Küçücük yaşta büyük yüreği ile bizi kimi zaman hüzünlendiren,kimi zaman güldüren,kimi zaman yazılanlara sığınabilecek türdendir.
Zeze'nin ailesi yoksuldur,yoksulluğun verdiği sıkıntılar yüzünden aile içerisinde iletişimsizlik ve bu iletişimsizliğin içinde portakal fidanı ile iletişim kuran çocuğun dünyasıdır.
Özellikle babasına kızdığı Noel akşamı sahnesi dehşete düşersiniz,bir çok babanın çocuklarına bayramlık alamadığı,ufacık yaşlarda mecburi çalışan çocukları,bu yollarda bedelini canıyla veren bir çok çocuğun dramını gözler önüne getirir.
Aynı zaman da Zeze'nin ailesi tarafından itilip kakılmışlığı,bir kenara atılması,sevgisiz büyümesi günümüz bilinçsiz aile kavramını da güzel ele almıştır hele
zeze'nin yaramazlıkları yüzünden yediği dayakları okuyunca kimi zaman kendinizi ağlarken bulacaksınız ama bir taraftan dayak atanı yargılamayamazsınız bile çünkü zeze bize o kadar çıplak anlatmıştır ki ailesinin ferdlerini,her biri yerine kendinizi koyarken bulursunuz.
Bence olgun bir yaşa gelindiğinde okunması gereken bir kitap bu şekilde bireyi bir zaman yolculuğuna çıkarır ve bir çocuğun gözünden dünyaya bakmasını sağlar.