Gönderi

Aslıhan Pasajı'na uğradım bir gün...
Pierre Rey
Pierre Rey
Para
Para
Evvel zaman...Beyoğlu'nda Aslıhan Pasajı'ndayım. Hem kitap aradım,,, hem iki sahaf arkadaşımla sohbet etme imkânı buldum. İlk uğradığım,,,daha önceleri de ziyaret ettiğim, dolayısıyla sahibi ile -Murat- artık tanış olduğumuz dükkândaydım... İçeri girip aradığı kitabın sadece ismini söyleyip, Var mı? diye soran neredeyse on müşteri adayımız olmuştu. Soran her üç-dört kişiden biri aradığını buluyor ve kitabın parasını ödeyip sevinçle dükkândan çıkıyordu. Bir Ana & Kız girdi kapıdan. Müşteri yoktu o esnada... Anne ile yaşlarımız birbirine yakın olduğundan mıdır nedir "Ben de çok okurdum..." dedi Kadın bir ara. Neden, nereden sohbet etmeye başladığımızı da tam hatırlamıyorum... Kız aradığı kitabı buldu. Sevinç nidalarıyla annesinden para istedi. Kitabını göğsüne bastırıyor sonra da öpüyordu. Anne: "Ben de çok okurdum ama heyecanlı olacak benim okuduklarım, gizemli olacak." diyordu.  -Morque Sokağı Cinayeti'ni okuyun şu hâlde, dedim. Dükkân Sahibi Murat tasdik etti beni. Dünyanın en güzel aşk şiirlerinden birini yazmış olan Poe'yu aynı zamanda en ürpertici hikâyelerin Yazarı olarak da seversiniz, dedik. Annabel Lee şiirini birbirimize hatırlattık Murat ile, geçtik Morque Sokağı Cinayeti adlı hikâyeye. Bir insanın işlemediği cinayeti konu alıyor, dedim. Kız baktı baktı "O nasıl bir cinayet öyle?" diye sordu. E, işte bir cinayet işleniyor ama katil insan değil, dedik Murat ile bir ağızdan. Kız şaşkın bizi dinlerken Anne itiraz etti, Cinayetli romanları sevmem ben, dedi. Murat belki de kitap satabilme niyetiyle anneye hangi tarz kitaplardan hoşlandığını sordu. İşte böyle heyecanlı olacak, Bermuda Şeytan Üçgeni'ni okumuştum, onun gibi olacak, dedi. Dediği kitap herhâlde onbeş-yirmi yıl öncesinin popüler eserlerinden biriydi: Ohooo, diye ünledik Murat ile. O kitabı ben de okumuştum ya,,, zamanının en meşhur kitabıydı, dedim. İşte onun gibi kitaplar arıyorum, dedi Anne. Anne kız gittiler. Bir delikanlı ile ardında iki genç hanım,,, girdiler içeriye. Pardayanlar'ın birinci cildini arıyorum, dedi Çocuk. Yok, dedi Murat. Nerede bulabilirim, diye sordu Çocuk. Her yerde karşına çıkabilir, dedi Murat eliyle Pasaj'ın dükkânlarını işaret ediyorken. Kesintisiz her içeriye girenle yıllardır tanışıyormuşçasına bir havası vardı o gün Murat'ın. Her zaman bu ruh hâlinde değildir: Neşeli, samimi, candan tavırları vardı müşterilerine karşı. Konuşmadan duran o iki hanım kızla içeriye girmiş olan delikanlıya ben sordum bu defa müşteri-dükkâncı görüşmesi sona erdiğinde. Niçin ısrarla birinci cildini arıyorsunuz? Öyle bir sordunuz ki geri kalan ciltleri var sanki sizde, dedim. Hiç sormayın, dedi Delikanlı,,, Okusun diye bir arkadaşıma vermiştim birinci cildi, geri gelmedi, tekrar ciltlerimi tamamlamak istiyorum. Bazen böyle olur, kitap geri gelmez, dedi Murat ortaya... Nerede bulabilirim? diye sordu Delikanlı Pardayanlar için. Her yerde, dedi Murat. Her ân karşınıza çıkabilir, dedi sonra. Hep beraber gülüşmeler arasında bu üçlü grubu da uğurladık. Uzun boylu, zayıf bir delikanlı girdi içeriye. Siyah gömlek, siyah pantolon, siyah ayakkabısı vardı, kara çerçeveli de gözlükleri. Soru soracağını, üstelik bu sorusunu bana yönelteceğini anladığımda her müşteriye Murat'ı gösterip ona sorması gerektiğini hatırlattığım gibi bu delikanlıya da işaret parmağımla "Asıl yetkili o" sinyalini verdim. Ossaat Murat'a dönüp: "Kör Baykuş" var mı diye sordu. Vay canına, dedim içimden...Kör Baykuş romancığını arayan yirmi iki yaşında bir çocuk. Murat "Yok bende!" dedi derhâl. Nerede bulabilirim, diye sordu önce,,, daha sonra da 1977 Varlık Yayınları'nın basımını
Kör Baykuş
Kör Baykuş
arıyorum, dedi Çocuk. Şaşkınlığım bir kat daha arttı. Kör Baykuş'u arıyor ama Varlık Yayınları'nın 77 basımı olacak. Kör Baykuş'u okumaya nasıl karar verdin, diye sordum. Çok methetti arkadaşlarım, dedi Çocuk. Bu cevap karşısında bir yaşıma daha girdim. Murat'a, okumasını tavsiye ettiğim kitap olduğunu hatırlattım. Okudum Ağbi ben senin tavsiyen üzerine, dedi. Tam beş arkadaşıma bu romancığı hediye etmiş olduğum gibi tam beş kere de baştan sona Kör Baykuş novellasını okumuş olduğumu bu siyahlar içindeki delikanlıya anlatıverdim. Bunları duyan ve dükkânda dolaşıp kitap arayan muzip bir genç bana dönerek: Ağbi bir tane de bana almanı istiyorum Kör Baykuş'tan, yani hediye almanı, dedi. Murat: "Sana ne diye alacakmış, arkadaşlarına hediye etmiş adam..." mealinde bir şeyler söyledi. Bu takılgan çocuk bana dönerek: Ağbi beş sefer okuduğuna göre çok güzel olmalı Kör Baykuş, peki en beğendiğin roman hangisi diye sordu. En beğendiğim roman
Pierre Rey
Pierre Rey
Pierre Rey'in PARA
Para
Para
orijinal başlığı OUT olan romandır, diye cevapladım. Çocuklar ossaat Murat'a baktı "Kitap var mı?" gibilerinden. -Murat: "Ben de arıyorum ama kitap yok maalesef..." dedi.
·
94 görüntüleme
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.