·247 syf.····Okunma: 02 Şubat 2024 11:23 Kitaba sosyal medyada takip ettiğim bir kitap severin önerisiyle başladım. Söz konusu kadın ve mücadele olunca ister istemez kitabın sayfalarında kaybolurken buluyorum kendimi. (FAZLACA*spoiler içerir)
Kitabın başlarında annesine hayran ,çöl hayatını seven ,ablasını rol model alan, daha 4-5 yaşlarında göçebe yaşama uyum sağlayıp bir yetişkin gibi çalışan Waris'in çocukluğunu okuyoruz. Aslanların, sırtlanların mesken edindiği çölde su bulmak için sürüsü ile millerce yürüyen, yağmur yağacağını havanın kokusundan anlayan küçük bir kız çocuğu. Daha o yaşta babası yaşında bir adam tarafından oyun vaadiyle kandırılıp taciz ediliyor. Ve her ne kadar, o yaşlarında bile, asi bir ruha sahip olsa da erkeğin sözü kadının sözünden önce gelir mantığından olsa gerek üstünde durulmuyor bu durumun. Ordan burdan duyduğu ve 12-13 yaşlarında yapılan kadınlığa geçiş ritüeline ne olduğunu bilmeden çok özeniyor. Kendisi beş yaşındayken ondan bir kaç yaş büyük ablasına yapılan bu vahşeti gizlice izliyor. Ayrıca sünnet sonrası kızların ayakları ayrı ayrı bir hayvan gibi bağlanıp neredeyse iyileşinceye kadar ailenin bulunduğu yerden uzakta yalnız bırakılıyor. Sünnetten önce sıvı tuketmesine izin verilmiyor. Ve bu vahşeti yaşayan yaşamayana anlatamıyor belki düşünmemek için belki de korkutmamak için... İyileşinceye kadar diyorum ama kimisi iyilesemiyor bile. Waris bunları bile bile (nasıl ki günümüzde erkek çocukları erkek adam olucam düşüncesi ile sünneti kutsallaştırıyorsa aynı şekilde bu coğrafyada da kadın sünneti kutsallaştırılıyor) sünnet olmak istiyor. Nihayetinde ne zaman geleceği belli olmayan çingene kadın körelmiş paslı bir jileti tükürüğü ile temizleyip Waris 'i de sünnet ediyor. Ablasına yapıldığı gibi kendisi de bağlanıyor yarası kuruyuncaya kadar bekleniyor. Sonrasında gelen enfeksiyonlar, idrar ile gelen dayanılmaz acı ve bunun benzeri rahatsızlıklar ile belli bir yaşa kadar mücadele ediyor.
Waris in asıl mücadelesi babasının beş deve karşılığında kendisini dedesi yaşında bir adama vermek istemesiyle başlıyor.12 çocuk içinde rol modeli olan ablası gibi o da evden kaçıyor. Babası peşinden gidiyor ama yetisemiyor. Çölde bir aslanla burun buruna geliyor. Aslanın vermediği zararı tabi ki yine bir erkekten görüyor . Tekrar tacize uğruyor ,kaçıyor .. ablasına sığınıyor,sonra teyzesine,hizmet ediyor. Dikkatimi çeken şeylerden biri de makarnayı ilk teyzesinin evinde görmesi. (Makarnayı sevdiğimden takıldım buraya :) . Sonra Londra'da yaşayan teyzesinin eşi geliyor. Waris bir şekilde oraya da gidiyor. Orda da yıllarca hizmetçilik ediyor , ve tabi ki yine tacize uğruyor bu kez kuzeni tarafından.. Waris'in mücadelesinde takıldığım şey ,hep ama hep erkekler tarafından zarar görmesi erkeklerle mücadele etmesi ,savaşması. İlk önce babası, sonra babasının arkadaşı, yaşlı adam, kaçarken aracına bindiği adam , amcasının evini ararken yardım bahanesiyle ona yaklaşan adam.. Tabi ki bununla da sınırlı kalmıyor. Yıllarca dil bilmeden hizmet ettiği ev halkı sonunda taşınma kararı alınca Waris dönmüyor. Ordan oraya savrulup duruyor ve modellik serüveni başlıyor .. Sahte evlilikler ,sahte pasaportlar, sahte insanlar .. Bütün bunlar olurken çekinerek bir doktorun yardımını alıyor ve sünnet ile birleştirilen vajinasını normal hale getiriyor ve bu ızdırabı tabi ki de son bulmuyor. Kadınlığa geçiş ritüeli, kadın sünneti ,kgm adına her ne deniyorsa ,onu eksik bıraktığı,Waris 'in tabiriyle sakat bıraktığı için bir ömür beraberinde taşıyor bunu.
..Sonrasında belgeseller modellik serüveni,BBC röportajları , annesine kavuşma anı ,kendinin anne olma dönemi geliyor. Tabi ki Waris annesi kadar şanssız değil. Ne 12 çocuk doğurdu ,ne de kabilesinden uzak bir yerde ve çölün ortasında annesi gibi yalnız başına doğurup kabileyi aradı günlerce ..
Çok uzattığım ve yaklaşık on saattir otobüs yolculuğu yaptığım için burada kesiyorum . Bu kitap üzerimde büyük bir kırgınlık bıraktı. Hala milyonlarca kadının buna maruz bırakıldığını, milyonlarca kız çocuğunun bu şekilde katledildiğini bildiğim için..