Gönderi

Tırpan ve Satır
10/10
·335 syf.··
Beğendi
·
2024 33. kitabı
·
1339 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2024 10:03
Not (1): Bu incelemenin temelleri 45 dakikalık bir antrenman esnasında müziğin yardımıyla aniden atılmıştır. Antrenman ne kadar verimliydi emin değilim ama bu inceleme oldukça verimli oldu ve iddialı söylemlerde bulundu. Not (2): Cinsel uzuv imgelemine hassas olanların dikkatine. Çünkü birkaç yerde karşınıza çıkacak. Not (3): Kitap bahane dercesine, mitoloji-felsefe-bilim üçgenini ele aldım. Birinci ve ikinci nottaki içerikleri gerçekleştirmek için buna mecburdum. Yine de sözlüğe özgü yazacaklarım olacak. Bu sözlüğe başlayalı yaklaşık 3.5 yıl oldu. Neredeyse %80-85'ini okudum ve hatta bazı maddelerini birkaç kez okudum. Alıp da en başından okumadım tabii ki. Kimseye de öyle okumasını tavsiye etmem. Genel olarak mitoloji, Homeros, İlyada ve Odysseia ile ilgili kitaplar okurken mecburen sözlük okumak da gerekti ve çok işimi gördü. Bir maddeden başlayıp birçok maddeye sıçrayarak içinde kaybolduğum zamanlar oldu. Oldukça da keyifliydi. Bu süreçte Hesiodos'u okudum ki o da Tanrıların doğumunu anlattığı için bir nevî sözlük gibiydi ama Homeros'u o şekilde okumak mümkün değil. O yüzden Homeros'u hâlâ okumadım. Ancak kendisiyle ilgili çok şey okudum ve Homeros'u da yakında okuyacağım. Bu konudaki fikirlerimi şu incelemede anlatmıştım: #218468167 Şu linkte de sözlüğe yeni başladığım zamanlar okuduğum ve mitolojiye giriş yapacaklar için ideal olabilecek bir kitap olan Mitlerin Kısa Tarihi'nin incelemesi var: #106376502 Bu 3.5 yıl boyunca mitolojiyle ilgili çok şey okudum, kafa yordum ve bambaşka formlarını keşfettim. Eski kafamla "hayattan ve gerçeklerden kopuk uydurma şeyler" deyip geçtiğimde ne büyük cahillik sergilediğimi gördüm. Bu cehaletimi suratıma tokat gibi vuran kitaplardan biri de Joseph Campbell'ın Mitolojinin Gücü kitabıdır. Röportaj formatındadır ve içinde birçok konuyu barındırır. Onlarca alıntı yapma isteği uyandırır ve çok da keyiflidir. Yeni başlayacaklar için bu kitap da idealdir. Bu süreçte çok gerekli olmadığını düşündüğüm kitaplar da oldu ve elbette başlangıç için başka birçok kitap okunabilir. Ben kendi hikayemden söz ediyorum. Bu ön bilgilerden sonra esas kısma geliyorum. Aşağıda söyleyeceklerim konu ile ilgili olmayanlara kolay anlaşılır gelmeyebilir ama zaten bunları esasen kendim için yazıyorum. Birilerine faydası olursa da ne güzel. Başlayalım. Mitoloji, felsefenin de bilimin de babasıdır (felsefenin ortaya çıktığı dönem felsefe ve bilim ayrımı olmadığını unutmayalım, bu ayrım çok sonra gerçekleşmiştir). Kronos’un babası Uranos’un hayâlarını annesi Gaia'nın verdiği tırpanla kesip denize atmasıyla tanrısal uzuvdan çıkan ak köpükten güzeller güzeli Afrodit’in türeyivermesi gibi felsefe de mitolojinin hayâlarını kesmiş ve geriye yalnızca güzelliklerini bırakmıştır. Bu güzelliklere daha sonra döneceğim. Sonrasında, her ne kadar çokça tartışılan bir mesele olsa da, felsefenin bilimle ayrışması sonucu uzun soluklu tahtını kaybedişi, çekildiği geri pozisyon ve bir analize indirgenmesi de Kronos'un, oğlu Zeus tarafından devrilmesine benzer. Bilim iktidarı ele geçirir ve oldukça haklı bir zaferdir bu. En azından bugüne kadar gösterdikleriyle bunu ispat etmiştir. Zeus'un uçan kaçan herkesle bir yolunu bulup çiftleşmeye çalışması gibi bilim de bir yolunu bulur ve her türlü meseleyi bilimsel yöntemle incelemeye kalkar. E güzel de olur, döllerini saçtığı yerde yeni ürünler peyda