Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
Temmuz 2003
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
97897599906882
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
"İtiraflarım dönemin Rusya'sında kendi diniyle ilgili çelişkilerini sorgulamış ve Ortodoks bir Hıristiyan inanış etrafında şekillenen ilk öğrenimini tamamlamış ancak üniversiteyi ikinci yılında bırakmıştır. Bu yılları için şöyle demektedir.

"Bana eğitimin esnasında öğretilmeye çalışılan, etrafımdaki büyüklerin ve yetişkinlerin inançlarına itimad ediyordum, ama bu itimad çok sağlam değildi. Hatırlıyorum on'lu yaşlarımdaydım belki çoktan ölmüş olan Voladga adında lisede okuyan bir çocuk, Pazar günü bize gelmişti ve bana büyük bir haber olduğuna inandığı okulda yapılan bir buluşu anlatmıştı. Anlattığı buluş şuydu: bize öğretilenlerin hepsinin yalan, Tanrı diye bir şeyin de omadığıydı. Küçük erkek kardeşlerimle bu haberi çok ilginç bulmuştur.
108 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
İtiraflarım/Tolstoy
Kitabın ilk sayfasında öyle bir cümleyle karşılaştım ki, Tolstoy amcamı neden sevdiğimin cevabıydı bu cümle;
Gördüm ki, ben yalnızca Tanrı'ya inanınca yaşıyordum. Eskiden olduğu gibi şimdi de öyleydi:Tanrı'yı düşüneyim, yetiyordu, canlanıverıyordum. Onu unutayım, ona inanmayayım, o zaman hayat da yok oluyordu...

İtiraflarım, öyle günlük yaşamda karşılaştığımız ya da çocukluk zamanlarımızın afancalık ve yaramazlıklarından oluşan bir itiraf değil. Daha kapsamlı ve bir yazar için oldukça cesaret isteyen, hayatının dönüm noktalarını, fikir olarak değişimlerinin anlatıldığı bir kitap. Değişim müthiştir, bunu kabullenmek en büyük adımdır. Değişimi kabul edip kendisine itiraf eden insan hayat yolunun ilk basamağını atmıştır. Degişmek, gelişmektir ve gelişmek, büyümektir ve büyümek, olgunlaşmak, tecrübe kazanmaktır. Okumaksa tüm bunların anahtarıdır bana göre. Bu nedenle değişimden korkmamak bu anlamda cesaretli olmak gerektiğine inanıyorum.
Tolstoy'um bu anlamdaki gelişimini anlatmış ve çok da iyi yapmış bu kitabımda. Aileden gördüğü dini eğitim ve yönlendirme ile sıradan bir inançla yetişip, sonrasında sorgulamaya başladığında tamamen çıkmaza sürüklenen, orta yaş bunalımları...
Ve tekrar arayışlar sorgulamalar, sonrasında inanç sistemine giriş yapıp, burada olan biten tüm hurafe ve kendisini hep üstün gören din adamlarını eleştirmeye başlamış. Benim dediğim doğrudur diyen din adamlarından uzaklaşmış Tolstoy. Halkın arasına karışmış ve onların yaşamlarını gözlemlemiş. Sonrasında onu rahatlatan, huzur veren şeyin inanmak olduğunu keşfetmiş ve bunun sadece sevgiden, insanları sevmekten geçtiğinin altını kalın kalın çizmiş...

"O yılları, dehşete düşmeden, iğrenmeden ve yüreğimde derin bir sızı duymadan hatırlayamıyorum. Savaşta insanlar öldürdüm, insanları düelloya zorladım, kumarda para yedim, köylülerin çalışmalatını engelledim, onları cezalandırdım, sefih bir hayat sürdüm, insanları aldattım. Yalan, hırsızlık, her çeşit şehvet, sefahat, ırza geçme, öldürme... İşlemeyeceğim suç yoktu."

