İnsan ruhunun derinlerinde var olan ‘yaşamdaki anlam arayışı’ nın bir hikayesi.. Sonuna gelene kadar etkisini pek de hissettirmeyen varoluş sancısı kitap bittiğinde okurun yüzüne bir tokat gibi çarpılıyor. Takvimin sinsi düşmanlığı karşısında insanoğlunun düşünce ve hareket kabiliyetinin ne denli kısıtlı olduğunu hatırlatarak hepimizi ‘hadi ne duruyorsun?’ sorusuyla başbaşa bırakıyor.