Pierre Rey

Pierre Rey

Yazar
7.4/10
18 Kişi
·
29
Okunma
·
0
Beğeni
·
577
Gösterim
Adı:
Pierre Rey
Unvan:
Roman Yazarı
Doğum:
Fransa, 1930
Ölüm:
Fransa, 2006
PIERRE REY 1930 Provence’da doğdu. Güzel sanatlarla ilgilendi. Yaptığı resimler pek çok büyük Fransız gazetesinde basıldı. Paris Press’te işe başladı, sonra Paris Joan’da köşe yazarlığı yaptı. Bu çalışması sonucu ödül kazandı. 33 yaşında Marie Claire’in direktörü oldu. Burada Hollywood yıldızları ve hemen hemen tüm dünyanın önde gelen adamlarıyla dost oldu. 1973’te armatör Onasis’in hayatını anlatan YUNANLI isimli romanı bütün dünyada en çok satan kitap oldu. Eski gazeteci ve yeni yazar, dünyada Jet-Set’in önemli bir kişisi haline geldi ve bu gözlemleri sayesinde hepsi çok satan harika kitaplar yazdı. Pierre Rey iki de tiyatro eseri yazdı. Bunların birinde Ava Gardner ve Anthony Quinn oynadı.
“Aşk dedikleri şey, hep aynı aşınmış, milyonlarca ağız tarafından kirletilmiş sözcükleri -ama öbürünün kulağına daima ilk kez söyleniyormuş gibi gelen sözcükleri- tekrarlamaktan... tekrar edebilmekten mi ibaretti yani?”
“Aşk dedikleri şey hep aynı aşınmış, milyonlarca ağız tarafından kirletilmiş sözcükleri-ama öbürünün kulağına daima ilk kez söyleniyormuş gibi gelen sözcükleri- tekrarlamaktan....tekrar edebilmekten mi ibaretti yani?”
Pierre Rey
Sayfa 298
447 syf.
·9/10
''Neokur '' sitesindeki çoğu arkadaşım gibi benimde bu kitabın varlığından haberdar olmam Semih Oktay bey sayesinde oldu...Tavsiyesi üzerine sipariş ettiğim ve sahafın tozlu rafları arasından kütüphaneme dahil olan bu kitabı açıkçası zor şartlarda okudum diyebilirim....Rutubet kokan sayfaları, alerjik durumumu inanılmaz zorlasa da tıpkı bir macera filmi seyredercesine hevesle okudum. Araştırmadım ama film çekmek için yazılmış bir senaryo gibi öylesine akıcı ve öylesine tempolu ki hızına yetişemedim zaman zaman.. İlk sayfadan itibaren başlayan entrika, mafya, para ,cinayet örgüsü içinde zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız...Semih Bey'e çok teşekkür ederim tavsiyesi için...Bu vesile ile bende diğer okuyuculara tavsiye ediyorum, edebi bir roman okuyacağım beklentiniz olmasın ama olayların kurgusuna ve akışına kapılıp bir çırpıda bitireceğiniz harika bir kitap.....
447 syf.
·16 günde
Kitabı okumaya karar verdiğimde, baskısı yoktu. Sahaf araştırmaları sonucu ciltli, rutubetli bir kitap bulabilmiştim. Kanımca bu kitabı okuyanların bu kitapla tanışması Semih Oktay sayesindedir. Semih abinin ilk dört kitabından biridir Para. Ona verdiğim söz üzerine okudum. İyi ki de okumuşum. Konu, kurgu, anlatım bir yana kitap içinde bazı karakterleri yazar öyle bir oturtuyor ki hafızamıza, kitabı okurken onlarla aynı ortamda yaşıyormuş gibi oluyorsun. Sanki film izlemek gibiydi. Halen bazı bölümlerin etkisi altındayım. Mafya, yer altı dünyası belki bu türdeki standart şeyler ama, büyüleyici bir şey var kitapta.
447 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Görüşlerine değer verdiğim birkaç arkadaşımın olumlu yorumları ve tavsiyeleri üzerine kendimi, okumaya mecbur hissederek okuduğum bir roman oldu Para.