"Şüphelenmeye götüren ilk saik, bu inancın fahipleri arasındaki çekişmeyi fark etmemdi. Bir kısmı diyordu ki, biz en iyi ve en yararlı hocaları, biz nasıl olunması gerektiğini öğretiyoruz, ötekiler yanlış öğretiyor. Ve hepsi tartışıyor, kavga ediyor, birbirlerini alaya alıyorlardı. Üstelik aramızda öyleleri de vardı ki, bunlar, kimin haklı kimin haksız olduğuna hiç önem vermiyor, bu faaliyetlerimizde sadece kendi çıkarlarının peşindeydiler. İşte bütün bunlar, bizim inancımızın doğruluğundan şüphe uyandırıyordu."

Tolstoy'un bu eseri, 1882'de ilk defa Rus Düşüncesi dergisinde tefrika edilmiş. Dergi hemen toplattırılmış ve yasanlanmış. Eserin kitap olarak ilk baskısı 1886 yılında, yabancı bir dilde, Tolstoy'un denetiminden geçmiş olan şekliyle almanca olarak yayınlanmış.
Tüm bu olup bitenler bize gösteriyor ki, aykırı olmak ya da düşünmek bazılarını korkutuyor. Oysa beyaz en çok siyahın yanın da güzel durur. Bizi biz yapan farklılıklarımızdır...
Kitapla ve sevgiyle kalın...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kendi iç dünyasındaki sorgulamalarını bizlere aktarmış Tolstoy bu eseriyle. Yazmak işlevi de henüz o sıralarda sadece para kazanmak için yaptığı bir eylem.

İlk başta ailesinde herkesin inandığı din, Ona da sorgusuz, sualsiz kabul ettirilmiş. Abisi çok dindardır. Bu noktada diğer aile üyelerinin üstündedir. Abisi genç yaşında, dindar olmasına rağmen acı çekerek öldüğü için Tanrıyı sorgulamaya başlamış. Abisinin böyle bir ölümü haketmediği düşüncesi ile.
Felsefeci ve düşünürleri, bilim insanlarını araştırmış. Görüşlerini benimsemiş. Hiçliği ve varoluşunu anlamlandırmaya, kendi içinde savaş vermeye başlamış. Bu görüşleri benimseyip araştırmayı sürdürdükçe, çıkış yolu ararken, çıkmaza doğru sürüklenmiş. Dindar olup aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaşmış. Emekçi olup alınteriyle para kazanarak yaşamını devam ettiren, aynı zamanda da gerçekten dinini yaşayan kişilere yönelip, onlara sonsuz sevgi duymuş.

İntihar düşüncesi sıkça aklından geçmiş. Ancak "Tanrıyı aramak" isteği bir türlü tükenmemiş ve umudu içinde hep varolmuş. Bundan dolayı yaşamını sonlandırma fikrine uzak durmuş.
Bu şekilde kendi görüşlerini, yaşadığı iç sıkıntılarını, arayışlarını ve savaşlarını bizlere anlatmış Tolstoy.

Bu soruları sorar kendine birçok kişi.
Bazı kişiler Tanrının varlığını kabul edip de aramaya, sorgulamaya devam eder. Bu tükenmez arayışla kendini tüketir. Bir sonuca ya ulaşır ya ulaşmaz.
Bazı kişiler zaten sorgusuz inanırlar. Bazıları da tamamıyla reddeder.
Herkes kendine göre bir yol belirleyip, kendi doğrularına inanırlar. Bunlar olabilen gayet normal şeyler. Ama en kötüsü dayatma...
Kaç kişi birilerine bir şeyleri dayatmadan yaşayabiliyor? Hoşgörü ile yaklaşabiliyor? İnanan inanır inanmayan da inanmaz.
Kendilerince dindar olanlara göre inanmayanlar cahilken, inanmayanlara göre ise inananlar ya da dindarlar yobaz. Bu şekilde etiketlemek ne kadar doğru? İşte benim de sorgulamam en çok buna.

