Gönderi

DİN HAKKINDA MATERYELİST BAKIŞ AÇISI OKUMANIZI ÖNERİRİM: !
Dinsel öğreti, dünyada sahip olunamayan ve arzusunun duyulduğu güzelliklerin istencidir “ilahi adalet, asrı saadet “ ve cennette “sonsuz mutluluk” dünyada bir şeylerin ters gittiğinin kabulüdür. Gerçek dünyada insanca yaşam yoktur. Din, gerçekliğe duyulan maneviyatın kendisidir. Din, insana aykırı toplumsal ilişkiler içine hapsolmuş insanın sahici insanlığı arayışıdır. Çünkü, bu tersine dönmüş dünyada “insani öz sahici bir gerçeklik” kazanamamıştır. Din, gerçek dünyada sahici insanlığı bulamamış olan insanın, özlediği insanlığı dile getirir. Dinsel ıstırap çekme aynı zamanda hem gerçek ıstırabın ifadesi hemde gerçek ıstıraba karşı protestodur. Din ezilmişlerin of çekmesi , kalpsiz dünyanın kalbidir, ruhsuz koşulların ruhudur. Din halkın afyonudur. Yani Marx’ın söylediğinin açıklaması; 👇🏻 Mevcut toplum derin bir ıstırap çekmektedir . Din, bu ıstırabı kendi fantastik anlatı ve ritüelleriyle hem ifade hem protesto etmektir. Din ezilmişler açısından kalpsiz bir dünya tahayyül edilebilecek kadar insanca özlemlerin paylaşılmasıdır. Yani afyon aslında ezilmişlerin sıkıntılarını giderebilmek için dinsel ritüellerde yan yana gelerek dayanışmalarını çeşitli kolektif avuntu pratikleriyle çektikleri gerçek acıları bir nebze olsun hafifletmeyi anlatır.
Edebiyat
··
7 +1'leme
·
63,2bin Gösterim
21 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu anlattığınız din kavramı sosyolojik olarak inanları yanlış yönlendiren batıl ve tahrif edilmiş dinlerde mevcut olabilir. İslamiyette ise öyle bir şey söz konusu değildir. Kişilerin derin bağlılığı manevi yönden kendini güçlü kıldığı ve neticesinde bir insanın elde edemeyeceği maddi manevi imkanlara kavuştuğu tarihsel bir gerçekliktir. İnsanların inançları bu şekilde sorgulanıp yargılanamaz. Fakat inanan kişinin psikolojisi ve sosyolojik olarak inanç üzerine yargı olmaksızın konuşulabilir. Metaryalis(maddeci) bakışla asla dine bakılmaz ve yargılanamaz. Çünkü materyalizm madde üzerine kurulu bir anlayış olup manevi bakışı olmayan bir yaklaşım tarzıdır
Aynı idrak içerisindeyim 👏🏻🌟
Din sadece ezilmişler için midir ki? Ezilmişlerin, ruhsuz koşulların olmadığı bir dünya-toplum olsa din olmayacak mı? Olacak bence çünkü birey için de toplum için de gelişim olarak daha ötesi daima vardır ve din de (aklımızla, zekamızla ve tüm donanımımızla birlikte) daha ötesine bizi taşımak için vardır. Diye düşündüm, düşünüyorum ben de. .
Eniz ☭
Gönderi Sahibi
🥳👍✊🏼
Bu yazı sıkıntlı bir müslüman bunu beğenmemesi lazım
Eniz ☭
Gönderi Sahibi
Aklı olanlar için yazıyorum. Kim beğenir kim beğenmez ve ya okuyup sahiplenir umrumda değil
Marx’ın ‘din halkın afyonudur’ sözü, Hristiyan dünyasının tarihsel bağlamında ele alındığında anlamlı olabilir. Kilise, yüzyıllar boyunca feodal düzenin devamını sağlamış, otoriter yönetimleri desteklemiş ve halkın itirazını bastıran bir yapı olmuştur. Ancak bu eleştiriyi evrensel bir ilke gibi her dine uyarlamak, ciddi bir anakronizm içerir. İslam, doğuşundan itibaren sadece bir ruhani inanış değil, toplumsal adaletin ve ekonomik düzenin yeniden inşasını savunan bir sistemdir. Eğer Marx haklı olsaydı, İslam’ın ortaya çıkışıyla birlikte Mekke’nin sömürücü elitleri neden bu kadar büyük bir direniş gösterdi? Dinin yalnızca uyuşturan bir işlevi olsaydı, devrim niteliğindeki ekonomik ve sosyal reformlarla neden bu kadar güçlü bir çatışma yaşandı? Bugün, Marx’ın bu sözünü en çok haklı çıkaran şey, bizzat dini yozlaştıran günümüz dincileridir. Dini sadece itaat aracı haline getiren, onu siyasetin oyuncağı yapan anlayış, Marx’ın tarif ettiği afyon etkisini yaratıyor. Ama bu, dinin kendisinin değil, onu çarpıtanların suçudur. Asıl mesele, dinin nasıl kullanıldığıdır. Dini pasifleştirici bir araç olarak mı kullanacağız, yoksa onu toplumun adalet mücadelesinde bir motivasyon kaynağı mı yapacağız? Marx’ın teorisini her dine aynı şekilde uygulamak, dini ve tarihsel süreçleri tek bir kalıba sokmak anlamına gelir. Benim sorguladığım nokta da tam olarak bu. Sence din her koşulda ve her dönemde sadece bir uyuşturma aracı mı olmuştur? Yoksa bazı durumlarda, ezilenlerin sesi olmayı da başarmış mıdır?