Hazzın önemli bir türü ve böylelikle ahlaklılık kaynağı, alışkanlıktan doğar. Alışkın olunan şey daha kolay, daha iyi, yani daha severek yapılır, bu sırada bir haz alınır ve alışkın olunan şeyin kendini kanıtladığı, yani yararlı olduğu deneyim sonucu bilinir; birlikte yaşanabilen bir töre yeni, henüz kanıtlanmamış tüm denemelerin tersine, iyileştirici, yararlı olduğunu göstermiştir. Buna göre töre hoş ve yararlı olanın birleşimidir, bunun ötesinde üzerinde düşünülmesini gerektirmez. İnsan zor kullanabildiği sürece, bunu törelerini uygulamak ve yaygınlaştırmak için kullanır, çünkü töreleri onun gözünde kanıtlanmış yaşam bilgeliğidir. Aynı biçimde, bireylerden oluşan bir cemaat, her bir üyeye aynı töreyi dayatır. Yanlış çıkarım şudur: kişi kendini bir töreyle iyi hissettiği, ya da en azından o töre sayesinde varoluşunu kabul ettirdiği için, bu töre gereklidir, çünkü kişinin kendisini iyi hissetmesinin biricik olanağı olarak kabul edilir; yaşamdaki esenlik duygusu sadece bu töreden kaynaklanıyor görünmektedir. Alışılmış olanın böyle, varoluşun bir koşulu olarak kavranışı, törenin en ince ayrıntısına dek uygulanır: geri kalmış halklarda ve kültürlerde gerçek nedensellik kavrayışı çok az olduğu için, her şeyin aynı biçimde işlemesi, batıl inanca dayalı bir korkuyla izlenir; töre zor, katı, zahmetliyse bile, görünüşteki en büyük yararlılığı yüzünden korunur. Aynı derecedeki esenlik duygusunun, başka törelerde de var olabileceği, hatta daha yüksek derecelere ulaşılabileceği bilinmez. Elbette, tüm törelerin, en katılarının bile, zamanla gevşedikleri ve yumuşadıkları ve en katı yaşam biçiminin bile zamanla bir alışkanlığa, böylelikle bir hazza dönüşebileceği görülmektedir.