İncelemeyi burada sonlandırıyorum.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitaplarla kalınız.
  • Ezilenler
    8.7/10 (778 Oy)878 beğeni2.734 okunma1.926 alıntı23.430 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (1.097 Oy)1.085 beğeni4.610 okunma1.793 alıntı23.651 gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (1.098 Oy)1.016 beğeni4.404 okunma819 alıntı23.397 gösterim
  • Dörtlükler
    8.8/10 (1.036 Oy)1.082 beğeni3.517 okunma2.422 alıntı20.150 gösterim
  • Ölüler Evinden Anılar
    8.4/10 (537 Oy)557 beğeni1.943 okunma1.290 alıntı15.471 gösterim
  • Faust
    8.1/10 (702 Oy)666 beğeni2.866 okunma2.455 alıntı28.144 gösterim
  • Palto
    8.7/10 (1.542 Oy)1.386 beğeni4.645 okunma558 alıntı24.440 gösterim
  • İvan İlyiç'in Ölümü
    8.4/10 (1.086 Oy)979 beğeni3.359 okunma1.070 alıntı18.616 gösterim
  • İnsancıklar
    8.2/10 (1.800 Oy)1.806 beğeni6.671 okunma4.022 alıntı42.896 gösterim
  • Budala
    8.5/10 (1.007 Oy)1.156 beğeni3.839 okunma3.073 alıntı37.724 gösterim
103 syf.
·4 günde·10/10
Lev Nikolyeviç Tolstoy-İtiraflarım

Okumak İptiladır Müptelalara Selam!

Sene 1870. Rusya'ya kadar gideyim de bir Oblomov'u ziyaret edeyim. Dönüşte de Aleksey Dmitriyeviç Nejdanov'un mezarına bir karanfil bırakır dönerim diye düşünüyordum. Ne yazık ki Oblomov, Oblomovka'da değilmiş, üzüldüm. Onu bir daha görebileceğimi düşünmüyorum, ondan bana kalan sadece hayaller oldu. Yapacak bir şey yoktu. Döndüm mezarlığa şans eseri yolda Grigori Mihaylovic Litvinov ile karşılaştım el ele verdik gittik. Mezarlığa karanfili bırakırken hissediyordum bu son karanfildi, bir daha görüşemeyecektik. Sevemedim vedaları diyerek Litvinov ile de vedalaştım. Tren garına geldiğimde karşımda tuhaf giyimli yaşlı bir adam duruyordu. Başladı anlatmaya, dedim Kadir seni de düzgün biri bulmaz ki... Rusya'da çok ünlü biri olduğundan ama kimse tarafından dinlenmediğinden şikayetçi idi. Ben de konuşmayı pek sevmediğimi ama iyi bir dinleyici olduğumu söyledim.
Ve başladı anlatmaya İtiraflarım diyerek...
Ailesinin Ortodoks olduğunu bu sebepten ötürü kendisinin de sorgusuz sualsiz bunu kabul ettiğini belirtti. Dindar olan abisinin acı çekerek ölmesinden sonra sorgulamaya başlamış dini...
Genç yaşta Voltaire, Jean-Jacques Rousseau okuduğunu söyledi. Dindar olduğunu söyleyip aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaştığını; zihin olarak en iyi olduğu zaman Rus köylüsüne, Ortodoks kilisesine, geleneğine koştuğu zaman hissetmiş. Onların saflığına-belki cahilliğine- gıpta ile bakmış yıllarca. Ama gerekli olan mutluluğu, zihin olarak rahatlığı bulamamış. Anlatmaya devam ederken etrafıma bakıyordum. Sanırım alındı ve gençler yaşlılara gerekli olan saygıyı göstermiyorlar dedi ve döndü gitti. Ama öyle değildi, trenim kalkıyordu ve dönmek zorundaydım. Daha sonra yurda döndüm ve elime Alemdar Gazetesi geçti. Tren garında donarak ölen bir Rus yazarın haberini yapmışlardı. İyice baktığımda garda konuştuğum adamın ta kendisi idi. Meğerse o yaşlı adam Lev Nikolyeviç Tolstoy imiş.
Ne demişti Sokrates: "Bildiğim bir şey varsa; o da hiçbir şey bilmediğimdir." Ne de doğru demiş.
Tolstoy’u seviyorsanız, okuyorsanız, bu kitap kritik bir basamak...
Sıradaki adresimiz;
Vüs'at O. Bener/Buzul Çağın Virüsü
Keyifli okumalar...
96 syf.
·101 günde·8/10
Tolstoy'un kendi ideolojik ve inançsal sorgulamalarını içeren İtiraflarım'ım Tolstoy-severler için kesinlikle okunmaya değer bir eser. Tolstoy bilindiği gibi inanç konusunda birçok buhran yaşamış bir yazar. Hristiyanlığın; hayatın varlığı ve anlamına tatmin edici bir cevap getiremediğini düşündüğü için geleneksel Ortodoks Hristiyanlığına olan inancını yitirir. İtiraflarım ise bunun karar aşaması gibidir. Hayatın ne olduğunu, neden ve nasıl yaşanabileceğini ve ölümü seçmenin en doğru yol olup olmadığını sorgular. Tabii Tolstoy İtiraflarım'da her şeyin başına gidiyor; çocukluğuna.

