*''Sen kendini seviyorsun aslında, aşk değil bu bencillik, dedim. Beni değil benim için hissettiklerini düşünüyorsun... ''*
Koleksiyoncu... Kitabın adı üzerine hepimizin tahmin edebileceği üzere bir şeylerin koleksiyonunun yapıldığı, bunların anlatıldığı bir kitaptır diye düşünmüştüm. Okurken de, bittiğinde de öyle olmadığını anladım. Kitap muhteşem bir psikolojik hikayeyi anlatıyor bizlere.
Kitapta başlarda meraklandığımız Ferdinand, kelebek koleksiyoncusu olan bir böcekbilimcisidir. Günlük ve sabit olan sıkıcı işlerinden bir gün piyangonun vurmasıyla hayatı değişmiştir. “Güç, insanı yoldan çıkarır.” Sapkın ve asosyal fikirleri olan Ferdinand bir kızı sevmeye başlar bunu söylemek yerine onu uzaktan takip etmeye başlar çok uzun bir zaman boyunca. Ona, ondan habersiz hediyeler, kıyafetler alır ve ona hazırladığı bir mahsene götürür. Bir gün Miranda'yı kaçırarak onu özel olarak hazırladığı kapalı yeraltında bir mahsene tutsak eder. Günler birbirini izlerken Miranda' nın tutsaklığı devam eder, ona her gün yemek götürür, aldığı hediyeleri kıyafetleri, kitap, plak ve kasetleri götürür. Zamanla niyeti anlaşılan Ferdinand, Miranda' dan kendisini zamanla sevmesini ve aşık olmasını ister. Miranda böyle bir şeyin olmayacağını söyler. Ferdinand'ın düşüncesi hiç bir zaman değişmemiştir, Miranda ise oradan kurtulacağı günü iple çekmektedir. Ferdinand'ın, Miranda' ya kendi istemediği hiç bir kötülüğü yapmaz, aksine ona her gün dışardan bir isteği olup olmadığını sorar, varsa gidip alır, yemekler yapar, kitaplar, müzikler alır, onunla yeraltı mahseninde özel olarak ilgilenir. Miranda aklını kullanarak Ferdinand'ı oyalamaya çalışır ve her gün kaçmanın bir yolunu araştırır, bazen de dener. Ne yaparsa yapsın Ferdinand onu oradan çıkarmamaya niyetlidir ve o da kendince beyaz yalanlarla oyalar. Bu tutsaklık uzun bir zaman sürecek olup. günün birinde Miranda hastalıktan ölecektir. Ferdinand ise yaşamına devam edecektir.
Kitabın bir yerinde, Ferdinand bir gün alışveriş sırasında başka bir genç kız görüp aynı düşüncelere başlar gibi oldu, orda küçük bir sinir krizleri geçirir gibi oldum ama öyle olmadı. Kitap bir solukta okuyacağımız güzel bir hikayeden oluşuyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
*Kitaptaki bazı altı çizimlerim; *
-Onlardan nefret ediyorum. Eğitimsizden ve cahilden nefret ediyorum. Kendini beğenmişten ve sahteden nefret ediyorum. Kıskançtan ve kızgından nefret ediyorum. Kabadan, sıradandan ve alçaktan nefret ediyorum. Kalın kafalı ve küçük olmaktan utanç duymayan bütün kalın kafalı ve küçük insanlardan nefret ediyorum.
-Su beden için neyse, amaç da zihin için odur.
-Güç insanı yoldan çıkarır. Üstelik para güçtür.
-Bir şeyin yanlış olduğunu biliyorsan düşünmeyi yasaklarım kendime.
-İnsan kaçmaya çalışmazsa gerçek bir tutsak olmaz.
-Her zaman yapman gerekir. Bir şeye inanıyorsan, eyleme geçmen gerekir. Eylemden söz etmekle yetinmek, henüz yapılmamış tablolar üzerinde böbürlenmek gibidir. En korkunç davranış.
-Bir şeyin yanlış olduğunu biliyorsan düşünmeyi yasaklarım kendime.
-Duyguları ifade edememek, derin olmadıkları anlamına gelmez.