Sobayı yakmayı, sıcacık odada oturup kitabı okumayı düşünerek eve geldi. Ev soğuktur şimdi. Şükran evde değildir, kömür azaldığından beri gündüzleri soba yakmamak için Elvan'a gidiyor, bazen geç saatlere kadar kalıyor, gene gitmiştir. Anahtarıyla kapıyı açıp içeri girdi. İçerisi beklediği kadar soğuk değildi, paltosunu çıkardı, astı, tam içeriye adım atıyordu ki bir ses duydu. Bir şarkı. Geldim yarım.. kaldım yarım.. Şaşırdı, kulak verdi. Şükran'ın sesiydi, oturma odasından geliyordu. Elvan'a gitmemiş diye düşündü. Ayaklarının ucuna basarak odaya yürüdü. Şükran'ın sırtı kapıya dönüktü, bir yandan kurumuş çamaşırları katlıyor, bir yandan bağrından gelen acılı bir sesle şarkı söylüyordu. Ben bu dünyayı anlayamadım. Şarkı bitti, Şükran'ın sesi kayboldu. Mürşit usulca hole geri döndü. Birden sessiz sessiz ağlamaya başladı. Gözyaşları iplik kadar inceydi ama çok sıcaktı, kaynıyordu, soğuktan kaskatı kesilmiş yanaklarını yakıyordu. Paltosunu tekrar giydi, kapıyı yavaşça çekti, dışarı çıktı.
Sayfa 154 - 155·Kitabı okudu
··
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.