Devler ve canavarların dönemindeki çaresizlik
9/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2024 20:41
1930 yılındaki büyük buhranı epik bir şekilde betimleyen 1962 Nobel edebiyat ödüllü yazar John Steinbeck Gazap Üzümleri eserinde joad ailesi aracılığıyla bir toplum ve insanlık sorunlarından birine değinmiş. Hikâyemiz joad ailesi üzerinden anlatılsa da yer yer başka karakterlerin gözünden empati de yaptırıyor. Hatta Tehlikeli Oyunlar eserinde Oğuz Atay'ın dediği gibi "zavallı insanlık sessizce sokaklarda gezer, insanlık için bir şeyler yapmak isteyenleri sevgiyle izlerdi." işte biz de bazı kısımlarda kendimizi bir araba galerisinde bazen bir tarlada bazen bir kampta insanların arasında herkese kulak misafiri oluyoruz, bazılarını nefretle bazılarını sevgiyle izliyoruz. Kuraklık ile birlikte geçimlerini sağlayamayan halkın bankalara borçlanmasıyla birlikte topraklarından kovulmaları ile başlıyor eser. Nefsi müdafa ile bir insanı öldürme sebebi ile hapiste olan Tom Joad hapisten çıktıktan sonra hiç ummadığı bir şekilde evlerinin yıkıldığını görür. Evi gibi kuracağı hayatta yıkılmıştır. Bankaların bir dev olduğu traktörlerin birer canavar ve onları kullananların bir makine olduğunu tanımlayan eser halkın bir bütün ruh olduğu, kimsenin ayrı ayrı kendi başına ruh olmadığı halkın bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Devler öldürülemez çünkü devler bir kişi değildir herkes emir kuludur. Emir kulları da halkın kendisidir. Herkes bir lokma yemeğin peşinde hayatta kalmaya çalışıyor. Yoksulu yoksula kırdıran devlerin tasması altında yönetilen traktör canavarını kullanan robotlar artık halkın bir parçası değil. Onlar toprağı toprağı sevmeyecekti, oysa halk kendi toprağını nasıl sevmesin onun için savaşmış babaları bu toprakta ölmüştü hiç işe yaramazsa bile bu toprak onlarındı. Bu tarz büyük sözler söyleyen bir papaz tanırdım, artık tanrıya olan inancını yitirmiş bir papaz bir keresinde söyle bir şey demişti "yaptığının günah olduğunu düşünüyorsan günah işlemişsindir." O bu dünyanın yabancısıydı. Dış dünyaya gözlerinin arasından bakıyordu ama yalnızlık duymuyordu. Tepeden tırnağa acı olan yaşantılara kendi gözüyle şahit oluyordu. Ne diyebilirim ki papaz iyi adamdı. On, yirmi ailenin yaptığı işi tek bir traktör yapabiliyordu. Şimdi de yapay zeka ve otonom makineler ile biz de aynı durumdayız. Evlerinden yurtlarından edilen insanların birleşmesi ve tek bir ruhu oluşturmanın önemini ana temalardan biri. Makinelerle birlikte artık insanlar eskimiştir. İş aramak için gitmek gerek artık. Gitmek için eski de olsa bir otomobil satın almak ve onun içine her şeyi satmak gerek. Ellerindeki ise yaramayan hurdaları satarken eskici sadece hurda satın almıyor, o hurdalarla beraber hurdalaşmış hayatları anıları da satın alıyor. Neyse yazmak canımı sıkıyor Gazap Üzümleri hakkında oturup haftalarca konuşup yorumlamak isterdim. Bunlardan ayrı her karakterin kendi derdi var bunların da hikayeye katkısı çok fazla ve etkileyici bir kuguya düşünüyor. Weedpatch kampının demokrasiyi ve hayallerde olan yönetim şeklini anlatıyor. Bu kampın içindeki dinin bağnazlığı ve tanrının gereği ortaya çıkıyor, insanların huzurunu kaçırıyor. Yoksulun yoksula kendisinden olan insanların kendi halkına zulm etmesi ırkçılığın son noktası. Kızılderililerin katledilmesini de eleştiriyor yazar. Demek dünyada böyle şeyler de var dedirten kitap final sahnesi de çok çarpıcı. Kısa keseyim dedikçe aklıma bir şeyler geliyor ve yazıyorum ama bunların tek bir tanesi için bile saatlerce konuşmak gerek. Nereye gidiyor bu memleket, nereye gidiyoruz? Bana kalıyor ki hiçbir yere gitmiyoruz. Her zaman yollardayız. Gidiyor ve gidiyoruz...
İnsan ve Hayat
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,7bin okunma
·
1.513 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.