, Şefika yı halihazırda zengin bir paşaya vermek istemektedir.. E sorarım size: şimdi bu iki aşık ne yapsın da kavuşsun? Görücü usulü ve bunun gençler üzerindeki tesirini de gösteren bir eser. Açıkçası ben sevdim
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma
Zavallı aşıklar
Puan vermedi·56 syf.··
2024 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2024 16:57
45 dakikada okuyup bitirdim. Sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olduğundan nasıl okudum nasıl bitti bilmiyorum. Tiyatro olarak yazıldığından kısa zamanda okunup bitirilebilir. Aynı evde kardeş olarak büyüdükleri ama birbirlerine kardeş gibi bakmayıp aşık olan 14 yaşındaki Şefika ve 19 yaşındaki Ata' nın aşkını anlatıyor ama 14 yaşındaki bir çocuk, 38 yaşındaki paşaya babasının borcunu ödesin diye veriliyor. O çocuk yataklara düşüyor ve verem oluyor.Aşkının verem olmasına dayanamayan Ata , zehir içiyor ve birlikte ölüme gidiyorlar.Eski zamanlarda anne ve babaların, çocuklarını evlenmek istedikleri kişilerle değil de kendi münasip gördüğü kişilerle evlendirmesinin ne büyük felaketlerle sonlanacağını kitap gözler önüne seriyor. Hazin son gibi gözükse de karakterler öbür dünyada birlikte huzura ereceklerine inanıyorlar.
1000Kitap
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,435 okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.