·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Ağustos 2017 00:00 Kitaba çok güzel bir başlangıç yaptık. Arsenal - Zaragoza maçı. Ek bilgi olarak 1995 UEFA Kupa Galipleri Kupası Finali diyoruz. İlgimi çeken Ganamos (İspanyolca) 'Kazandık' anlamına gelen kelimeyle başlamasıydı. İspanyolca olunca insanın dikkatini çekiyor. Taraftar sayısı ve güvenlik önlemlerini de ekliyor yazısına ve bunlarda çok tutarlı. İlk kahramanımız da komiser Pierre Niemans. Oldukça da hızlı bir giriş yaptı komiserimiz. Arsenal taraftarlarının çıkardığı arbedeyi ve yerde kanlı yatan polis memurlarını görünce o da kavgaya dahil oldu. Daha sonra gözüne birkaç insan geldi. Bir Zaragoza taraftarını sıkıştırmış 2 Arsenal holiganı. Arkalarından takip etti ve gene de yetişemedi. İlk kurban verildi. Holiganların birini yakaladı,diğerini de sert mücadele sonrası yakalamayı başardı. Hızlı bir girişle beklediğim gibi akıcı çıktı diyebilirim.
Rheims, Niemans'ı yanına görüşmeye çağırıyor. Ondan başka bir cinayete bakmasını istiyor. Niemans ne kadar itiraz etse de Rheims onu işin içinde iş olduğuna ikna ediyor ve gönderiyor. Joisneau, Niemans'a yardım eden polis. Ondan da cinayeti öğreniyoruz. Katilin, kurbanını Cenin Pozisyonunda öldürdüğü ayrıntısıyla beraber. Bu arada kurbanımızın adı Remy Caillois.
Karim Abdouf, bu arkadaşımız da olaya sonradan dahil olan bir polis. Kendisi hakkında oldukça detaya girililiyor. Arkadaşlarının ölümünden bahsediliyor. Özellikle Marcel'den. Kendiside sokaklarda bulunduğu sonradan Polisliği seçtiği için arkadaşlarının ölümü onu fazlaca delirtiyor. Kendisi sokaklardan çıkıp, hukuk mezunu oluyor, sonra kimse iş vermeyecek diyedüşünerek polis olmayı seçiyor ve çok yetenekli olduğu için aradan sıyrılıyor. Üstüne de arkadaşları ve Marcel'in ölümüyle kendi şehrinde bildiği 3 şüpheliye gidiyor ve gereken ceza ona kesiliyor. Daha sonra Lot Bölgesi, Sarzac Kentine atanıyor ve asıl hikaye başlıyor.
Karim'e kasabada bir okula hırsızlık ihbarı yapılıyor. Burada şaşılacak olay şu ki, hırsızın çaldığı bir eşya olmadığı söyleniyor. Daha sonra aynı gece 10 yaşında Yahudi bir çocuğun mezarında -Jude İtero isminde- hırsızlık haberi geliyor. Orada da görünürde çalınan birşey yoktu tabi. Ancak bir resmin kaybolduğu anlaşıldı ve Karim bu aynı gece olan 2 olay arasında bağ kurarak, en azından birbirleriyle ilişkili olduklarını düşünerek bu olayı üstleniyor. Çünkü okula geri dönüp arşivlere bakmak istediğinde 1981 ve 1982 yılına ait kayıtların çalındığı anlaşılacaktı. Hiçbir şey alınmamış gibi gözüken bu vakada böyle sonuçlar da bizim Karim'i tetikledi desek yeridir.
Doktor Costes, hekimliğinin en iyi yanını kullanarak çok faydalı bir çıkarımda bulunuyordu. Tüm araştırma ve incelemeler sonrası katilin bıraktığı izlerin belirli bir amacı olduğu anlaşıldı ve bunun ne olduğunu çözmeye çalıştılar. Cenin Pozisyonu verilmesi olsun, kurbanın gözlerinin çıkarılıp yerine su konulması olsun, bunlar çok ciddi ve buradaki detaylara bakıldığında da oldukça iğrenç bir fantazi ürünü diyebiliriz.
Araştırmalar derinleşiyor. Göz kapaklarının içindeki suyun saf su olmadığı ortaya çıktı. Araştırmalar için Termik Santral bulmak gerekecek ve unutmadan bu Santral, Linyit yakacak. Bunun için hava kirliliği konusunda uzman kişi Alain Derteaux ile görüşülecek. Kısaca bahsedersek tropikal sera sahibi, çiçek yetiştirici ve aşırı çevreci. Bulunduğu çevrede etkisini bilmediği tek bir gaz molekülünün bile açığa salınmasını engelleyecek tipte bir adam. Tam bizimkilerin aradığı ve kendilerine yardımcı olacak cinsten. Cevabını da alıyordu Niemans. Bulutlar. (Orjinalde cevap Bulutlar değil Buzlardır)
Niemans, yanına Fanny isminde bu işlerin uzmanı sayılan bir kadını da alarak Buzullara gitti. Buzullarda güneş bulutları dağıtana kadar kalabilirlerdi sonrası tehlikeliydi. Niemans biraz geç kaldığından güneşi geç farkettiler ve eriyen buzulların arasında hayatlarını kurtarmaya çalıştılar. Bu kısımda amaç araştırma yapmakken gene başta dikkatini çektiğimiz Cenin Pozisyonunda bir ceset daha bulundu, hem de buzulların içerisinde. Biraz da katilinn oyunu demekte yarar var. Mesela ilk ceset ve bunun sonucu Buzlar'a gitmek. Şimdi buzda bir ceset ve bunun vereceği ipucu ile üçüncü cinayete gitmek. Katilin çok sağlam oynadığını belirtmek gerek.