olur. Ancak bence çok önemli bir kusuru vardır; ruhsuzdur. İşte burada mitolojinin o güzelliklerinden biri devreye girer. Size ruhu bilimin asla veremeyeceği güzellikte sunar. Öyle bir güzellikle sunar ki sadece ruh olur ve evrendeki fenomenleri açıklarkenki hikayelerinin gerçek olmadığı aşikâr hale gelir, en azından bugün yaşayan bizler için. Bu "açıklamalar" her ne kadar yanlış olsa da, işlevsel olarak baktığımızda mitolojiye "ilkel bilim" diyebiliriz. Bu açıklamaların yanlış olup olmaması kimin umrunda ki? Zaten bu konuda en iyi açıklamaları yapabilen bilim gibi bir yöntemimiz var. Biz mitolojinin bize sunduğu ruha ve hayranlık verici yaratıcılığa odaklanmalıyız. Bu yaratıcılığı tekil hikâyelerde de görebiliriz ancak esas büyü bütüncül bakışta. Ben yine de hem bu son dediklerimi hem de mitolojinin "ilkel bilim" oluşunu örnekleyen ve beni çok etkileyen bir örnek vermek istiyorum. Verebileceğim en güzel örnek satir Marsyas’ın acıklı hikâyesi. Kaval çalarken kendisiyle dalga geçen Hera ile Aphrodite'e kızan Athena kavalını atar ve onu alacak olana en büyük acıları yaşatacağına ant içer. Bizim saf satirimiz Marsyas da bu kavalı bulur ve başlar çalmaya. Bayılır çıkan sese ve adeta büyülenir, gider bundan daha güzel ses veren bir alet olmadığını iddia eder. Hatta Apollon'un lyra'sıyla bile yarışmaya kalkar (E be satir, e be satir, o kavalı çalarken gidip kırlarda nemf kovalasan ya). Ah safım, sen insan-keçi kırması bir varlıkken gidip koskoca Apollon'a niye kafa tutarsın ki? Üstelik yenenin yenilene istediğini yapacağı şartını koşan bir tanrıya. İlk yarışma sonuç vermez. İkincisinde Apollon Marsyas'tan kavalı tersine tutup çalmasını ister. Kendisi lyra'sını ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde bizimki kavalı öttüremez ve maalesef sonra Apollon onu öttürür. Nasıl mı? Tutar Marsyas'ı bir ağaca bağlar ve derisini yüzer. Marsyas bu korkunç işkence içinde can verir. Tabii Apollon sonradan çok pişman olur ve hatta lyra'sını kırar. Marsyas'ı da bir ırmak haline getirir. İşte Gökbel'de akan Çine Çayı bu ırmaktır. Çine Çayı'nın nasıl oluştuğunu gördünüz mü? İşte bu açıklama işlevinden dolayı "ilkel bilim" diyorum mitolojiye. Felsefe bu açıklamaların inandırıcı olmadığını göstererek mitolojinin hayâlarını kesmişti ve tahta oturmuştu. Ancak zamanla felsefenin hayâlarından biri anormalce büyümeye başladı. Çünkü kanser olmuştu ve bilim de felsefeden çıkıp bu büyük hayâyı kesti. Üstelik tırpanla değil, satırla. Böylece felsefe o tek hayâsıyla analiz yapmaya devam ediyor. İyi ki de ediyor, etmeli de (O büyüyen hayânın tamamen kesilip atılmasına ve felsefenin analize indirgenmiş olmasına pek sempati beslemiyorum ama durum bu). Peki bir gün "biri" de çıkıp bilimin hayâlarını kesebilir mi? Bilimin saltanatı sonsuza kadar sürecek mi?
Mitoloji
Mitoloji SözlüğüAzra Erhat · Remzi Kitabevi · 2019701 okunma
·
509 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık gardaşım. Mitolojilerle ilgili olarak aşağı yukarı ben de böyle düşünüyorum. Mitler, bilimden önce çevremizi algılamamıza ve anlamlandırmamıza yarayan bir yöntemdi. Din de bu işlevi görüyor(du). Bunun dışında daha d ailkel animist inançlar var bunlar da birer ilkel bilim sayılır. Mitoloji Sözlüğü benim de severek okuduğum yararlandığım bir kaynaktı, ben de 1 yılda falan okumuştum. İçinde biraz da Türk mitlerinden söz etseler tadından yenmezdi ama sağlık olsun. Bir de şu kitap var çok keyiflidir: Mitlerin Özellikleri
Megasonik Siklon
Gönderi Sahibi
Emre Teşekkürler Emre.