Polisiye, macera türündeki romanları severim ve uzun zamandır bu türde bir kitap okumadığımı fark ettim. Para da bu türün olmazsa olmaz özellikleri olan akıcılık ve sürükleyicilik kavramlarını fazlasıyla içinde barındıran bir roman. Birçok yorumda bahsedildiği üzere “film gibi”.

Okumayanların merakını baltalamayı sevmediğim için incelemelerimde senaryolardan ve karakterlerden mümkün olduğunca bahsetmemeye çalışırım ama bu romanda akıcılık ve sürükleyicilikten başka değinilecek pek bir şey olmadığından ve bende soru işareti uyandıran birkaç nokta sebebiyle kurguyu biraz deşeceğim…

-----------------SPOİLER İÇERİR-------------------
İnes ve kardeşlerine ne oldu? Bir anda nereye kayboldular?

Mafya dünyasının içinde büyüyen İtalo, neden hiç yol yordam bilmiyor?

Herkes gaddarken Yudelman neden bu kadar iyi?

Son bölümde Mamma şifresini Yudelman’ın keşfettiği anlar, sadece bana mı basit geldi?

Herşey gayet gerçekçi ilerlerken, bir anda neden “yok canım bu kadar da olmaz” dedirten şeyler oluyor?
-----------------SPOİLER İÇERİR-------------------

Bunlar gibi birkaç soru daha var aklımda, romanı okuyan arkadaşlarla değerlendirilmek üzere bekleyen…

Karakterler biraz fazla olsa da hikayeye dahil oluş şekillerinin iyi ayarlanışı sebebiyle okuyucunun zihnine yerleşmeleri zor olmuyor… Benim favorilerim Folco Mori ve Homer Kloppe oldu.

Sonuç olarak güzel bir roman okudum diyebilirim, son derece keyif vericiydi. Bu tarzı sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum.

Puanım 8/10
447 syf.
·15 günde·Puan vermedi
GÖKTEN PARA YAĞIYOR.”

Fransız Pierre Rey’in kaleminden dökülen kitabımız Para, baştan uca bir polisiye filmini andırıyor. Okuduğunuz her satır neredeyse gözünüzün önünde, seyre dalıyorsunuz. Yazarımız hakkında kısa bir araştırma yaptığınız bu tarz farklı eserleri olduğunu ve ünlü birkaç tiyatro eseri yazdığını da görebilirsiniz. Yakın tarihimizde yaşamış olan yazarımız 2006 yılında ölmüştür.

Hikayemiz İsviçre’de geçmektedir. İsviçre Zürih bankası. Dünyada paranın en çok korunduğu ve kişisel mahremiyetin zirve denecek kadar uçta korumaya alındığı Zürih bank.

Bir kitabı okurken, hiçbir karaktere ait olmayıp aynı zamanda bütün karakterlerin yanında oldunuz mu hiç? Para tam olarak okuyucuya böyle bir his veriyor. Bazen kötünün bazen iyinin yanında duruyorsunuz.

“Bir daha asla gelmeyen kesin anlar vardır insanın hayatında; ve öyle anlarda, hemen evet ya da hayır demek gerekir.”

İnsan yaşarken ne yaşadığını anlayamıyor çoğu zaman. Bazen durmak gerekiyor. Bazen düşünmek, bazen bakmak. Bazen yaşamamak gerekiyor yaşayabileceğini anlamak için.
Hayat anlardan ibarettir. Hayatımızın filmini anlarımızın fotoğraflarını birleştirerek oluştururuz. Hiç bitmesini istemediğimiz, nolur artık bitsin diye yakındığımız anlar. Hayat anlardan oluşur ve biz anı yaşamadığımız her an hayatı en başından kaçırmış sayılırız. Çünkü zamanı asla geri alamazsın!

“Ve...hiç konuşulmadığı halde, her şey bir anda söylenmiş oldu.”

