Gönderi

70'lerin, 80'lerin, 90'ların çocukları, haydi zamanda yolculuğa!
Puan vermedi·496 syf.··
2024 51. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2024 10:21
O yıllardan konuşalım mı biraz? Her şeyin çok başka olduğu, İmkanın az, huzurun çok olduğu yıllardan... Her ne kadar zor zamanlar geçermiş olsak da dönme şansımız olsa bir an bile tereddüt etmeyeceğimiz yıllardan... Eminim vardır herkesin söyleyecek birkaç sözü. Ne dersiniz? Şarkılar bile bir başkaydı değil mi? Pilli eski radyolardan çalan... Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım Unutma beni, unutama beni. Arkası yarınlar vardı, dedemin hiç kaçırmadığı. En heyecanlı yerinde biter, ertesi gün kaldığı yerden devam ederdi. Müptelası olur, diğer gün saatini beklerdim. Edebiyat ihtiyacımız bile oradan giderilirdi: radyo tiyatroları, romanlar, hikayeler... kitap okumayanlar radyolardan dinlerdi. Bir edebiyat vasıtasıydı elimizdeki tek teknoloji aracı, William Shakespeare'i, Refik Halid Karay'ı kim bulmuş, kulağımızda bildik bir tını: Gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni Unutamadım, unutamadım ne olur anla beni. Zorlu okul yolları... Çoğumuz fişlerden öğrendik okuma yazmayı. "Birinci sınıflarda bir duvarda da okuma fişleri bulunurdu. "Ali bana top at" gibi basit cümlelerden oluşan fişler büyük kartonlara yazılır, du­vara boydan boya gerilmiş iplere asılırdı." (s. 76) Gözümüz gibi bakardık onlara, Ali'nin ata baktığı gibi. Öğretmen fasulye isterdi, ninem gerçek fasulye koyardı çantama. Onlarla öğrendim birçok şeyi, plastik olanlara hiç ihtiyaç duymadan... O yıllarda okula dair tek bir fotoğrafım var, okulun merdiveninde öğretmenim ve arkadaşlarımla, üzerimde büyük gelen okul kıyafeti, arkasında birkaç not: "Hayata giren fotoğraf miktarı çoğalınca değeri düştü. Oysa eskiden fotoğrafların arkasına yazılar yazılır, albümlerin yaprakları­nın arasında çiçek kurutulurdu." (s. 221) Kemalettin Tuğcu okurduk, hepsi mutsuz çocuk öyküleri... Ve Ömer Seyfettin, bulabilirsek Gülten Dayıoğlu İki üç yıl önce görüştüm kendisiyle, yeni kitabına hazırlanıyordu, gözlerim doldu. Şimdi e kitaplara döndü okuyuşlar, ileride basılı kitaplar olmayacak diye öyle korkuyorum ki... Şöyle bir cümle kurar mıyız: "Bizim zamanımızda kitap diye bir şey vardı, kağıttan yapılıyordu. Düşü­nebiliyor musunuz?" "Birçok kadın hayatlarının tek çiçeğini istenir­ken aldılar, onları da doya doya koklayamadan misafir oda­sındaki vazoya koymak zorunda kaldılar." (s. 265) Bir söz okumuştum geçenlerde, "Nene" dedim, "Dedem sana hiç çiçek aldı mı?" Durdu ve şöyle dedi: "Bana aldığı fistanların hepsi çiçekliydi..." Ninemi düşündüm, gerçekten de öyleydi. Yine de zordu kadın olmak, en başından beri... "Ama kızların eğitiminde alfabenin ilk harfi erkeklerin güvenilmez olduğuydu." Hepimizde var biraz nostalji aşkı... Seksenler dizisi bunca yıl boşa devam etmiş olamaz. Eski diziler bile bir başkaydı. Yedi Numara, Bir Demet Tiyatro, Kaygısızlar... Hatta tesadüfe bakın, şu an bu incelemeyi yazarken TRT'de Perihan Abla, Nostalji Kuşağı. Biraz daha eskiye gidelim mi? Komiser Colombo, Charlie'nin Melekleri, Dallas... Ne mümkün Ceyar'ı unutmak? Gün boyu mahallede konuşmamak... Gece olunca Adile Naşit masal okur, kuzucuklarım diyerek uyuturdu. Shakespeare misali, Ne mümkün, ah ne mümkün unutmak! Salçalı ekmekler, Mahalle maçları, Hava kararana kadar oynanan saklambaçlar, Misketler, uçurtmalar, içi daima çürük elma olan şekerler, Bayramlarda kapı kapı dolaşıp şeker toplamalar... Sonra mı? Sonrası yarın... 1970-2000 yılları arasını oldukça güzel resmetmiş Ayfer Tunç Birbirinden güzel fotoğraflar eşlik ediyor esere. Kendinizi o yıllarda buluyor, kolay kolay da bugüne dönemiyorsunuz. Döneme dair toplumsal, siyasal, sanatsal ne varsa hepsinden biraz var eserde. En çok da sizden...
Edebiyat
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size GelecekAyfer Tunç · Can Yayınları · 20242,487 okunma
·
158 Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Kalemle sardığımız teyp kasetleri, seni de unutmadık.
Eskilerin gerçekten anlamı vardı her konuda bence... O şarkıların anlamları, sokakta arkadaşlarımızla oynadığımız oyunlar, eve girmemek tüm arkadaşlar bir olup ailemize yalvarmalar, kızlar erkeklere karşı yaptığımız mahalle maçları, 5 taşlar, yakan toplar, 5 kuruş ile en sevdiğim çikolatayı alışım, kasetlere kaydettiğim şarkı söylemelerim, radyo yayınında yaptığım istek parçalar, annemin en sevdiği plakların o muhteşem tınısı, anneannemin evindeki sobada kızarttığımız ekmekler ve daha nicesi... Öyle sıcacık ki içim bunları hatırladıkça. Tabi yazarken gözlerimin dolmasıda bambaşka... Gerçekten herşey çok daha anlamlıydı.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Hep özlemle hatırlayacağız...
Radyolardan istekler yapılır Tüzün yağın bittiyse fincanla komşudan istersin camadir yıkama günleri temizlik günleri olur keke pasta denilirdi
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Her şeyiyle başka günlerdi...
İncelemeleriniz çok başarılı, çok güzel hocam; bir an o kitabın içine girip çıkıyorum, hemen bu kitabı okumalıyım diyorum 🙂 ve tabii ki nerde ah eski günler 🙃
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Gelmez o günler bir daha. Biz de eskidik onlar da...