Elimden gelse kitabın neredeyse tüm sayfalarını, alıntı olarak paylaşacaktım. İnsan yaşamının felsefesi üzerine yazılmış olan, yazarın düşüncelerini bize aktardığı bu kitapta, kendi düşüncelerimin yazar ile neredeyse aynı kanıda olduğunu fark ettim. Bu hayatta neden yaşadığımızı, bu hayatın amacının ne olduğunu, neden dünyaya geldiğimizi, varlığımızı,ister istemez yaşamımızın bir bölümünde illaki sorgulamışızdır. Ya da hala sorguluyoruzdur kim bilir.
İnsan,aklı ermeye başladıktan sonra bu soruları da sormaya başlıyor. Bazı insanlar da tıpkı yazarın da söylediği gibi hiç sorgulamadan hayatlarını yaşamaya devam ediyorlar. Amaçsız.
Aslında yazarın temel aldığı konu “hayatta ki amacımız ve varlığımız.” Bu dünyaya hangi amaç ile gönderildik.
Benim kendi düşüncem bu dünyaya en azından insanlık adına dahi olsa bir yarar,fayda sağlamak amacıyla geldiğimizdir. Yarın,ya da bundan bir kaç yıl,gün,ay sonra öleceğiz. Belki unutulacağız,belki tıpkı iz bırakan insanlar gibi hatırlanacağız,fakat gelecek nesillere bir şeyler bırakmak adına bu amaç ve çabayı sarf ettiğimizi düşünüyorum.Çünkü insanlık var olduğu sürece sürekli ilerlemesi gerekir. Üremeye devam ettiğimiz sürece de ister istemez gelecek nesillere bir şeyler bırakmayı kendimize borç biliyoruz.
Ama cahil bir toplumun kölesi haline dönüşmüş olmaktan öncelikle kendimizi,çevremizi kurtarmamız gerekiyor.
İnanç insanlığın en temel kavramıdır,”inançsız insan yaşayamaz”diyor yazar. Bence de yaşayamaz,illa ki bir şeylere inanıyoruz ki,ölebilme imkanımız var iken,bunu yapabilecek güce sahip iken yapmıyoruz. Bence insan öncelikle neye inandığını keşfetmeli,bir tanrıya mı?Bir insana mı? Peygamberlere mi? Ya da bu doğanın güzelliğine ve tabiata mı? İnsan bir şeye inanmıyor olsa neden yaşamak istesin ki? Ben herkesin inanç şeklinin başka olduğunu düşünüyorum.Ki bu yüzden günümüzde birden çok inanç şekli var. Bazı dinler kesin bir yargıyla iman edilmesini ister,yasalar koyar,yasaklar koyar,bazı dinler zorlamaz ve insanın kendisini tabiatın akışına bırakmasını ister. Ben kendini akışa bırakanlardan olmalıyım,inandığım şey bu,dünyanın gözle görülebilecek güzelliklerinin görülmesi amacı ile dünyaya geldiğimdir.Daha sonrasında ise bir hiçlik mi beni bekliyor yoksa başka bir hayat mı? Bunu asla bilemem.Bir de iyi bir kalbe sahip olmayı amaçlamaktır yaşamım,tüm kötülüklere rağmen iyi olmayı başarabilmektir inancım.
Toplumun körü körüne bağlı oldukları şeyleri değiştirmeyi başaramayız,inanmayan insanların ahlaklı,bilgili,kültürlü insanlar olduğunu fakat inanan insanların ise ahlaksızlıklarının paçalarından aktığını gözlerimizle görüyoruz.
Özellikle kendi toplumumuzda,belki biraz ağır olabilir. Fakat ağır olması bu gerçekliklerin üstüne örtmüyor maalesef. Öğretide hakikatın varlığı şüphesiz ama bunun içerisine yalanın karışmış olduğu da şüphesiz. Hakikati aramak ise yine bizim elimizde,doğruyu yanlışı düşünen insanlar bulabilir ancak. Körü körüne bir şeye inanmak ve bağlanmak aptallıktır.
Sadece bir gün içerisinde bitirilebilecek bir kitap,dili ağır değil. Kesinlikle herkesin okuması gerekiyor,özellikle de sorgulayan insanların.
İtiraflarımLev Tolstoy