Winslow Covington;
Akıllı, kendi ayakları üzerinde duran, ne istediğini bilen güçlü bir kadın ve polis şefi. Mesleğine aşık ve kurallara sıkı sıkıya bağlı biri. Her şeyi geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmak için Quincy, Montana'ya geldiğinde, belediye başkanı olan büyükbabasının torpili ile bu işi almadığını kanıtlamak için çok çalışması gerekir. Gelgelelim ki genç yaşı ve kadın olması bu durumu iyice zorlaştırır.
Kasabanın yarısının sahibi Eden ailesine kendisini kanıtlarsa toplumda bir yeri olacağını düşünen Winslow, kasabaya geldiği ilk gece barda tanıştığı adam ile yattığında farkında olmadan aileden birine kendini fena halde kanıtlamış olur.
Griffin Eden;
Altı kardeşin en büyüğü. Babasından devraldığı çiftlik onun hayatı... Ailesi ve çiftlik öylesine vaktini alıyor ki bir ilişkiye hayatında yer yok. O kasabaya gelen turistler ile bağlanma sorunu olmadan tek gecelik ilişkiler yaşar ve yoluna devam eder. O ipeksi siyah saçları, delici mavi gözleri ve bakmakla bitmeyen bacakları olan seksi kadını da bir turist sanıp, hayatının en güzel gecesini geçirdiğinde onun babasının dilinden düşmeyen kasabaya yeni taşınan polis şefi olduğunu bilmiyordu.
Daha fazla nahoş bir duruma düşmek istemeyen ikili birbirinden uzak kalmaya çalışsada 'bana kaderimin bir oyunu mu bu' der gibi Eden arazisinde ölü bir kadın bulunur. Ve Winslow tüm tecrübesini kuşanıp bu işin peşine düşer.
•
Griffin! Griffin! Griffin!
Senden bir tane daha var mı adamım?
Aile işini sevmene, kardeşlerine kol kanat germene, Winslow ile soruşturma konusunda farklı fikirlere sahip olsanızda saygılı davranmana ve hislerine sahip çıkmana bayıldım. Karakterlerin zorlamadan duygularını kabullenmelerini, gereksiz yanlış anlama klişe aldatma durumlarının olmamasını sevdim.
Kitaba polisiye gözüyle bakarsanız büyük bir yanılgıya düşersiniz.