Bugün otobüste boş oturmamak için rafımdan rastgele kitap aldığımda elime ilk bu geldi. Stefan Zweig'ı ne kadar çok sevsem de okumaktan hep kaçınırım. Çünkü sonlar beni hep etkiler, mutlu son da mutsuz son da. Ve bu kitap da tam olarak beni etkisi altına aldı. Sadece sonu olarak da değil, kitap komple beni etkisi altına aldı.
Perdeler ardında kalan bir kadının son bir çırpınışını anlatıyor. Öyle son bir çırpınış ki, onu görmeyeceğinden emin olmak için ölümünden sonra mektubu ulaştırıyor. Spoiler değil, kitabın ilk paragrafında zaten bu mektup ben öldükten sonra sana ulaşacak diyor.
R'ye de kızamıyorum, çünkü o da haklı. Kadın hayatına hep öylesine giriyor, öylesine de çıkıyor.
Kitap bitti ama muhtemelen ben R'den daha da boşlukta kaldım.
Sizi boşluğa bırakır ama yine de okuyun derim, hiç olmazsa bilinmeyen bir kadın olmamak için okuyun. Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig