Kitabı bitirdiğimde sanki Osamu Dazai karşıma geçmiş hayatını anlatmış gibi hissetim. Nitekim yarı otobiyografi olan bir kitap. Çünkü okuduğunuzda yazarın yaşamı ile ilgili çok fazla paralellik görüyorsunuz.
Aristokrat bir ailenin oğlu olmasına rağmen kendisini işe yaramaz, topluma dahil olmayı beceremeyen, insanlarla konuşamayan Oba Yozo hem evde hem de toplum içinde kabul görmek için "soytarı" rolüne bürünür. Bu rolle var olabileceğini düşünür.
Kitabı okurken Osamu Dazai'ye çok üzüldüm.Ailesinden sevgi görmeyen, sevmenin, sevilmenin ne olduğunu bilmeyen bir çocuğun zamanla düştüğü durum beni çok etkiledi. Tek kurtuluş yolunun intihardan başka bir şey olmadığını düşünen yazarın bu nedeninin ben tamamen sevgisizlik ve inanç eksikliğine bağladım. Yoksa para sıkıntısı çekmemiş, saygın bir ailenin çocuğu olan biri neden intiharı tek kurtuluş olarak görsün. Sebep apaçık belli SEVGİSİZLİK.
Nitekim bu kitap başka bir kahraman üzerinden yazarın yaşadıklarını, ruhunda kopan fırtınaları açıkça ortaya koyuyor.
Ben kitabı beğendim okumak isteyenlere tavsiye ederim. Kitapla ve sevgiyle kalın...