Komiser Pierre Niemans, ölen kişilerden Philippe Sertys'in evinde araştırmaya koyuldu. Burada rafları yoklarken bir boşluk yakaladı ve bir defter buldu. Defterde kanla yazılmış gibi duran bir yazı vardı ve aynen aktarıyorum. "Biz Efendileriz, Biz Köleleriz, Biz Her Yerdeyiz Hem De Hiçbir Yerde, Biz Karar Verenlerdeniz, Kızıl Nehirlerin Hakimiyiz." Komiser sonunda bir karara vardı. Artık kurbanların sanıldığı kadar da masum olmadıklarını düşünüyordu.
Bölüme, Karim'in Toulouse'a gitmesiyle başlıyoruz. Burada rahibe Andree ile görüşüyor. Çünkü çalınan resimlerin, günlüklerin arasından koparılan sayfaların, Jude İtero isimli çocuğa ait tüm izlerin silinme sebebi olarak o kadını görüyor. Diğer taraftan Niemans ise araştırmalarına devam ediyordu. Onun araştırmalarında aklıma takılan ve az önce de söylediğim, normalde katillerin masumları öldürdüğünü biliyoruz ama buradaki katilin öldükleri suçlulardı.
Doktor Chamece. Katillerin göz takıntılarıyla ilgili olarak Niemans'ı olabildiğince aydınlatan bir adam. Aynı zamanda görüşmenin çıkışında romanımızın iki kahramanı Niemans ve Karim'i buluşturan kişi. Niemans ve Karim buluştuktan sonra bir lokantaya giderek yemek yemişler aynı zamanda birbirlerinin davalarını konuşmuşlar, arada ortak nokta bulmaya çalışmışlardı. Tabi bir de kayıp polis Joisneau var. O da konuşuldu ama o anda sadece varsayım yapabiliyorlardı.
Her cinayetin bir sonraki cinayette ipucu verdiğini söylemiştik. Bu sefer ki araştırmalar, göz kapaklarından çıkan camı elementlerine ayırdıklarında sonuç daha yeni görüştükleri Doktor Chamece'nin sıradaki kurban olduğunu gösteriyordu ve Niemans kendisinden beklenmeyecek bir hızda doktoru görmek ve son bir umut için yola çıkıyordu. Aynı zamanda kurbanları da suçlayan Niemans, doktorun da suçlu olduğunu ve polis Joisneau'nun katilinin de doktor olabileceği düşüncesiyle hareket ediyordu. Gördüğü manzara karşısında ne oldu bilmem ama ben okurken hem doktorun cesedinde gözlerinin olmaması hem de ölü polis memurunun cesedinin görüntülerini okurken midemi zor tuttum.
Sonunda beklenen gerçekleşti. Ya da kaçınılmaz diyelim. "Biz Efendileriz, Biz Köleleriz, Biz Her Yerdeyiz Hem De Hiçbir Yerde, Biz Karar Verenlerdeniz, Kızıl Nehirlerin Hakimiyiz." Bu yazı gene karşımıza çıktı. Karim bu yazıyı okuduğunda ne olduğunu anlamadı, ardından saldırıya uğradı. Ancak burada bir eksik vardı. Katil hayatını bağışlamıştı. Tabi gerçekten katilse.
Niemans, araştırmalarına devam derken doktordan çok faydalı bilgiler aldı ve bir noktada büyük pişmanlık yaşamasına sebep oldu. Doktordan dönerken yolda arabalı biri tarafından saldırıya uğradı. O halde bile güç bela kendisini bulan Jandarmalarla hastane yerine Üniversiteye Fanny'nin yanına gitmesi biraz abartı gelmişti bana ama Grange'nin anlatım hızı ve heyecan dozunu düşününce herşey makul geliyor.
Niemans ve Karim, 2 polis 2 farklı çizgiden aynı noktada buluşabilmek, parçaları birleştirebilmek için oldukça büyük çalışmalar yaptılar. Niemans sonunda Kızıl Nehirler'in ne olduğunu öğrendi. Ancak başındaki yara yeniden açılmış ve o gözlerini hastanede açmıştı.
Niemans ve Karim artık sona yaklaşıyordu. Karşılaştıkları her bilgi, her yeni ipucu onları daha da karanlığa sürüklüyor ama bir şekilde aradan sıyrılmayı başarıyorlardı. Ta ki son ana dek. İşte o son anda ne mi oldu ? Katil hiç beklenmedik bir zamanda hiç akla gelmedik şekilde ortaya çıktı. Polislerimizden birisini kaybettik ve ardından cinayetlerin -oldukça haklı- gerekçeleri. Çok başarılı bir kitabı daha geride bıraktık. Herkese keyifli okumalar dilerim..