Görev duygusu mu, yoksa sevdiği kadına duyduğu aşk mı kazanacak?
8/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2024 52. kitabı
Öncelikle belirtmeliyim ki, kitap çok akıcı gidiyor. Zaten sayfa sayısı sebebiyle de (50), çıtır çerez denilebilecek bir kitap. Stefan Zweig'i tanıyan ve okuyan herkes şunu çok iyi bilir ki; onun bu kadar tanınmasının ve kitaplarının da dünyada bu kadar çok okunmasının en önemli iki sebebi; yazdığı kitapların genelde ince ve içeriğinin de akıcı olmasıdır. Tekrar kitaba dönecek olursak : Savaş karşıtı görüşleriyle tanınan Zweig, I. Dünya Savaşı boyunca bu görüşlerini yaymayı kendine misyon edinmiş bir abimizdir. Mecburiyet isimli eserini de, tam olarak bu amaç ve hedef doğrultusunda yazmış zaten. Savaşa dair birçok duygu ve düşüncesini, bu kitap aracılığıyla okuyucuya aktarmak istemiş. Kitabın ismi önce "Firari" olarak düşünülmüş, lâkin daha sonra vazgeçilip "Mecburiyet" adı altında piyasaya sürülmüştür. Her ne kadar kitap çok akıcı gitse de benim gibi milliyetçiliği ve militarizmi benimsemiş, ve içselleştirmiş kişiler için 48 sayfayı bitirmek, o kadar da kolay olmadı, olmuyor gerçekten. Zira Zweig'in öne sürmüş olduğu savaş karşıtı tezler, "Vatan", "Bayrak", "Millet", "Devlet", "Ülke" ve "Vefa" kavramlarını bilen ve içselleştiren kişiler için çok basit bir şekilde çürütülebilecek tezler. Zaten tam da bu sebeple 48 sayfayı bitirmek bana zor geldi.. Yoksa kitap çok akıcı ilerliyor. Kitap, ülkesi ve milleti 1. Dünya Savaşı gibi ciddi bir savaşın ortasındayken, İçviçre'ye kaçan bir adamın hikayesini konu edinir. DİKKAT! : BURADAN SONRASI "SPOİLER İÇERİR!" Ana karakterimiz olan Ferdinand, ülkesinin içinde bulunduğu savaş sebebiyle silah altına girmesi gerekirken, savaş karşıtı görüşleri ve karısına duyduğu sevgi ve bağlılık sebebiyle İsviçre'ye kaçar. Kendisi İsviçre'ye kaçar kaçmasına ama, aklı sürekli ülkesinde ve yaptığının ne kadar doğru olup olmadığındadır. Kendi içinde sürekli bir sorgulama hâlindedir.. Her ne kadar savaş karşıtı görüşleri ve sevdiği kadına yani Paula'ya duyduğu sevgi onu İsviçre'ye kadar getirmiş olsa da, ülkesi ve milleti savaştayken, onun buralara kaçıp gelmesi onu bir süre sonra ciddi şekilde rahatsz etmektedir. Ve bir gün sürekli yapmış olduğu bu sorgulamaya son verme, ülkesine geri dönme ve savaşa katılma kararı alır. Daha sonra ise aldığı bu kararı, ona açıklar. Sevdiği kadın ise, onun aldığı bu kararı asla kabul etmez. Çünkü o da Ferdinand gibi savaş karşıtı bir kişiliğe ve hümanist düşüncelere sahiptir. Ayrıca Ferdinand'ı da gerçekten çok sever. Tam da bu yüzden ailesini geride bırakıp onunla birlikte İsviçre'ye kadar gelmiştir. Ferdinand, onunla uzun uzun bu konu üzerine tartıştıktan ve karısını yatıştırmak adına kabul edilmemesine sebep olabilecek birkaç ihtimali de belirttikten sonra, kendisine daha fazla zorluk çıkartmamasını ve müsaade etmesini söyler. Zira askerliğe el verişli olup olmadığı ancak giderse netleşecektir. Eğer ki el verişli çıkmazsa hem karısının istediği olmuş olacak hem de üzerindeki bu sorumluluktan kurtulmuş olacaktır. Lâkin Karısı yine kabul etmez. Asla gitmesini istemediğini, ve hep kendisiyle birlikte kalmasını istediğini söyler. Ama Ferdinand böyle yapmaz. Ferdinand, bir gün bir sabah eşinden habersiz askerliğe el verişli olup olmadığını öğrenmek için konsolosluğa gider. Ve her şey böyle başlar.. Acaba savaş karşıtı görüşleri ve aşkı için İsviçre'ye kaçan Ferdinand, vazifeyi mi, yoksa savaş karşıtı görüşleriyle birlikte aşkını mı tercih edecektir? Her şeye rağmen; görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalan bir adamın hikayesini, "Mecburiyet" adıyla Zweig'den okumak çok keyifliydi. Kitabın kalın olmayışı, sıkmayışı ve akıcı gitmesi kitabı güzel ve okunası kılan bence en önemli özelliklerden. Umarım hem yapmış olduğum incelemeyi hem de kitabı beğenirsiniz.. Herkese keyifli okumalar
İnceleme
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.