Bir an. Soluk bir akşamın koynunda batıyor güneş. Ay aydınlık yüzünü indiriyor sahile ahenkle vuran dalgalara. Rüzgar hafifçe okşuyor geceyi. Bir ağacın yapraklarının hışırtısı dolduruyor mehtabı. İki insan. Bir kadın ve bir erkek. Yan yana oturuyorlar sahilde. Beyaz bir tişört var adamın üzerinde. Kadın beyaz elbiseli. Kırmızı bir şal var omuzlarında. Her ikisininde gözleri kapalı. Her ikisi de rüzgarı duyumsuyor yanaklarında. Suskunlar. Kalplerini dinliyorlar birbirlerinin. Sessizce, Seviyorlar.

Kitap, film niteliği taşıdığından konuşma dili olarak yazılmış. İçerisinde çokça karşılıklı diyaloglar bulunmakta. Kitapta negatif yön olarak sunacağım tek şey karakterlerin isimleri birden fazla. İsim, soyad vs. Yazar bir kere ilk adını kullanıyorsa başka yerde diğer adını başka bir yerde soyadını kullanıyor ve bu okurun ilk başlarda bu kimdi sorusu ile baş başa kalmasına sebep oluyor. Belli bir okumadan sonra artık her karakterin bütün isimlerini öğrenmiş oluyorsunuz.

Polisiye roman severler için tavsiye edilesi güzel bir eser.

Teşekkürler.
447 syf.
·Puan vermedi
Fransız Pierre Rey’in kaleminden dökülen kitabımız Para, baştan uca bir polisiye filmini andırıyor. Okuduğunuz her satır neredeyse gözünüzün önünde, seyre dalıyorsunuz. Yazarımız hakkında kısa bir araştırma yaptığınız bu tarz farklı eserleri olduğunu ve ünlü birkaç tiyatro eseri yazdığını da görebilirsiniz. Yakın tarihimizde yaşamış olan yazarımız 2006 yılında ölmüştür.

Hikayemiz İsviçre’de geçmektedir. İsviçre Zürih bankası. Dünyada paranın en çok korunduğu ve kişisel mahremiyetin zirve denecek kadar uçta korumaya alındığı Zürih bank.

Bir kitabı okurken, hiçbir karaktere ait olmayıp aynı zamanda bütün karakterlerin yanında oldunuz mu hiç? Para tam olarak okuyucuya böyle bir his veriyor. Bazen kötünün bazen iyinin yanında duruyorsunuz.

“Bir daha asla gelmeyen kesin anlar vardır insanın hayatında; ve öyle anlarda, hemen evet ya da hayır demek gerekir.”

İnsan yaşarken ne yaşadığını anlayamıyor çoğu zaman. Bazen durmak gerekiyor. Bazen düşünmek, bazen bakmak. Bazen yaşamamak gerekiyor yaşayabileceğini anlamak için.
Hayat anlardan ibarettir. Hayatımızın filmini anlarımızın fotoğraflarını birleştirerek oluştururuz. Hiç bitmesini istemediğimiz, nolur artık bitsin diye yakındığımız anlar. Hayat anlardan oluşur ve biz anı yaşamadığımız her an hayatı en başından kaçırmış sayılırız. Çünkü zamanı asla geri alamazsın!

“Ve...hiç konuşulmadığı halde, her şey bir anda söylenmiş oldu.”

Bir an. Soluk bir akşamın koynunda batıyor güneş. Ay aydınlık yüzünü indiriyor sahile ahenkle vuran dalgalara. Rüzgar hafifçe okşuyor geceyi. Bir ağacın yapraklarının hışırtısı dolduruyor mehtabı. İki insan. Bir kadın ve bir erkek. Yan yana oturuyorlar sahilde. Beyaz bir tişört var adamın üzerinde. Kadın beyaz elbiseli. Kırmızı bir şal var omuzlarında. Her ikisininde gözleri kapalı. Her ikisi de rüzgarı duyumsuyor yanaklarında. Suskunlar. Kalplerini dinliyorlar birbirlerinin. Sessizce, Seviyorlar.