Rus klasiklerinden aşina olduğumuz bazı durumlar vardır. Mesela o dönem Rusya'sında inanç konuları önemini büyük bir ölçüde yitirmiş, onların yerine nihilizm veya ateizm gibi Kilise'yi reddeden ideolojiler Rusya'yı sarmıştır. İşte Tolstoy'un çocukluğu da tam bu döneme denk geliyor. Bu dönemde inanç kavramı öylesine zayıflamış ki (bunu kötü anlamda söylemiyorum) örneğin -Tolstoy'un anlattığına göre- birinin yemekten önce ettiği duayı gören o kişinin ağabeyi "Bunu hala yapıyorsun ha?" dediği için o kişi inanç kavramına tutunmayı bırakmış. Belki de buna büyük bir oranda toplumsal zihin etkili olmuş. Bu oldukça geniş ve tartışmaya açık bir konu. Dolayısıyla bu kavram düşmesi ile büyüyen Tolstoy, inanç konusunda bir nevi tarafsız olarak yetişiyor.

Daha sonraları hayatın akışına kapılan Tolstoy için bu konu gün geliyor ona sıkıntı vermeye başlıyor. O da her şeyi en baştan sorgulamaya ve araştırmaya başlıyor. Bence bu nokta çok önemli. Herhangi bir olguyu bulmak adına tüm önyargılardan arınıp sorgulamaya başlamak ile sorgulama yapmak arasında büyük bir fark var. Taraflı bir sorgulama ne denli isabetli bir sorgulama olur? Tolstoy bu hataya düşmüyor, her şeyi kafasından silip en baştan kafasında sorular üretiyor ve bunları insanların inandığı şeylerle karşılaştırıyor; cevap almaya çalışıyor. Tolstoy'un bu açıdan tarafsızlığı ve azmi beni gerçekten hayran bıraktı.

İtiraflarım felsefi bir eser olmasının yanı sıra bana kalırsa aynı zamanda sosyolojik bir eser olarak da nitelendirilebilir. Çünkü Tolstoy eser boyunca yalnızca kendinden bahsetmiyor. Rus halkının ideolojik ve inançsal durumunu gözden geçiriyor. İnsanların bu durumlarını gözden geçirmek için de bir süre toplumdan uzaklaştığı da oluyor. Şöyle bir tabir vardır; toplumu en iyi anlayanlar toplumdan dışlanmış kişilerdir diye, belki de Tolstoy da bunun farkında idi. İnanç konusunu dıştan inceliyor belki de herhangi bir inancın etkisine kapılmamak için. Sonuç ise ne oluyor onu da yeni okuyacaklara bırakıyorum.

