Huzurlu günleriniz olsun... Bugün sizlere; yazar emre timur yazmış olduğu, Şaban Alıyev bünyesinde çıkan "Tereddüt" yorumuyla geldim...
Bir terazi meselesiydi hayat... Kabul edilmiş ahlak kuralları olsa da herkesin kefeni kendisine göre dengededir... Doğruya farklı pencerelerden bakmak, doğru olduğunu bilerek...
Peki ya geri kalanı?.. Yanlışı doğruya hükmederek vicdan sesini bastırabilmek ve oluşacak günahlara karşı şeytanı günah keçisi ilan edebilmek... İşte bu, terazisi dengede olmayanların bir kaçış meselesiydi, tıpkı kitabın baş karakteri gibi...
Aklının sığ odacıklarına ailesini dert olarak kodlarken, kötü bir tesadüf misali karşısına çıkar günah... Bu günah aklanmak ister kendi yolunca, içindeki kötülüğü aktarmak belki karşısındaki adama... Bizim karakterimiz ise karısının "Beni sat" diyerek onurunu kırmışken hasta kızı için, yeni onurunu günahkar bir ruhun teklifinde arayacaktır... Bunun meyvesi ise, yasak bir aşkı doğuracak masumane gözleri olacaktır... Başlanmamış bir hayatın tüm acılarını ve kimsesizliklerini yüklerken yeni bir hayatın hayali yeşerir... Ya kızını iyileştirmek için masumiyeti kaybedecek ya da günahı günaha kavuşturarak yasak meyvesiyle yeşeren dallarına tutunacaktır... İki günahın en az olanını bulmanın tereddütüydü adamın terazisini bozacak olan... Toplumun ahlâkî kurallarından uzak, vicdan mahkemesine daha yakın...
Emre hocanın diğer kitaplarından daha farklı daha öyküsel bir tadı yakalıyoruz bu kitapta... Monolog misali karakterimizi dinlerken bir vicdan sorusuyla tereddüte biz düşüyoruz... Kim haklı, ne yapılmalı diyerek... Felsefe, bu sefer çaresizliğin içerisinde figüran olarak yer alırken, hayatı başrol olarak okuyoruz... Gerçek, teoriyle baş başa... Bir sorgulama da buradan işte...
Emre hocayı okumak, ne büyük bir lütuf...
Okuyun okutun efendim, teşekkürler Emre TimurHer Ay Okuyanlar Kulübü