"Uzun zamandır unutulan ama uzak bir geçmişi anımsatan bir koku gibi havada asılı kalmış bir histi bu."
Hyde
Herkese Merhabalar... Harika bir polisiye, psikolojik, gerilim, gizem romanı okumuş olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum Hyde'ın incelemesine. Dr.Jekyll ve Bay Hyde hikayesine yeni, özgün, çarpıcı ve Gotik bir yorum fakat burada Jekyll yok, yalnızca Hyde var. Dr.Jekyll ve Bay Hyde İskoç yazar Robert Louis Stevenson'ın 1886 yılında yayımladığı gotik uzun bir hikaye bilindiği üzere. Dr. Henry Jekyll, bir insanın iki kişiliğe sahip olduğuna inanan bir bilim adamı. Şeytan tarafı ve melek tarafı. Bu iki taraf birbirinden ayrılırsa insanın özgür olabileceğini düşünmektedir aynı zamanda. Bunun için birtakım kimyasal deneyler gerçekleştirir ve içtiği sıvı onu korkunç suçlar işleyen Hyde'a dönüştürür. Craig Russell'in romanı bu sarsıcı hikayeden esinlenmiş ve gerçekten fikrimce çok güzel bir roman çıkmış ortaya.
Kitabın konusuna gelirsek; Kitap Victoria dönemi Edinburgh'unda geçiyor. Başkomiser Edward Henry Hyde kentin baş dedektifi. Hyde , kendisini gören herkeste huzursuzluk ve çoğu zaman korku uyandıran yakışıklı, dikkat çekici ama sert görünüşlü bir adam. Doktoru ve aynı zamanda en yakın arkadaşı olan Samuel Porteous dışında herkesten sakladığı tuhaf bir durumu vardır. Edward Henry Hyde zamanda tamamen kaybolduğu epilepsi nöbetleri geçirmektedir ve bu nöbetlerde bambaşka boyutlara geçiş yapmaktadır. Hyde bir gün kendini Kelt ritüellerini andıran acımasız ve vahşice işkence edilerek asılmış bir adamın cinayet mahallinde bulur. Fakat oraya ne zaman ve nasıl gittiğini hatırlayamamaktadır. Böylelikle istemeden de olsa kendisinden şüphelenmeye başlar. Durumu ile ilgili hakikati teşkilattan ve amirinden de saklamaktadır. ( Ama ben amiri tuttum ya çok adil, asil ve anlayışlı bir adamdı. Harikasın amir harika.:) ) Cinayetler tekrarlanır, Hyde cinayetlerle ilgili soruşturmasına devam ederken kendini sırlarla örülü karanlık bir Okültizm ağında bulur. Bununla birlikte asıl yanıtlar Edward Hyde'ın başka boyuttaki egzotik dünyasının sembolizminde yatmaktadır. Hayalle gerçeğin rüyalarla nöbetlerin birbirine karıştığı bu silsilede Hyde aklını kaçırmamak için katili bulmak ve onunla yüzleşmek zorundadır.
Kitabı gerçekten büyük bir merak ve heyecanla okudum. Gerek konusu, gerek gizem içinde gizemi, ters köşesi, soruşturmanın gidişatı. Edward Hyde'ın epilepsi nöbetlerinde deneyimlediği gerçeklikler. Her satırı kendisini hiç azalmayan bir tempoyla okuttu. Akıcı ve sürükleyiciydi de. Böyle kitaplara bayılıyorum. Ve sonunda da hiç ummadığım karakter gerçek Hyde'ı simgeleyen bambaşka biri çıkınca şok oldum. Kitabın dili ve anlatımı da muazzamdı. Keltlere ve tarihe yönelik bilgiler, o dönemin tarihi ve gotik mimarisi de akıcı bir üslupla kitaba işlenmişti. Sanat tarihinin satır aralarında yansıtılması da çok ilgi çekiciydi ve farklı kültürlerin ve ülkelerin tarihi, sanatı, kültürü çok ilgimi çektiği için de kitabı beğendim. Detaylı betimlemeleri de yerli yerindeydi. Craig Russell'in daha önce Kanlı Masallar ve Şeytani Boyut kitaplarını okumuştum. Bu kitabını da okumayı çok istiyordum ve hayal kırıklığına uğramadığım için memnunum. Kanlı Masallar'ı pek beğenmemiştim. Ama Şeytani Boyut bu kitaptan da güzeldi. Özellikle bu türe ilgi duyanlara kesinlikle tavsiye ederim.
Kitaplarla ve,
Sevgiyle kalın...<3