Puan vermedi·308 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2017 11:37 Bu ünlü bilimkurgu klasiği, beni bilimiyle değil, kurgusuyla da değil, felsefi zeminiyle vurdu. Çok mu katılacağım, enfes tespitler silsilesi yağdırmakta kitap? Yoo, ondan değil. Ortaya attığı hemen her savın sıkı bir temellendirmesi var. Bu açıdan, yazar, oy hakkı, vatandaşlık, yurtseverlik, demokrasi, savaş, askerlik, felsefe, tarih, geçmiş, gelecek gibi konular üzerine, belli ki çokça düşünmüş.
Bir deneme şeklinde kaleme alınmış olsaydı dahi, benim açımdan değerinden bir şey yitirmezdi; işte böylesi fikirlerin zemin bulduğu, okuru kafa yormaya zorlayan, kafa yormak istemeyenlerin kitabı zaten yarım bırakacakları, yer yer sıkıcı olmasına rağmen sırf konuların ele alınış şekilleri ve nasıl temellendirileceğine dair merakla beni son sayfaya kadar taşımış olan bir kitap. 97 yılında filme de uyarlanmış, belki oradan hatırlarsınız.
Kitabın konusuna gelirsek..
Zengin, paralı, kalburüstü bir ailenin ferdi olan kahramanımız, mezun olur olmaz, soluğu askerliğe başvurmakta alır. Bunda biraz yakın arkadaşı Carl'ın, babası zengin olmadığı için bir nevi mecburiyetten askeriyeye başvuran şu bizim fukara Carl'ın, biraz da Carmen'in, şu matematiği de iyi olan ve askeriyede pilot olmayı kafasına koymuş güzel Carmen'in gazıyla, ailesinden habersiz, duyulduğunda kendisine karşı tavır alacak olan babası ve iki gözü iki çeşme annesini karşısına alma pahasına, bir heyecan gidip başvuru yapar. Bir de askerliğini tamamlayanlar tam vatandaş sayıldıklarından, oy kullanabilmektedirler, bu da babasından bağımsız kendi istekleri doğrultusunda bir hayat yaşayıp, kendi seçimlerini yapma noktasında kahramanımızı cezbetmişe benzer. Yaşasın ergenlerin ebeveynlere isyanı, hurraaa..
Dersleri ortalamanın biraz üzerindedir, ama buna bakılmaz. Çevik Piyade grubuna alınır. Biraz da eğitimli haline güvenerek yüksek mevkiler beklerken, piyade olmak ilkin şaşırtır, üzer kendisini, ama bulacağı teselli kendisine ulaşmakta gecikmez: Piyadeler askeriyenin bel kemiğidir, her şeyi onlar yapar, diğerleri sadece komut verir.. He yavrum, he.. Geçelim.
Kahramanımız Rico'nun askerlik şartları çetindir. Öyle ağzında puro, kucağında bir dilberle, ota boka kurşun yağdıran Tennessee delikanlısı yoktur karşımızda. Buradaki şartlar, tıpkı ülkemizde askeriyede çektiği zorlukları anlatan, yer yer patates soyan, tuvalet temizleyen, salya sümük nöbet tutan yurdum insanının yaşadıklarıyla inanılmaz paralellikler taşır. Acemi Birliği'nden Ustalığa geçer geçmesine ama, bu süreçte hem ruhen hem de fiziken değişmiştir, ayrıca askerliğe bakışı da olgunlaşmış, değişmiş, pekişmiş, gelişmiştir. Mantığa usa sığmayan şeyler görür bazen (mesela yakın bir arkadaşının, yat komutuyla karınca yuvasına yatması, kalk komutu almadığı halde aniden yerinden kalkması ve bu nedenle emre karşı itaatsizlik etmesi sonucu aldığı kırbaç cezası), bazen de kapsüllere girip başka gezegendeki kendi deyişiyle böceksileri öldürmek için atlayış yaparken korku ve titreme nöbetleri yaşar.
Galaksideki diğer yıldız sistemlerindeki gezegenlere gidip, onlara insanlığın gücünü göstermek ve direnişlerini kırmak için ani baskınlar düzenlenir ve Rico da bu baskınlarda aktif görev almaktadır. Göreve katılmadığı zamanlarda, tarih ve ahlak felsefesi dersleri alır, bu dersler yükselen her subay adayı için zorunludur, uzay gemisinde verilir ve bu dersler nedeniyle, kahramanımızın kafası kah karışır, kah olgunlaşır, oturdu derken gene karışır, gene pişer, şaşar, taşar. Neyse, askeriyenin ulu amacı, galaksideki öteki türlerin yayılmasını önlemek, yaşadıkları yerlerden de onları def edip, oraları sömürgeleştirmek.. Bu hikaye oldukça tanıdık. Neden kovalım? Çünkü onlar böceksi, çünkü onlar sümüksü, öcü onlar öcü.. Oysa dünyalılar öyle mi!.. God bless our World.
Hızımı alamayıp tüm kitabı anlatacaktım, burada durmalıyım. Özetle, kitabı okuyanlar dönecektir şaşkına.. Uranüs aşkına!