Kitap, film niteliği taşıdığından konuşma dili olarak yazılmış. İçerisinde çokça karşılıklı diyaloglar bulunmakta. Kitapta negatif yön olarak sunacağım tek şey karakterlerin isimleri birden fazla. İsim, soyad vs. Yazar bir kere ilk adını kullanıyorsa başka yerde diğer adını başka bir yerde soyadını kullanıyor ve bu okurun ilk başlarda bu kimdi sorusu ile baş başa kalmasına sebep oluyor. Belli bir okumadan sonra artık her karakterin bütün isimlerini öğrenmiş oluyorsunuz.

Polisiye roman severler için tavsiye edilesi güzel bir eser.
447 syf.
·8 günde·1/10
Nihayet kitabı bitirdim . Kitabın oldukça akıcı bir dili vardı ama ne yazık ki benim konsantrasyonum sürekli koptu.Sebebi daha önce okuduğum felsefik&düşünce eserleri de olabilir başka bir sebepte olabilir. Bu sebepten dolayı kitabı bitirmem nerdeyse 5 günümü aldı. Kitap, polisiye, macera türünde. Kitabın edebi değeri hakkında birşey diyemem,yeniyetme bir okur olduğum için bir okur için bir eser nasıl edebi ziyafet verir bilemiyorum. Kitap, bir kitaptan daha çok bir macera, aksiyon filmi gibi. Biraz Görevimiz Tehlike Zürih, yada Palu ailesi maceraları gibi olmuş:):):) Diğer bir deyişle, Para kitabı; film çekmek için yazılmış bir senaryo gibi . İlk sayfadan itibaren başlayan entrika, mafya, para ,cinayet örgüsü son sayfaya kadar devam ediyor.
447 syf.
·17 günde·Beğendi·7/10
Bir çok kitapta ilk elli sayfa sıkıcı başlar fakat bu kitapta söz konusu değil, olaylar ilk sayfadan başlıyor son sayfaya kadar hız kesmeden devam ediyor.Olaylar o kadar iç içe geçmiş ki kitaptan kopmadan okumaya devam ediyorsunuz,yazar dinliyormuşsunuz gibi hissediyorusunuz.Kitaptaki bence en sıkıntılı kısım kişiler çok olduğu için biraz karışıyor.Hikaye basit fakat olayların akıcılığı kitabı güzelleştiriyor.
447 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
İki milyar dolarlık Mafya parası... Trenle gelen bir sağ bacak ve PARA uğruna soğuk kanlılıkla işlenen acımasız cinayetler, işkenceler, giden canlar... Kurgu müthiş... Kitaptaki kişiler çok kalabalık, bu nedenle isimler unutuluyor olmasına rağmen tüm karakterler bir film tadında gözünüzde canlanıyor. Bankacılık dünyasının başkenti Zürih’te, Amerika’nın aksine polislerin ve memurların rüşvet almaması, bankacıların, bankacılığın esas gücünü oluşturan temel kurallardan hiçbir şekilde taviz vermemesi - yapılan her türlü tehditlere rağmen- bana çok ilginç geldi. Kitabı sonuna kadar merakla okudum. Okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Pierre Rey
Unvan:
Roman Yazarı
Doğum:
Fransa, 1930
Ölüm:
Fransa, 2006
PIERRE REY 1930 Provence’da doğdu. Güzel sanatlarla ilgilendi. Yaptığı resimler pek çok büyük Fransız gazetesinde basıldı. Paris Press’te işe başladı, sonra Paris Joan’da köşe yazarlığı yaptı. Bu çalışması sonucu ödül kazandı. 33 yaşında Marie Claire’in direktörü oldu. Burada Hollywood yıldızları ve hemen hemen tüm dünyanın önde gelen adamlarıyla dost oldu. 1973’te armatör Onasis’in hayatını anlatan YUNANLI isimli romanı bütün dünyada en çok satan kitap oldu. Eski gazeteci ve yeni yazar, dünyada Jet-Set’in önemli bir kişisi haline geldi ve bu gözlemleri sayesinde hepsi çok satan harika kitaplar yazdı. Pierre Rey iki de tiyatro eseri yazdı. Bunların birinde Ava Gardner ve Anthony Quinn oynadı.

Yazar istatistikleri

  • 29 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 22 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.