Huzur arayışının İstanbul'la buluşmasıyla ortaya çıkan bu eşsiz eser, edebiyat dünyası kadar benim için de ayrı bir yeri olacak. Kitapta İstanbul'un ve mekanların ayrıntılı tasvirleriyle karşılaşmak, musikinin ve aşkın dokunuşlarıyla zenginleştirilmesi okuma deneyimimi bambaşka bir seviyeye taşıdı. Mümtaz'ın Nuran'a olan tutkusu, bu büyülü şehre duyduğu derin sevgiyle şekilleniyor; Nuran, onun için İstanbul'un ta kendisi oluyor. Romanda doğu ile batı arasındaki ince çizgide gezinirken, her iki kültürün de aşırılıklarına sapmadan ustaca işlenmiş. Mümtaz'ın iç dünyasındaki karmaşa, toplumsal gerilimlerle birlikte detaylı bir şekilde işleniyor olması beni derinlemesine bir içsel yolculuğa çıkardı. Huzur'u ilerleyen zamanlarda tekrar okumak için şimdilik rafa kaldırıyorum.