Tolstoy'un inançla ilgili iç sorgulamalardan oluşan İtiraflarım kesinlikle okumaya değer.
96 syf.
·9/10
15 li yaşlarda felsefi kitaplar okuyarak inançtan ve dinden uzaklaşmaya başladığını yirmili yaşlarda üniversiteyi bitirdiğin de tamamen ateistlige geçtiğini ve tek gerçek olarak akıl ve aklın gerçeği modern bilimi kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor
Ateist olarak kalmasının otuz yıl kadar sürdüğünü ve bu esnada bir sorunun cevabını hep aradığını
Bu sorunun " Hayat nedir?  Hayatın anlamı nedir ? Sorusu olduğunu ve bu soruların cevabını modern bilimler ve Felsefe içerisinde asla bulamadığını,  bulduğu cevapların aklına yatmadigini çok içtenlikle belirtiyor
Ve Grek Ortodoks rus kilisesi inanç sisteminde aradığı  sorunun cevabını buluyor hayatın amacı hayatı yarstan Tanrının arzusu doğrultusunda yaşamaktır
Daha sonra Hristiyan mezheplerini karşılaştırır ve yanlış ve yalan bilgiler karıştığını farkettigini ve Hristiyan ilahiyatı hakkında okumalara başladığını belirterek kitap sona eriyor.
Neticede modern dünyada felsefi akım ve ideolojilerin olduğu bir çevre de bir insanın hayat serüveninde doğruyu arama itiraf ve değerlendirmeleri ki oldukça cesur bir kendini yargılama
Ve Allaha tekrar  inanarak iç huzuruna kavuşan Tolstoy.

Yaşamın anlamı ve imkanı, yalnızca inançla bulunabilir 56

Ölümlülüğün gölgemsiligini kavriyorsa, o zaman sonsuz olana inanmak zorundadır 56

Benim hayatım,  yani şımarıklık,  eğlence ve sefahatla dolu bir yaşam, manasız ve kötüydü. 65

Ben sebepsiz yere , sebepsiz ve anlamsız olarak dünyaya gelmiş olamazdım 70

Kıyı, Tanrıydı;
Yön;  gelenek;
Kürekler, bana verilen özgürlük;
Kıyıya ulaşmaya çabalayayım, Tanrıyla birleşeyim diye...

73

Bizim çevrelerin hayatından kopardım kendimi ; çünkü bunun hayat değil, hayatın yalnızca bir yansıması olduğunu, bolluk şartlarının hayatı kavramamizi imkansız hale soktuğunu farketmistim 75

"Her insan Tanrının iradesiyle dünyaya gelmiştir " Tolstoy  75

Ve Tanrı insanı öyle yaratmıştır ki , her insan ruhunu mahfedebilir ya da kurtarabilir 75
96 syf.
·Puan vermedi
Neden varım ?
Neden şunu şunu yapmak zorundayım ?
Neden yaşamalıyım ?
Yaşamımın sonunda ne olacak ?
Neden , niçin .................

Dini öğretilerin '' şahsi fikrimde '' daha ağır bastığını gördüm ..
Okunması gereken bir kitap , özelliklere de müslümanlara okutulmalı ..
Hani neden eğilip kalktığını bilmeyen , ibadet ettiği Allah'ı ( Yaratıcı , Tanrı ) tanımayanlara ve en önemlisi ilk gelen ayetin '' OKU ! '' olmasına rağmen okumaktan bi haber insanlara okutulmalı .. Oku , seni yaratan Rabbinin sanatını oku , anla nasıl büyük bir Zat'a iman ettiğini anla ..

