Anna KareninaLev Tolstoy (SPOILER)
Diğer yapılan incelemelerden de istatistiksel olarak kitabın zaten ne kadar başarılı olduğunu gerek filminin çıkmış olmasından gerek Fyodor Dostoyevski “Çağımızın Avrupa edebiyatındaki benzerlerinden hiçbirisinin, kendisiyle boy ölçüşemeyeceği kadar kusursuz, mükemmel ve ölümsüz bir sanat eseridir.” yorumunda anlayabiliyoruz.
Bana kalırsa roman tamamen aşkın bir insanın iyi kötü farketmeksizin kendisine nasıl da yabancılaştırdığının en büyük örneği ve de boşluğunda nasıl farklı alanlarda kendisini doldurulmaya çalışılacak bir duygu olduğunu görüyoruz.
Kiti bunu dinde, insanlara yardım etmekte olduğunu düşünüp bununla doldurmaya çalışır açılan boşluğu.
Levin kendisini işine. Anna oğluna, Aleksey Aleksandroviç kendisiyle. Koznışev edebiyat, felsefe gibi konularla.
Açıkçası “Levin” karakteri bana Charles Dickens ‘ın “Sydney Carton” karakterini anımsattı.İkisinde de kendimde bir takım izler bulmuş ve çok yakın hissetmiştim.
Size “Anna” karakterini çok anlatmak isterdim, belki de anlamak isterdim desem daha doğru olur ama hiçbir zaman anlayamam belki de.Aşkı böylesine cesurca yaşayan bir kadını da yargılamak bana düşmez.Levin’i bu denli kolay etkilemeyecek olsa ve onu evcimen diye nitelendirmese daha iyiydi ama.:)
Levin’e odaklanacak olursa dışarıdan bu kadar basit, yeri gelince gerçekten de hiçbir şey anlayamayan biri olup kafasında bir an olsun susmayan düşünceleri inanılmaz derece yüreği olan bir insanı tanıma şansı verdiği için onunla aşk acısı çekip, onunla biçme fırsatı verdiğin için teşekkürler Lev Tolstoy
Kafamızın içinde ne kadar Kiti gibi yalnızca onun gibi ol, daha iyi ya da daha kötüsü olma yalnızca onun gibi ol desekte, sonumuz hep Anna-Vronski gibi oluyor.Ya Anna gibi sonuna kadar aşkın peşinden gidip ölüyoruz ya da Vronski gibi işin sonunda aşkın ağırlığı altında daha fazla yaşayamayıp önce birliklerde ölüme ilerliyoruz.