Korku-gerilim türünde pek kitap okumam genelde. Kafes okuduğum ilk gerilim kitabıydı. Kitaba başlamadan önce bir tereddütüm vardı."Karakterin gözleri hep bağlıysa bana çevresini nasıl anlatacak? Sadece iç seslerini mi dinleyeceğiz?" Bu şekilde olsaydı çok üzülürdüm çünkü kitabı büyük hevesle almıştım elime. Tom karakterine aşık olmuştum adeta cesur oluşu beni çok etkilemişti :)
Malorie ise yerinde olmak istediğim bir karakterdi. Güçlü bir kadındı,tüm korkularına ve güvensizliklerine rağmen. Onu hayatta tutan şey çocuklarıydı,her şeyi daha dünyayı hiç görmemiş çocukları için yapıyordu. Göz bağlarına rağmen yazarın bize karanlıktan daha başka şeyler aktarabiliyor olması da ayrı bir başarıydı.
İyi bir korku-gerilim kitabı okuyucusu için biraz klasik bir eser olabilir fakat benim gibi yeni başlayanlar için oldukça güzel bir eser :)