Ve bence kitaptaki en can alıcı alıntı şu ;
''Demiri onlar çıkardılar , ormanları kesmeyi bize onlar öğrettiler , inekleri ve atları onlar evcilleştirdiler , tahıl etmeyi ve birlikte yaşamayı bize onlar öğrettiler , yaşamımızı onlar düzenlediler ve bana konuşmayı ve yazmayı onlar öğrettiler ..
Ve onların bir ürünü olan , onlar tarafından yedirilen , içirilen öğretilen ben , onların düşünceleri ve sözcükleriyle düşünerek bütün bunların saçmalık olduğunu savundum .
( Yanlış olan bir şey var ! ) dedim kendime . ( Bir yerlerde büyük bir hata yaptım . ) Ancak nerede hata yaptığımı anlamam çok zamanımı aldı . ''

Dedelerimiz bize öğretti , Allahı , nasıl ibadet etmemiz gerektiğini ..
Peki biz onlar ne verdi ise onu kabul ettik ..
Düşünün ve sorgulayın lütfen ..
Bu sorgulamak kelimesini yanlış anlamayın ..
Allahı siz tekrar bulun , bir yaratıcının varlığını tekrar gösterin kendinize , insanlığa ...
102 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Bütün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarımın sonucunda ne olacak? Neden yaşıyorum? Okudum, yazdım, öğrettim, öğrendim... Bütün bunların ben öldükten ve yok olduktan sonra anlamı ne?

Tolstoy'un iç dünyasına kısacık da olsa tanık oluyoruz İtiraflarım sayesinde. Aslında küçük çocukların bile sorabileceği basit bir soru ve cevaplanması bir o kadar zor. Dünyevi hırslar ve zevkler içinde yaşama amacının nasıl solup gittiğini; ahlaki açıdan mükemmelliğe ulaşma ile başlayan serüvenin nasıl olup da herkesden daha güçlü, daha zengin, daha başarılı, daha önemli, daha ünlü olma hırslarına yenildiğini ve sonunda yolunu kaybedip nasıl karamsarlığa düştüğünü açıkça anlatıyor. Akıl danışabildiği herkese akıl danışıyor yine de tatmin edici bir cevap alamıyor. Sonsuzluk içinde sonlu bir varlık olma düşüncesi onu yiyip bitiriyor.

Sadece kendi düştüğü durumdan da bahsetmiyor Tolstoy, Rus halkının çeşitli eğitim seviyesindeki faklı yaşamlar süren insanlardan da kesitler sunuyor. Bu bağlamda hem sosyolojik hem piskolojik hem felsefik bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Bu incecik kitaptan öğrenebileceğiniz, kendinizi sorgulayabileceğiniz çok şey olduğuna inanıyorum.

Beyaz ve siyah fare tutunduğunuz asmayı kemirirken balı yalamaya devam mı edeceksiniz yoksa bütünün bir parçası olup inancınıza mı sarılacaksınız? Karar sizin. Keyifli okumalar...
96 syf.
·5 günde·8/10
Daha önce hiç Tolstoy okumamış olmamın üzüntüsünü ve sonunda okumuş olmamın sevincini yaşıyorum. Tolstoy ile tanışmama vesile olan inci/Duvar/ hanıma teşekkür ediyorum. :)

Tolstoy derin bir hakikatin peşinde olan; önceleri bu hakikatın inkâr da, sonraları iman da olduğunu düşünen bir insan.

Gençlik yıllarında inkâr ile yaşamış ve -kendisinin tabiriyle- ne öğreteceğini bilmeden insanlara bir şeyler öğretmeye çalışmış.

Sonra inkâr etmek artık ruhuna ağır gelmeye başlamış ve imanın huzur sağladığına kanaat etmiş. Ve elbette bunu öğrenmek için de dine ihtiyaç olduğuna..

Daha Sonra dinleri araştırmaya başlamış, kitabında en çok Hıristiyanlık geçiyor, kiliseler arası ayrılıkta oraya buraya savrulmuş bir nevi. Ama aradığını orada bulamamış.

Aslında benim gördüğüm kadarıyla, yazarın istediği inanç biçimiyle İslâm çok benziyor birbirine. 82 yaşındayken 1910 yılında İstanbul'a gelmek istemiş ama ömrü yetmemiş. Belki de İslâm'ı öğrenmek içindi, en doğrusunu Allah bilir.

Sana dua ediyorum sevgili Tolstoy, umarım Müslüman olarak vefat etmişsindir..
96 syf.
·1 günde
Esasında yaratıcıyı arama gayesinde olan yazarın kitabı,aynı zamanda otobiyografik bir eserdir.İnancı sorgulaması nedeniyle 1984'te yasaklanmış. Tolstoy'un varoluşunun sebebini sorguladığı bu itiraflarında inanç sistemlerine eleştirisini samimi ve etkileyici bir dille yapmış. Yazması cesaret gerektiren bu eseri Tolstoy severlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Tolstoyun iç dünyasına yolculuk... Kendi iç dünyamla karşılaştırabiliyorum ve sonucu şaşırtıcı ortak yanlarımız çıkıyor. Tolstoyun yıllar süren arayışlarını konu alan bu kitabı okurken siz de benim gibi benliğinize yolculuk yapacaksınız.Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını herkes gibi anlamsız bulan Tolstoy kendini, dini ve hayatı anlamaya çalıştığı bu kitabı okumaya devam ediyorum ve yolculuğum uzun sürecek gibi :))
Soluk alabiliyor, yiyebiliyor, içebiliyor, uyuyabiliyordum.
Bunları yapmamak zaten elimde değildi, ama yaşamıyordum..
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 23 - Antik Kitap 1.Basım
İyiyle kötünün ne olduğuna insanların söyledikleri ve yaptıklarına bakılarak karar verilemez.

Hakem benim yüreğimdir.
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 17 - Antik Kitap 1.Basım
Her şey boş.İnsanın yeryüzünde sarf ettiği çabadan eline geçen ne? Bir nesil gidiyor,
diğeri geliyor; ancak dünya sonsuza dek kalıyor:Olup biten şeyler ne oluyor? Daha sonra ne olacak? İnsanın yaptığı şey nedir? Daha sonra yapacağı şey nedir?
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 38 - Kumsaati Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
Temmuz 2003
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
97897599906882
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
"İtiraflarım dönemin Rusya'sında kendi diniyle ilgili çelişkilerini sorgulamış ve Ortodoks bir Hıristiyan inanış etrafında şekillenen ilk öğrenimini tamamlamış ancak üniversiteyi ikinci yılında bırakmıştır. Bu yılları için şöyle demektedir.

"Bana eğitimin esnasında öğretilmeye çalışılan, etrafımdaki büyüklerin ve yetişkinlerin inançlarına itimad ediyordum, ama bu itimad çok sağlam değildi. Hatırlıyorum on'lu yaşlarımdaydım belki çoktan ölmüş olan Voladga adında lisede okuyan bir çocuk, Pazar günü bize gelmişti ve bana büyük bir haber olduğuna inandığı okulda yapılan bir buluşu anlatmıştı. Anlattığı buluş şuydu: bize öğretilenlerin hepsinin yalan, Tanrı diye bir şeyin de omadığıydı. Küçük erkek kardeşlerimle bu haberi çok ilginç bulmuştur.

Kitabı okuyanlar 3.027 okur

  • Pınar
  • Gülseren yıldız
  • Abdusselam Sugü
  • Şevval Cebe
  • Derya Sarıoğlu Tuncay
  • Şiirhanem( طه)
  • Seymen
  • Selma Ocak
  • Balbüke
  • K. M.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (6)
9
%0.3 (3)
8
%0
7
%0.3 (3)
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları